3. Hukuk Dairesi 2017/1387 E. , 2017/1026 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde mülkiyeti davalı ... Belediyesine ait olan iş yerinde 1966 yılından itibaren davacının babasının, 1990 yılından sonrasın da ise davacının kiracı olduğunu, işyerinin ...Şehir Garajında bulunduğunu, davalı belediyenin ...Şehir Garajı müştemilatında bulunan bir kısım iş yerlerini tahliye ettiğini, bir kısmına da tahliye davası açtığını, tahliye davası devam ederken çalışma yapıyoruz gerekçesiyle iş yerinin önünü kazarak davacının, çalışmasını engellediğini, dava devam ettiği halde davacıyı fiilen tahliye etmek isteyen belediyenin iş yeri açma ruhsatındaki 15 m2 olarak belirlenenden daha fazla olarak 55 m2 iş yeri işlettiği gerekçesiyle iş yerini mühürlediğini, bunun üzerine davacının, ...İdare Mahkemesine başvurarak mühürleme işleminin iptaline karar verilmesini talep ettiğini, ...İdare Mahkemesinin 2008/958 E. ve 2009/1051 K. sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verdiğini, kararın Danıştay’ın ilgili dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davalı belediyece karar kesinleşinceye kadar gerçekleşen davacının zararlarının karşılanmadığını, olay tarihi olan 2008 yılında davacının maddi zararının 5.000,00 TL olduğunu, ayrıca haksız işlemle davacının, ticari faaliyetlerinin engellenmiş bulunduğundan iş yerine taşınıncaya kadar geçen sürede uğramış olduğu maddi zararlarının da 5.000,00 TL civarında olduğunu belirterek bu maddi zararların bugüne kadar faizi ile birlikte değerlendirildiğinde davalı belediyenin haksız ve kanuna aykırı olarak davacının iş yerini kapatması ve ayrıca yasaya aykırı olarak mal ve eşyalarını tahliye etmeden iş yerini yıkarak davacının, mal ve eşyalarına zarar vermesi nedeniyle davacının uğramış olduğu 15.000,00 TL"lik maddi zararın yanında duyduğu üzüntünün ve sıkıntının karşılığı olarak da 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı belediyeden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise davacının iddialarının kamu hizmeti ve hizmet kusuruna yönelik olduğunu, bu nedenle idari yargıda tam yargı davası açması gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı Belediyenin yaptığı eylem ve işlemlerin idari eylem ve işlem vasfında olduğu, İdarenin eylem ve işlemleri nedeni ile zarar gören kişilerin idare mahkemelerinde tam yargı davası açarak zararlarının tazminini talep edebileceği gerekçesiyle mahkemenin yargı yolu yönünden görevsizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından taraflar arasında işyeri kira sözleşmesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı bu kira sözleşmesine dayanarak davacının iş yerini işletmesine engel olması, kapatması ve ayrıca yasaya aykırı olarak mal ve eşyalarını tahliye etmeden iş yerini yıkarak davacının, mal ve eşyalarına zarar vermesi nedeniyle uğramış olduğu 15.000,00 TL"lik maddi zararı ile duyduğu üzüntünün ve sıkıntının karşılığı olarak da 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren” HMK 4/a maddesinde: kiralanan taşınmazların, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı icra ve iflas kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların” Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda özel hukuk hükümleri uygulanmalıdır. Kira sözleşmesinin idari işlemle veya özel olarak kurulmasının önemi bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi kurulduktan sonra kira sözleşmesinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklara bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğundan mahkemece bu yönde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle yargı yolu yönünden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.