3. Hukuk Dairesi 2017/3421 E. , 2017/1030 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının dava konusu kahvehaneyi 15/06/2005 tarihli ve 5 yıl süreli kira akdi ile davalı ...’tan kiraladığını, davalı ...’a 10.000 $ teminat karşılığı bedel ödediğini, bu ödemenin karşılığında da davalı ...’un davacıya 10.000 $ karşılığında teminat senedini imzalayıp verdiğini, 2006 yılı Nisan ayının başlarından itibaren davalıların üçünün birden davacıya kahvehaneyi bırakması hususunda baskı ve tehditlerde bulunmaya başladıklarını, bu tehditler nedeniyle davacının 28/06/2006 tarihinde iş yerini geçici olarak kapattığını, anahtarlarını değiştirdiğini, hatta ikametgahını dahi terk ettiğini, belirterek davacının kira akdi sırasında davalıya verdiği bonoya dayalı 10.000 $ alacağının fiili tahsil anındaki TC. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak olay tarihinden itibaren işlemiş dava sonuna kadar işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsiline karar verilmesini istemiş, davacı birleşen dava dilekçesinde ise; davacının 28.06.2006 tarihinden beri yasal işletmecisi olduğu kıraathaneyi davalıların , hukuka aykırı ,suç teşkil eden tehdit ve baskıları nedeniyle işletemediğini, 4 yıllık işletme hakkı ve gelirden mahrum kaldığını, davacının bu zararlarına, taşınmazı kiraya veren ... ile diğer davalıların birlikte sebep olduklarını, telafisi imkansız manevi zarara uğradığını, belirterek tadilat ve dekorasyon masrafını 18.500.00 YTL ile kıraathanenin demirbaş eşyaları olan 12 adet masa, 150 adet sandalye, 1 adet 137 ekran televizyon ile muhtelif mutfak gereci bedeli olarak 16.500.00 YTL olmak üzere maddi zararlara karşılık toplam 35.000.00 YTL maddi tazminat ile davacının ve ailesinin uğradığı manevi zararlara karşılık olarak 15.000.00 YTL manevi tazminat talep etmiş, davacı vekili 27/11/2012 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda; Birleşen dosya yönünden; kıraathanenin dekorasyon ve işletme içi demirbaş harcamaları karşılığı olarak toplam talebini
ve kıraathanenin kira akdinin sonuna kadar işletilmesinden mahrum kalınması nedeniyle gelir kaybı zararı taleplerin 66.300 TL olmak üzere 67.291,76 TL artırarak toplam 102.291,76 TL maddi tazminat ve 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işlemiş ve dava sonuna kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisine ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davanın kabulü ile 11.700,00 TL nin dava tarihi olan 02/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile, kar kaybı alacağı olarak toplam 71.300,00 TL üzerinden takdiren %20 Hakkaniyet İndirimi Uygulanmasına, kalan 57.040,00 TL nin, Dekorasyon bedeli alacağı olarak 22.235,18 TL ile birleşen dosyadan Usulsüz Haciz Nedeniyle elinde bulundurduğu mallardan alacak olarak, 8.756,58 TL"nin, birleşen dosyanın dava tarihi olan 02/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...’tan tahsiline, 10.000 TL manevi tazminatın birleşen dosyanın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 818 sayılı B.K.nun 65.maddesi ve halen yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 81.maddesine göre hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 16.maddesinde ise; Hava parası olarak veyahut her ne nam ve suretle olursa olsun kira bedelinden fazla para alanlar, bunlar namına hareket edenler veya bunlara tavassut edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis ve üç yıllık kira bedeli tutarınca adli para cezasına hükmolunacağı düzenlemesi mevcuttur. Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının, kahvehanenin kiralanması sırasında davalı ...’a 10.000 $ teminat karşılığı bedel ödediğini, bu ödemenin karşılığında da davalı ...’un davacıya 10.000 $ karşılığında teminat senedini imzalayıp verdiğini beyan etmiştir. Söz konusu senedin arka yüzünde “ön yüzde yazılı senet (bono) yalnız devir (hava) parası karşılığı olup dükkanını ... geri alma durumunda işleme konma hakkına sahip olduğundan; başka bir nedenle işleme konulamaz….” İbaresi yazılmış olup taraflarca da imzalanmıştır. Taraflar 10.000 $ bono bedelinin hava parası olduğunu açıkça kabul etmişlerdir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre davacı emredici nitelikteki yasa hükümlerine aykırı olarak ödediği hava parasını davalıdan geri isteyemeyeceğinden, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2-Birleşen davada, davalı kiralayan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar (hüküm), tarafların iddia v savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, davanın kabulüne karar verildikten sonra hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde, sanki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş gibi karar verilmesi de doğru değildir.
Davalı vekilinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin yapılan incelemede; Mahkemece, “birleşen dosyanın davalıları olan ... ve ...’nin ise olayda bir kusurlarının bulunmadığı gibi bu davada pasif husumetinin de bulunmadığı, gerekçesi yazılı olmasına rağmen hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde “Birleşen dosyadan Manevi Tazminat olarak 10.000,00 TL"nin Birleşen dosyanın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ..."den müştereken ve müteselsilen alınıp davacı tarafa ÖDENMESİNE,” şeklinde hüküm kurularak gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiştir. Bu nedenlerle mahkemece gerekçe ve hükmü çelişkili, infazda tereddüt yaratacak ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan bir şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, birleşen dosyada bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, HUMK"nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.