8. Hukuk Dairesi 2009/5617 E. , 2010/1131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil,elatmanın önlenmesi ve yıkım
Davacı-karşı davalılar ... ve ...ile davalı-karşı davacı Hazine, davalılar ... ve ...,dahili davalı Yenimahalle ... Başkanlığı aralarındaki tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 7.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.03.2009 gün ve 850/95 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümleri yazılı 216,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 49,68 TL"nin temyiz eden Yenimahalle ... Başkanlığından alınmasına ve 15,60 TL peşin harcında onama harcına mahsubu ile kalan 250,78 TL"nin temyiz eden ... ve ..."dan alınmasına 18.03.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı kişi, dava konusu yeri 30 yılı aşkın süreden beri zilyetliği altında olduğuna açıklayarak MK.nun 639/1, TMK.nun 713/1 maddesine tutunarak tescil talep etmiştir.
Davalı Hazine dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Ayrıca, karşı davacılar davacı kişinin bu yerdeki yapılarının yıkımını istemiş ve elatmanın önlenmesini talep etmiştir. Mahkemece, kararda yazılı olduğu üzere, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı Yenimahalle ... Başkanlığı, davacı kişi ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; davacı ... ... ve ...vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde olmadığından REDDİNE,
Hazine ve ... ... Başkanlığının temyizlerine gelince: dava konusu yerin 1953 yılında yapılan tapulamada ekilemez arazi olarak tescil harici bırakıldığı tartışmasızdır. Davacı taraf dava tarihinden geriye doğru 30 yıl süren kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunmuştur. Mahkemece mahallinde birden fazla keşif yapılmıştır. Dosyada mevcut 08.03.2007 tarihli kadastro teknisyeni H. ...imzalı rapor kapsamına göre; “…1970 yılına ait 1/5000 ölçekli uçuş paftası üzerinde yapılan incelemede, dava konusu yer üzerinde ev ve bahçe olarak herhangi bir kullanımın ve tesisin bulunmadığı, dolayısıyla 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddelerine göre, şartların davacı lehine oluşmadığı …” bildirilmiştir. Yine, 27.03.2007 tarihli bilirkişiler Cemal Yüksel (ziraat mühendisi), ... (jeoloji mühendisi), ... (kadastro teknisyeni) kurulunca verilen müşterek raporda; dava konusu yerde imar ve ihyanın tamamlandığına ilişkin hiçbir bulgunun yer almadığı açıklanmıştır. Daha sonraki keşiflerde, 1944 tarihli hava fotoğrafının uygulanması davacı kişi lehine herhangi bir delil oluşturmaz. Çünkü, 1953 yılındaki tapulamada ekilemez arazi olduğu tartışmasızdır. 1991 tarihli hava fotoğrafında, bu yerde ev … vs. görülmesi dava tarihine göre zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediğinin açık kanıtıdır. Dosyadaki güçlü delil olarak belirlenen bu bilgi ve belgeler göz ardı edilerek davacı kişiler lehine kabul kararı verilmesi ve böyle bir kararın Daire çoğunluğu tarafından onanması kanuna aykırı olmuştur.
Hal böyle olunca, davacı kişilerin davasının tümüyle reddine karar vermek gerekirken mevcut deliller göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Böyle bir kararın onanması da kanaatimce doğru olmamıştır. Buna karşın Hazinenin açtığı davaların kabul edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, dava konusu yer Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalmaktadır. Büyükşehir ... Başkanlığına husumetin yöneltilmesi yasa gereğidir. Taşınmazın bulunduğu köy ise mahalle konumunu almıştır. Tüm bu sebeplerle Daire çoğunluğunun görüşlerine katılamıyorum. Kararın usulden ve esastan bozulması gerektiği kanaatindeyim 18.03.2010