4. Hukuk Dairesi 2013/8487 E. , 2014/6348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar . ... vd aleyhine 24/03/2011 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı (hukuksal konudaki bilirkişi düşüncesi dışında kalan) kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, belirtilen kanıtların yerel mahkemece varılan sonucu doğrulamaya elverişli bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-HUMK"nun 275. maddesi uyarınca “mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez”.
Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle, bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur. Ne var ki, ilk bentteki nedenlerle sonuca ulaşılması olanaklı bulunduğundan, bu biçimdeki usul hatası sonucu etkiler düzeyde değildir. Bu bakımdan, düşülen yanılgı, HUMK"nun 428/son maddesi uyarınca bozma nedeni sayılmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, gösterilen nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16/04/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
-/-
-2-
2013/8487 -2014/6348
KARŞI OY YAZISI
Dava basın yoluyla kişilik hakkına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, Dairemiz çoğunluğu tarafından onanmıştır.
Uyuşmazlık, ... Gazetesi"nin 25.12.2010 tarihli nüshasının 21.sayfasında “... CIA projesidir” başlığı ile yer alan haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
..."de düzenlenen Şehit ..."ı anma töreninin ardından ... Düşünce Derneği ...Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Demokrasi ve ...” adlı etkinlikte söz alan ... Genel Sekreteri davalı ..."un Parti Meclis Üyesi Dr. ..."ın davacı ... ile ilgili ulusal bir gazeteye verdiği röportajdaki tespitlerine dair soruya verdiği cevaptaki “... bana göre fenomen değil bir CIA projesidir” cümlesi dava konusu yapılmıştır.
Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 25. maddesi düşünce ve kanaat hürriyetini, 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini, 28. maddesi basın hürriyetini düzenlemiştir. Keza 5187 sayılı Basın Yasası"nın 1. ve 3.maddelerinde de benzer hükümler yer almıştır. Diğer yandan; Özgür medyayı "halkın gözcüsü", "halkın bekçisi" olarak kabul eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da, ifade hürriyeti açısından basın hürriyetine sağlanan güvencelere özel bir önem verilmiş, medyanın kamu yararı ile ilgili bilgileri bildirme ve yaymanın yanında halkın da bu bilgi ve düşünceleri alma hakkının bulunduğu vurgulanmıştır. Anayasamızın 90. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağına amirdir.
İfade özgürlüğü; tüm insan hak ve özgürlükleri içinde, yaşam hakkıyla birlikte en önemli olanıdır. Tüm unsurlarıyla beraber ifade özgürlüğü, kişilerin bilgi ve kanaatlere serbestçe ulaşarak bilgi edinmesi, edindiği bu bilgi ve kanaatleri kendi iç aleminde değerlendirerek bir kanaate ulaşması ve ulaştığı bu kanaatini herhangi bir iletişim vasıtasından yararlanarak yalnız veya toplu bir şekilde dış dünya ile paylaşması, ya da edindiği kanaatini paylaşmaktan kaçınabilmesi olarak tarif edilebilir.
AİHM, Lingens/Avusturya kararında basının politik alanda ve demokrasinin işleyişindeki önemine değinmiştir. Basın özgürlüğünün halk içinde, siyasi liderler hakkındaki düşüncenin şekillenmesini sağladığını ve siyasi tartışma ortamının demokrasinin temel taşı olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, bir politikacı hakkında yapılan eleştirinin sınırı sıradan vatandaşlara nazaran daha geniş olmalıdır. Sadece toplum tarafından kabul gören zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şok edici yahut endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Dolayısıyla politikacı daha büyük bir hoşgörü göstermelidir. Bu ilke, yalnızca bir politikacının bulunduğu durumlarda uygulanmamaktadır. Kamuya mal olmuş şekilde nitelendirilebilecek, yani kamuoyunda eylemleriyle veya konumu dolayısıyla tanınmış herkes için uygulanmaktadır. (AİHM"nin (Krone Verlag GmbH&Co.KG?Avusturya No.34315/96 p.37 26 Şubat 2002 ve News Verlags GmbH&Co.KG?Avusturya No.31457/96, p.54, AİHM 2000-I), (Verlagsgruppe News GmbH/Avusturya No.2, No.10520/02. p. 36, 14 Aralık 2006 sayılı) kararları.)
-/-
-3-
2013/8487 -2014/6348
Somut olaya geldiğimizde; Davacı, politikacı olmamakla beraber, ülkemiz siyasetini etkileyen bir kişiliktir. Kendisine bağlı olan, seven ve sempati duyan geniş bir halk kitlesi mevcuttur. Davalılardan ... ise, ... Genel Sekreteridir. ... Parti Meclisi Üyesi Dr. ..."ın davacı hakkındaki sözleri, yukarıda belirtilen etkinlikte tarafına sorulduğunda, cevaben düşüncesini dava konusu olan cümlesiyle açıklamıştır.
Bilindiği üzere; yurt dışında açılan özel öğretim kurumları davacının adıyla tanınmakta ve bilinmektedir. Gerek bu okullarda ABD"li öğretmenlerin çalışması, gerekse davacının uzun yıllardır ..."nin ... Eyaletinde yaşamını ve faaliyetini sürdürmesi kamuoyunda çeşitli platformlarda, basın ve yayın organlarında yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Davalı ... kanaatini ve düşüncesini açıklamıştır. Davalı basın organı açısından ise, davacının ülkemizdeki konumu, kişiliği ve yukarıda bildirilen etkiler dikkate alındığında haber niteliği taşıdığı açıktır.
Şu durumda; gerek iç hukukumuza gerekse İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine ve AİHM kararlarına göre, eleştiri, kanaat ve düşünce açıklama niteliğindeki dava konusu sözler davacının kişilik hakkına saldırı oluşturmaz. Hal böyle olunca, davanın tümden reddi gerekirken davayı kabul eden yerel mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluğunun kararına katılmıyoruz. 16/04/2014