Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/4575
Karar No: 2017/1017
Karar Tarihi: 08.02.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/4575 Esas 2017/1017 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/4575 E.  ,  2017/1017 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; tarımsal sulama abonesi olan davalının, elektrik tüketimi nedeniyle tahakkuk ettirilen faturaları ödemediği gibi bu amaçla başlatılan takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; davacı tarafından takip ve dava konusu edilen faturalara ilişkin olarak menfi tespit davası açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 1.286,08 TL asıl alacak, 412,00 TL gecikme zammı ve 305,00 TL KDV yönünden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2013/13269 esas 2013/16731 karar sayılı 27/11/2013 tarihli ilamıyla “ Dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı aleyhine, Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğünün 2010/7319 E. Sayılı takip dosyası üzerinden, 2009/1 kaçak tahakkuku- 2009/1 kaçak ek tahakkuku ve 2009/3 otomatik dönem tahakkukuna ilişkin olmak üzere 27.657,60 TL asıl alacak, 9.968,27 TL gecikme cezası ve 1.794,29 TL KDV olmak üzere toplam 39.420,16 TL lik icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durmasına müteakip eldeki davanın açıldığı, davalı borçlu tarafından ise, takip tarihinden önce, takip konusu edilen faturalardan 30.01.2009 tarihli 8.447,20 TL lik kaçak ve 17.642,00 TL lik kaçak ek tahakkuku olmak üzere toplam 26.089,20 TLlik faturadan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkin ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/63 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığı ve mahkemece, davalı borçlunun davacı şirkete 18.629,75 TL borçlu olduğu anlaşılmakla, 7.459,45 TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve hükmün 10.04.2012 tarihinde kesinleştiği bunun üzerine eldeki davada mahkemece, davalı borçlu tarafından menfi tespit davasına konu edilmeyen, 2009/3 dönemine ait otomatik dönem tahakkukuna ilişkin 1.568,40 TL lik fatura yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sadece bu fatura yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    HUMK."nun 388. ve 389. maddeleri (HMK. 297.maddesi) gereğince, hüküm açık, sarih ve anlaşılabilir olmalıdır. Taraflara tanınan hak ve yükümlülüklerin tek tek hükümde gösterilmesi gerekir. Somut olayda, davacı şirketin talebi; 2009/1 kaçak tahakkuku- 2009/1 kaçak ek tahakkuku ve 2009/3 otomatik dönem tahakkukuna ilişkin olmak üzere 27.657,60 TL asıl alacak, 9.968,27 TL gecikme cezası ve 1.794,29 TL KDV olmak üzere toplam 39.420,16 TL nin tahsiline ilişkin başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar takip ve dava konusu edilen faturalardan 30.01.2009 tarihli 8.447,20 TL lik kaçak ve 17.642,00 TL lik kaçak ek tahakkuku olmak üzere toplam 26.089,20 TLlik fatura, davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında değerlendirilip sonuca bağlanmış ise de, eldeki davada, menfi tespit davası ile kesinleşen hükmün de dikkate alınıp menfi tespit davasına göre eldeki itirazın iptali davasının sonuçlandırılması gerekmektedir.
    Bu şekilde, sadece 2009/3 dönemine ait otomatik dönem tahakkukuna ilişkin 1.568,40 TL lik fatura yönünden hüküm oluşturulması infazda güçlük yaratacağından mahkemece, ...Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp kesinleşen menfi tesbit davası da dikkate alınmak suretiyle eldeki davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulduğu görülmektedir.
    Söz konusu bozma ilamı uyarınca; mahkemece verilen uyma kararı neticesinde, bilirkişi incelemesi için gerekli giderin eksik olduğu, davacı vekiline eksikliğin giderilmesi bakımından iki haftalık kesin süre verildiği, ancak verilen bu kesin sürede eksikliğin giderilmediği ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın çözülmesinin de mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde dava tarafça temyiz edilmiştir.
    1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
    04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere bozma kararına mahkemece uyulmuş olması taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak meydana getirir. Bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Çünkü, müktesep hakkın tanınması kamu düzeni düşüncesiyle kabul edilmiştir.
    Bu ilkeler ışığında somut olaya bakacak olursak, davacı tarafından dönem, kaçak ve ek kaçak tahakkuku dayanak yapılarak icra takibine başlanıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve işbu davanın açıldığı, bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde, kaçak ve ek kaçak tutanağına ilişkin menfi tespit davasının sonuçlanması gerekçe gösterilerek bu kısmın dikkate alınmadığı, sadece dönem tahakkuku yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, diğer kaçak ve ek kaçak tahakkuk kalemlerinin de dikkate alınması yönünde kararın bozulduğu, bu şekilde dönem tahakkukuna ilişkin hükmün davacı açısından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
    Açıklanan nedenlerle; bozma öncesi yargılama neticesinde davaya konu dönem tahakkukuna ilişkin verilen 1.286,08 TL asıl alacak, 412,00 TL gecikme zammı ve 305,00 TL KDV yönünden itirazın iptaline yönelik hükmün bozma kapsamı dışında kaldığı ve davacı açısından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile belirtilen kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi