1. Hukuk Dairesi 2015/2779 E. , 2017/5829 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, çekişme konusu 101 ada 81 sayılı, 104 ada 4 sayılı, 105 ada 1 sayılı parsellerin öncesinde mirasbıraknaları ... ait iken kadastro tespiti ile senetsizden murisin fiilen birlikte yaşadığı davalı ... adına tespit edildiğini, anılan işlemin kendilerinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adılarına tesciline, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, kadastro tespiti üzerinden 11 yıl geçtiğini, ayrıca çekişme konusu taşınmazların evvelinde de kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gizli bağış şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı içtihatı birleştirme kararının uygulanma olanağı olmadığı, tenkis talebi açısından ise mirasbırakanın ölüm tarihinin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; hangi yargılama usulü uygulanırsa uygulansın tarafların yargılamada sözlü olarak görüş ve değerlendirmelerini ifade etmeleri özel bir önem taşımaktadır. Yazılı yargılama usulünde de tarafların hükümden önce son kez mahkeme huzurunda sözlü değerlendirme yapıp, açıklamada bulunmaları, doğru bir karar verilmesi bakımından önemlidir.
Bu ilke, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 186. maddesinde yapılan düzenleme ile hüküm altına alınmış, bu kapsamda Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 186/1. maddesi ile; “Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saate mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir” düzenlemesi getirilmiş olup, anılan düzenlemenin emredici olduğu tartışmasızdır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 184. maddesinde tahkikatın sona ermesi düzenlenmiş olup buna göre “ Hakim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse,tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.”
Somut olaya gelince, yukarıda değinilen hususlara aykırı olarak sözlü yargılama için ayrı bir gün tayin edilmemiş ve 02.12.2014 tarihli son celsede taraflara son sözleri sorulmadan davanın reddine karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca; 6100 sayılı HMK"nin 186/1. maddesi hükmü doğrultusunda sözlü yargılama için gün tayin edilerek taraflara meşruhatlı davetiye gönderilmesi, belirlenen günde hazır olan taraf veya taraflara son söz hakkı verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.