Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2015/3345
Karar No: 2019/381
Karar Tarihi: 28.03.2019

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/3345 Esas 2019/381 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2015/3345 E.  ,  2019/381 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 3. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 05.11.2013 tarihli ve 2012/583 E.-2013/642 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 17.03.2015 tarihli ve 2014/26792 E.-2015/10500 K. sayılı kararı ile;
    "…Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı, Ocak 1998 ile Mart 2009 tarihleri arasında davalı işveren işyerinde sekiz yıl boyunca pazarlama satış elemanı ve tahsildar olarak çalıştığını, 2008 yılı sonunda net 700,00 TL ücret almakta iken 2009 yılı başında bunun düşürüldüğünü ve primlerinin de ödenmemeye başlandığını, sosyal güvenlik destek priminin de ödenmediğini öğrendiğini, bunun üzerine işten ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı, davacı ile aralarında bir işçi işveren ilişkisi olmadığını, davacının çalışmayı ispatlaması gerektiğini, 1998-2009 yılları arasında 11 yıl olmasına rağmen 8 yıl çalıştığını belirten davacının ara ara işten ayrılıp başka yerde çalıştığını da dolaylı olarak kabul ettiğini, davacının pazarlama elemanı olarak çalışmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davanın reddine kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Kararı davacı temyiz etmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2-Davacının hizmet süresi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Somut olayda; davacı işçi, davalı işveren işyerinde Ocak 1998 ile Mart 2009 tarihleri arasında davalı işveren işyerinde sekiz yıl boyunca pazarlama ve satış elemanı ve tahsildar olarak çalıştığını ileri sürerken; davalı işveren, davacı ile aralarında bir işçi işveren ilişkisi olmadığını, davacının çalışmayı ispatlaması gerektiğini, 1998-2009 yılları arasında 11 yıl olmasına rağmen 8 yıl çalıştığını belirten davacının ara ara işten ayrılıp başka yerde çalıştığını da dolaylı olarak kabul ettiğini savunmuştur. Davacının iddia ettiği dönem yönünden Kuruma bildirim yapılmadığı ve sosyal güvenlik destek primi de ödenmediği anlaşılmaktadır. Davacı 06.02.2009 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulunmuş olup şikayet dilekçesinde; sekiz yıl beş ay fiili çalışması olduğu halde izinlerini kullanamadığını, ücretinden keyfi olarak kesinti yapıldığını, sekiz yıllık izin hakkı ile diğer haklarının tahsilini istediğini belirtmiş ve ücret miktarını 560,00 TL net olarak, hizmet süresini ise 1994-1998 tarihleri arası 5 yıl, 2006-2009 tarihleri arası 3 yıl ve toplamda 8 yıl 5 ay olarak bildirmiştir. 06.03.2009 tarihinde ise şikayetinden vazgeçmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından biri, 1994-1995 tarihinden itibaren 14-15 yıl boyunca davalı işveren işyerinde tahsilatçı olarak çalıştığını, davacının kendisinden 2 sene önce ayrıldığını ve birlikte 8-9 sene çalıştıklarını belirtmiş; diğeri de, 1994 yılında 1,5 sene davalı işveren işyerinde tahsilatçı olarak çalıştığını, davacının da aynı işyerinde aynı şekilde çalıştığını, kendisi ayrıldığında davacının çalışmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Bir de; davalı işveren işyerinde çalışanların hep daha önce emekli olmuş kişiler olduğu ve sosyal güvenlik destek primlerinin ödenmediği tanıklarca ifade edilmiştir. Davacının davalı işveren işyerinde çalışması bulunup bulunmadığının tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple; öncelikle tanıklar yeniden dinlenmeli ve gerekirse işyerinde inceleme yetkisi de verilerek işyeri kayıt ve belgelerinde inceleme yaptırılmalıdır. Davacının Bölge Çalışma Müdürlüğüne verdiği şikayet dilekçesindeki çalışma süresine ilişkin beyanının kendisini bağladığı ve dava dilekçesinde talep ettiği dönem yönünden de taleple başlılık ilkesi de gözetilerek; fasılalı olarak yapılan çalışma süresi açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Davacının ilk dönem çalışmasının ne şekilde sona erdiği de belirlendikten sonra, sonucuna göre tüm dosya kapsamı yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir.
    3-Davacının davalı işveren işyerinde çalıştığının anlaşılması halinde ise; belirlenen hizmet süresine göre hak kazanıp da işverence kullandırıldığı ispatlanamayan izin alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır..."
