4. Ceza Dairesi 2020/2984 E. , 2020/21084 K.
"İçtihat Metni"
Hakaret, tehdit ve taksirle ölüme neden olma suçlarından şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/10/2019 tarihli ve 2019/65879 soruşturma, 2019/87640 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 04/12/2019 tarihli ve 2019/5003 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin eşi ..."in şüphelilere verdiği borcun ödenmemesi üzerine bunalıma girerek intihar etmesi neticesinde ölmesinde şüphelilerin kusurunun olduğu, ilgili borcun şüpheliler tarafından müştekiye ödenmediği ve şüpheliler tarafından müştekiye hakaret ve tehdit eylemleri gerçekleştirildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca daha önce aynı konularla ilgili soruşturma (2017/102452, 2017/97938 ve 2017/97939 soruşturma sayılı dosyalar) yürütüldüğünden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, taksirle ölüme neden olma suçundan verilen kararın yerinde olduğunun değerlendirildiği, ancak hakaret ve tehdit suçları yönünden verilen kararın eksik soruşturma ile verildiği, şüpheli ... tarafından müştekinin cep telefonu hattına 2019 yılı Ocak Ayı içerisinde gönderildiği iddia edilen ve bir örneği dosyaya ibraz edilen, "Orospu çocuğunun önde gideni sensin puşt sen ölmeyi bayılmak sanıyorsun galiba benim ayarlarımla oynamaya çalışma boşuna mahkemeden önce ellemiycem sana mahkeme sonuçlanınca görüşecez seninle o lafları münasip bir yerde konuşacaz seninle" şeklindeki ve "Götveren ibne" şeklindeki mesaj içeriklerine ve şüpheliler tarafından müştekinin huzur ve sükununu bozma amacıyla polis süsü verilmek suretiyle 28/02/2019 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen telefon aramalarına ilişkin daha önce soruşturma yürütülmediği anlaşılmakla, gerçekten iddia edildiği gibi arama ve mesaj gönderme eylemlerinin olup olmadığının tespiti bakımından HTS kayıtları celp edilerek şüphelilerin beyanlarına başvurulduktan sonra şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK"nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 160/2. maddesinde "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."" 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli şüpheyi uyandıracak delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli şüpheyi uyandıracak delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK"nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı"nın delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK"nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
CMK’nın 172/3. maddesinde ise; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"ne yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır.
İncelenen somut olayda; şüpheliler ..., ... ve ... hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/102452, 2017/97938 ve 2017/97939 numaralı soruşturma dosyaları üzerinden, başkasını intihara yönlendirme suçu yönünden soruşturma yapıldığı, 2017/97939 sayılı soruşturma dosyası üzerinden ayrıca şüpheli ... hakkında tehdit ve hakaret suçundan da soruşturma yapıldığı, soruşturma sonucu kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen tüm bu dosyalarda suç tarihlerinin 2015-2017 yılları arası olduğu, kanun yararına bozma konusu edilen 2019/65879 soruşturma sayılı dosyada ise, müştekinin 12/04/2019 tarihli ifadesi ve ekinde sunduğu mesaj görüntülerinden anlaşılacağı üzere, suç tarihinin 2019 yılı olduğu anlaşılmakla; şüphelinin müştekiye yönelik tehdit ve hakaret suçlarını işlediğine ilişkin yukarıda izah edilen CMK"nın 170/2. maddesinde belirtilen yeterli şüphe oluşturacak delillerin bulunmasına rağmen verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın, kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 04/12/2019 tarihli ve 2019/5003 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 23/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.