Hukuk Genel Kurulu 2017/48 E. , 2019/372 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.02.2010 tarihli ve 2008/745 E., 2010/49 K. sayılı karar davalı vekilince temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.03.2012 tarihli ve 2010/12984 E., 2012/4048 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı vekili, müvekkiline müşavirlik hizmeti veren davalının, ithalatı yapılan ürünler için düzenlediği gümrük giriş beyannamesinde GTİP numarasını yanlış beyan etmesi nedeni ile müvekkiline ceza tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, 44.752,50 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, GTİP"nin doğru belirlenebilmesi için davacı tarafından doğru beyanda bulunulması gerektiği halde davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin gümrük beyannamelerini eksiksiz olarak doldurması nedeni ile kusursuz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, GTİP numarasının gümrük beyannamesine doğru yazılmasının davalının sorumluluğu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan tazminatın tahsiline ilişkin olarak açılmış olup, uyuşmazlık esas itibariyle davalının iddia edilen eylem nedeni ile bir kusuru bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık bu niteliğine göre özel bilgiyi gerektirir nitelikte bir uyuşmazlık olup nitekim yerel mahkemece de bu husus kabul edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması cihetine gidilmiştir. Uyuşmazlık özel bilgiyi gerektirdiğine göre, mahkemece gümrükleme işlemlerinden anlayan bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak ileri sürülen işlemin davalı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalı tarafından yapılmış ise davalının bir kusuru bulunup bulunmadığı, davalının savunmaları da karşılanmak suretiyle tespit ettirilerek neticesine göre karar vermek gerekirken, gümrükleme hususunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan avukat bilirkişiden alınan bilirkişi raporuna göre hüküm verilmesi uygun olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirket adına müşavirlik hizmeti veren davalı şirketin ithalat için verdiği gümrük giriş beyannamesinde Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (G.T.İ.P) numarasını yanlış bildirmesi üzerine müvekkili şirkete 44.752,50TL tutarında ceza tahakkuku yapıldığını ve müvekkilinin cezayı ödemek zorunda kaldığını, söz konusu cezanın tamamen davalı müşavirlik şirketinin kusurlu davranışı sonucunda meydana geldiğini ve G.T.İ.P belirleme işleminin müşavir şirketin görev ve yetkisinde olduğunu, müvekkili şirketin bu konuda bir bildirimde bulunmadığını, sadece ithal edilecek emtianın faturası ve ithalatla ilgili diğer evrakın müvekkili tarafından ibraz edildiğini, fatura ile G.T.İ.P. belirlenememesi hâlinde müşavirlik şirketinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre küşat hakkının bulunduğunu, bu hakkın da davalı müşavirlik firması tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin dava konusu emtianın ithalatı için gümrük giriş beyannamesinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234’üncü maddesi gereğince müşavirlik şirketince G.T.İ.P. numarasının yanlış beyan edilmesinden dolayı gümrük idaresince kesilen cezayı itirazsız olarak ödediğini, ceza tutarının davalı şirketten 23.06.2008 tarihinde İzmir 25. Noterliği aracılığıyla gönderilen ihtarname ile talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek müvekkili şirket tarafından ödenen 44.752,50TL tutarındaki cezanın davalı şirketten faizi ile birlikte tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, G.T.İ.P."nin doğru belirlenebilmesi için davacı tarafından doğru beyanda bulunulması gerektiği hâlde davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin gümrük beyannamelerini eksiksiz olarak doldurması nedeni ile kusursuz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece, davalı şirketin davacının gümrük müşavirliği hizmetlerini sözleşmeyle yerine getirdiği, davacı adına ithal edilen eşyalar için İzmir Gümrük İdaresi’ne vermiş olduğu gümrük beyannamesinde eşyaların G.T.İ.P numarasını yanlış bildirmesi neticesinde davacının 44.752,50TL ceza ödemek zorunda kaldığı, cezanın kesilmesinde davalının kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece önceki gerekçelere ilâveten “…Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilgili bozma ilamı gerekçesinde bilirkişinin ne şekilde uzman olduğunun anlaşılmadığından bahisle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş, bilirkişinin gümrük hizmetleri konusunda yeterli donanıma sahip olduğu mahkememizce bilinmekte olup, ayrıca bilirkişiden buna ilişkin belgesi istenmiş bilirkişi gümrük işletme konusunda 2 yıllık yüksek okul bitirmiş olduğuna dair 09.10.1992 tarih, 205/7253 sayılı mezuniyet belgesini dosyamıza ibraz etmiştir. Bilirkişinin mesleği ile ilgili olarak çalışmalar yaptığı da mahkememizce bilinen hususlardandır…” gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, uyuşmazlığın niteliğine göre bilirkişiden rapor alınarak çözümü gerektiği hususunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, mahkemece avukat (hukukçu) bilirkişiden alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre gümrükleme işlemlerinden anlayan bilirkişiden yeniden rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında, işin esasına geçilmesinden önce Özel Daire bozma kararından sonra, dosyada yer alan bilirkişi raporunu hazırlayan Av. İ.K.’nın 16.11.2012 tarihinde mahkemeye sunduğu yazılı beyan ve eklerine göre gümrük işletme ile ilgili yüksek okuldan mezun olduğu, avukatlık mesleğinden önce bir süre gümrük komisyonculuğu yaptığına ilişkin belgeyi ekleyerek gümrük mevzuatı konusunda uzman olduğunu bildirmesi ve buna ilişkin yazılı beyanının Yerel Mahkemenin direnme kararına gerekçe oluşturması karşısında, direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Özel Dairece mi yoksa Hukuk Genel Kurulunca mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemez ( Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarihli ve 2014/13-2172 E., 2015/1311 K. sayılı kararı).
Somut olaya gelindiğinde, bozma kararı öncesinde bilirkişi raporunu hazırlayan Av. İ.K.’nın gümrük işlerinden anlayan hukukçu (avukat) olduğunun belirtilmesi, bilirkişinin gümrükleme konusunda uzman olması gerektiği bakımından Özel Daire bozma kararından sonra dosyada yer alan bilirkişi raporunu hazırlayan Av. İ.K.’nın 16.11.2012 tarihinde mahkemeye sunduğu yazılı beyan ve eklerine göre gümrük işletme ile ilgili yüksek okuldan mezun olduğu belirtilerek gümrük mevzuatı konusunda uzman olduğu hususu Yerel Mahkemece direnme kararına gerekçe yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, bozma kararı sonrasında bozma gerekçesine ilişkin olarak bilirkişi tarafından sunulan yazılı beyan ve ekler esas alınarak direnme kararı verilmiştir.
Şu hâle göre, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Hâl böyle olunca, yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
S O N U Ç : Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3’üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 440’ıncı maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.