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, işçilik alacağının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverene bağlı olarak aynı iş yerinde 1998 yılı Ocak ayından 2009 yılı Mart ayına kadar geçen 11 yıllık sürenin 8 yılında fiili olarak çalıştığını ve iş yerinde toplam 8 yıl süreyle pazarlama satış elemanı ve tahsildar olarak görev yaptığını, iş yerinde 2008 yılı sonlarında aylık 700,00TL ücretle çalışan müvekkilinin bu ücretinden 2009 yılının ilk aylarında kesinti yapılması üzerine, ücretinin hak ettiği düzeyde ödenmesini talep etmesine rağmen ödenmediğini, bunun üzerine ücretini tam olarak alamaması ve iş yerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmış olmasına rağmen primlerinin işverence ödenmediğini öğrenmesi nedeniyle işe devam etmeyen müvekkilinin, işverenden tazminatlarını sözlü olarak talep ettiğini ancak “emeklinin tazminatı olmaz” gerekçesiyle tazminat taleplerinin işverence haksız olarak reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin Bölge Çalışma İl Müdürlüğüne işveren hakkında şikâyette bulunduğunu ve sosyal güvenlik destek primlerinin zamanında işverence yatırılmamış olması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna dilekçe ile durumu bildirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacının iş yerinde 1998 yılından beri çalıştığını iddia etmesine rağmen müvekkil şirketin 2001 yılında kurulduğu dikkate alındığında davacı iddiasının asılsız olduğunu, dava dilekçesinde 1998 yılı ile 2009 yılları arasındaki 11 yıl içerisinde müvekkiline ait iş yerinde toplam 8 yıl çalıştığını iddia ettiğine göre, bizzat kendi beyanı ile ara ara işten ayrılarak başka iş yerlerinde çalıştığını belirttiğini, dolayısıyla davacının hangi tarihlerde hangi süreler ile çalıştığını açıkça izah ve ispat etmesi gerektiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davacının 06.02.2009 tarihinde de aynı türden iddialar ile müvekkil şirketi Bölge Çalışma Müdürlüğüne (BÇM) şikayet ettiğini, 06.03.2009 tarihli BÇM’ye verdiği dilekçede “…şikâyet dilekçemdeki talep ettiğim konular ortadan kalktığından dilekçemin işlemden kaldırılmasını istiyorum.”şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının iyi niyetli olmayıp taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, her ne kadar davacı tarafça yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil alacağı talebinde bulunulmuş ise de, dinlenen davacı tanığı beyanları ve toplanan belgeler ile davacı tarafından BÇM’ye yapılan müracaat sonrası verilen şikâyetten vazgeçme dilekçesi dikkate alındığında, bu iddiaların ispat edilemediği, davacının davalı iş yerine bağlı olmaksızın bir mesaiye tabi olmadan, tahsilat işi olması hâlinde çalıştığı, mesai düzenini kendisinin ayarladığı anlaşılmakla fazla çalışma alacağının olmadığı ve genel tatillerde çalışmadığı, ücret talebinde bulunulmuş ise de, hangi sebeple ne kadar ücret alacağı olduğu belirtilmediğinden ücret alacağının olmadığı kanaatine varıldığı, işten kendisi ayrıldığından ihbar tazminatı alacağı olmadığı, davacının davalı iş yerinde kesintili çalışmalarının olduğu, ancak bu çalışmalarının hangi tarihte başlayıp hangi tarihlerde sona erdiği, çalışmasının süresi davacı tarafından ispat edilemediğinden kıdem tazminatı talebinin yerinde görülmediği, bilirkişi raporunda çalışma süresi tahmini olarak belirlenip kıdem tazminatı hesabı yapıldığından itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
    Mahkemece, davanın taraflarca hazırlama ilkesine tabi bir dava olup, tarafların ispat yükü kendilerine düşen hususları ispat etmekle yükümlü oldukları, yargılama sırasında davacının delillerinin toplandığı ve tanıklarının dinlendiği, yapılan yargılama sonunda önceki kararda belirtilen gerekçelerle davacının ispat yükü kendisine düşen hususlarda iddiasını ispat edemediği, dava konusu olayda resen delilleri toplama ve hareket etme imkanı olmadığı, bu nedenle bozma kararındaki gerekçelerin dosya kapsamına uygun görülmediği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işçilik alacağı istemli eldeki davada, davacı işçinin davalı iş yerinde çalışma süresine ilişkin mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Davacının çalışma (hizmet) süresi hususunda uyuşmazlık bulunan somut olayda, davacı işçi, davalı işveren iş yerinde 1998 yılı Ocak ayı ile 2009 yılı Mart ayı arasında 8 yıl boyunca pazarlama, satış elemanı ve tahsildar olarak çalıştığını ileri sürerken; davalı işveren, davacı ile aralarında bir işçi-işveren ilişkisi olmadığını, davacının çalışmayı ispatlaması gerektiğini, 1998-2009 yılları arasında 11 yıl olmasına rağmen 8 yıl çalıştığını belirten davacının, ara ara işten ayrılıp başka yerde çalıştığını da dolaylı olarak kabul ettiğini savunmuştur.
    Davacının iddia ettiği dönem yönünden Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK/Kurum) bildirim yapılmadığı ve sosyal güvenlik destek primi de ödenmediği anlaşılmaktadır.
