21. Hukuk Dairesi 2014/24575 E. , 2015/11298 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalının iş kazası sonucu vefatı nedeniyle eşinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacılar murisi sigortalının 03.06.2013 tarihli iş kazası sonucu vefat ettiği, davacı eşin kendi adına asalaten iki çocuğu adına velayeten davalılardan ..... ile imzaladığı 10.06.2013 tarihli .... .... Noterliği"nin .... yevmiye numaralı ibranamesinde maddi ve manevi zararları karşılamak üzere eş için 100.000,00 TL iki çocuk için ayrı ayrı 50.000,00 TL tazminatın davalı .... tarafından ödendiği, ödeme karşılığında davalı şirket ile yöneticileri, hissedarları, ve işveren vekillerine karşı tüm hukuki taleplerinden vazgeçtiklerinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bir çok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde "ibra" denir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun132. maddesinde ise;“Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
6098 sayılı sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmeleri başlıklı 6. bölümünün 420. maddesinde iş ilişkilerinde borcun ibra yoluyla sona ermesi düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınları dahil, hizmet sözleşmesinden doğan tüm tazminat alacaklarında işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun yürürlüge girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen 10.06.2013 tarihli ibranamede yukarıda belirtilen yasal koşulların varlığı aranacaktır. Bu duruma göre yazılı koşula uygun düzenlenen ibranamenin kaza tarihi olan 03.06.2013 tarihinden kısa bir süre sonra 10.06.2013 tarihinde düzenlendiği ve en az bir aylık yasal süresinin geçmemiş olduğu, ayrıca ibranamede davacı eş yararına kararlaşıtrılan maddi ve manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı açıkça belirtilmediği anlaşıldığından, Mahkemece 10.06.2013 tarihli ibranamenin yasal koşulları taşımadığından hükümsüz olduğu ve maddenin ikinci fırkası gereğince içerdiği miktarla sınırlı olmak üzere makbuz hükmünde kabul edilerek değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde ibranemenin tüm yasal şartları taşıdığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; 10.06.2013 tarihli ibranamenin makbuz niteliği taşıdığı ve davacı tarafın da kabulünde olan 100.000,00 TL ödemenin 50.000,00 TL "sinin maddi tazminata yönelik olduğu kabul edilerek, davacının ödemenin yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararlarını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı işvrence ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri kapsayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.