3. Hukuk Dairesi 2016/20431 E. , 2017/1218 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı oğluna 750 TL yardım nafakası ödemekte olduğunu, ancak işlerinin bozulması sebebi ile ekonomik olarak zor düştüğünü ve şirketini kapatmak zorunda kaldığını belirterek, yardım nafakasının tamamen kaldırılmasını, bunun mümkün olmaması halinde ise uygun bir miktara indirilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının başka isimler altında kurulan şirketler ile halen iş yaşamına devam ettiğini, ayrıca aylık 750 TL nafakanın dahi günümüz ekonomik koşullarında yetersiz kaldığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, ...1. ASHM"nin Aile Mahkemesi Sıfatı ile 2008/641 Esas 2009/433 Karar sayılı ilamı ile 500 TL"ye hükmedilen yardım nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 200 TL"ye düşürülmesine, nafakanın her ay ödenmek ve mükerrer ödemeye neden olmayacak şekilde davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-TMK.nun 328/1.maddesi hükmü gereğince “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır.
TMK. nun 364.maddesine gore; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeslerine nafaka vermekle yükümlüdür."
Aynı Kanunun 365/2.maddesınde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Eğitimine devam etmekte olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun"un 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda, taraflar hakkında yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasında, davalının üniversite öğrencisi olduğu, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, davacı babanın ise çalışmadığı, ailesinin yardımı ile geçindiği ve ortağı olduğu şirketin iflas ettiğinin belirtildiği, ayrıca resmi kurumlardan gelen yazı cevaplarına göre davacının vergi ve SGK prim borçlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Alaplı Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü"nden gelen yazı cevabına göre davacının "bar-meyhane-birahane içecek sunum faaliyetleri" işyeri kolundan 03.02.2010 tarihinde faaliyete başladığı ve mükellefiyet kaydının halen devam ettiği belirtilmiş, buna karşın mahkemece davacının bu işten elde ettiği gelir durumuna ilişkin gerekli araştırmanın yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
O halde mahkemece, öncelikle davacının aylık ve yıllık gelirlerinin ayrıntılı şekilde yapılacak araştırma ile net olarak saptanmasından sonra, tarafların ekonomik ve sosyal durumları hakkında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca kabule göre de, davalı lehine ...1.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi"nin 2008/641 E., 2009/433 K.sayılı kararı ile hükmedilen 500 TL yardım nafakası miktarının, Dairemizin 09.11.2009 tarih ve 2009/17363 E.-2009/17749 K.sayılı ilamı ile 750 TL olarak düzeltilmesi ve kararın bu şekliyle onanmış olması göz önüne alınarak, değerlendirmenin davacı lehine hükmedilen 750,00 TL yardım nafakası üzerinden yapılması gerekirken, 500,00 TL nafaka miktarı üzerinden hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.