    Davacı 06.02.2009 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulunmuş olup, şikayet dilekçesinde; sekiz yıl beş ay fiili çalışması olduğu halde izinlerini kullanamadığını, ücretinden keyfi olarak kesinti yapıldığını, sekiz yıllık izin hakkı ile diğer haklarının tahsilini istediğini belirtmiş ve ücret miktarını 560,00TL net; hizmet süresini ise 1994-1998 tarihleri arası 5 yıl, 2006-2009 tarihleri arası 3 yıl ve toplamda 8 yıl 5 ay olarak bildirmiştir. Davacı bir ay sonra yani 06.03.2009 tarihinde ise bu şikayetinden vazgeçmiştir.
    Davacı dava dilekçesinde davalı işveren aleyhine SGK’ya da şikayet dilekçesi verdiğini belirtmiş, ibraz edilen emeklilik tahsis dosyası içinde bulunan 28.02.2009 Kurum kayıt tarihli olup 06.02.2009 tarihli “…işçi emeklisiyim. 8 yıl 5 aydır. İHLAS PAZARLAMA, GÜNPA LTD. ŞTİ.’nde çalışmaktayım… Şirket Muhasebe Müdürlüğüne, Kayseri SSK Bölge Müdürlüğüne adıma destek primi yatırılmasını talep ettiğim halde bir netice alamadım. Konuyu Başkanlığınız kanalıyla araştırmanızı arz ve talep ediyorum.” şeklinde dilekçe ibraz ettiği, dilekçe üzerine gerekli incelemenin yapılması kaydının düşüldüğü, Melikgazi Sosyal Güvenlik Merkezinin 23.03.2009 tarihli yazısı ile “…yaşlılık aylığı alan Ülgen Pehlivanoğlu’nun emekli olduktan sonra herhangi bir şekilde işe giriş kaydına rastlanmamış olup, bu itibarla sigortalının çalışmalarının tespit edilebilmesi hususunda ilgi yazının gereği için Kurumumuz Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğuna yönlendirilmiştir.” şeklinde cevap verildiği ancak tahsis dosyası içerisinde bu istemin incelendiğine dair bir kayda rastlanılamamıştır.
    Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından biri, 1994-1995 tarihinden itibaren 14-15 yıl boyunca davalı işveren iş yerinde tahsilatçı olarak çalıştığını, davacının kendisinden 2 sene önce ayrıldığını ve birlikte 8-9 sene çalıştıklarını belirtmiş; diğeri de, 1994 yılında 1,5 sene davalı işveren iş yerinde tahsilatçı olarak çalıştığını, davacının da aynı iş yerinde aynı şekilde çalıştığını, kendisi ayrıldığında davacının çalışmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Bir de; davalı işveren iş yerinde çalışanların hep daha önce emekli olmuş kişiler olduğu ve sosyal güvenlik destek primlerinin ödenmediği tanıklarca ifade edilmiştir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, davacının davalı işveren iş yerinde çalışması olup olmadığı, çalışmış ise süresinin tam olarak tespit edilemediği görülmektedir. Bu sebeple; öncelikle tanıklar yeniden dinlenmeli ve çalışma süresi ve şekli yönünden daha ayrıntılı beyanları alınmalıdır.
    Ayrıca davacının emekli olduktan sonra davalı iş yerinde tahsilat işi yaptığını beyan etmesi ve delil listesinde davalı şirket kayıtlarına dayanması nedeniyle şirket adına tahsilat yapıp yapmadığı, yapmış ise ilgili belgeler araştırılarak, bu belgelerde imzası olup olmadığı belirlenmeli, bu kapsamda iş yerinde inceleme yetkisi de verilerek uzman bilirkişi aracılığıyla iş yeri kayıt ve belgeleri incelenmelidir.
    Yine davacının Bölge Çalışma Müdürlüğüne verdiği şikayet dilekçesindeki çalışma süresi ile dava dilekçesinde belirttiği çalışma süresinin birbiri ile çeliştiği görülmekle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 31’inci maddesi uyarınca davacı asilden sorulmak suretiyle çalışma süresi yönünden beyanı alınmalı, çalışma süresinin belirlenmesi aşamasında ise HMK’nın 26’ncı maddesinde hükme bağlanan taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava dilekçesinde belirttiği talep de dikkate alınarak fasılalı olarak yapılan çalışma süresi açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir.
    Son olarak davacının davalı işveren aleyhine SGK’ya da şikâyet dilekçesi verdiği ve bu dilekçe ile ilgili olarak gereğinin yapılması için Kurum Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğuna yönlendirildiği belirtilmesine rağmen, kontrol memurluğunca bir inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılmamış olup, varsa inceleme sonuç evrakının da ekleri ile birlikte dosya arasına alınması gerekmekte olup, davacının ilk dönem çalışmasının ne şekilde sona erdiği de belirlendikten sonra, sonucuna göre tüm dosya kapsamı yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir.
    O hâlde Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında yukarıda belirtilen sebepler de bozma kararına ilave edilmelidir.
    Hâl böyle olunca direnme kararı Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında, yukarıda yazılı ilave sebeplerle bozulmalıdır.
    S O N U Ç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle ve yukarıda açıklanan ilave sebeplerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 28.03.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi