21. Hukuk Dairesi 2014/10265 E. , 2015/4099 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ilk sigortalılık başlangıç tarihinin 01/12/1989 olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının sigortalılık başlangıcının 01/12/1989 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/12/1989 olarak tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının,...isimli işverene ait işyerinde 01/12/1989 tarihinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin, adı geçen işverence, 27/12/1989 tarihinde davalı Kuruma ibraz edildiği, ilgili işyerine ait kanun kapsamına alınış ve çıkış tarihlerine ilişkin kurum kayıtları incelendiğinde ise, sözkonusu işyerinin "..." isimli işveren tarafından "..." adresinde kurulu inşaat işyeri olup, 05/10/1987-29/11/1987 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu tespit edilmiş olup, davacının talep ettiği tarih itibari ile kanun kapsamında bulunmadığı anlaşılan işyerine ait vergi kayıtlarının ilgili Vergi Dairesi"nden temin edilmediği anlaşılmıştır. Adı geçen işverenin 1989 yılı 4. döneminde davalı Kuruma dönem bordrosu ibraz etmediği, mahkemesince kolluk, Vergi Dairesi, ... ... Kurumu ve Belediye Başkanlığı marifeti ile komşu işyeri sahibi ve komşu işyeri dönem bordro tanığı araştırması yaptırılmadığı, yine ilk işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının, temin edilecek mukayeseye uygun imzaları ile karşılaştırılmak suretiyle tespit ettirilmediği, davacıya verilen sigorta sicil numarasının 1989 yılı serilerinden olup olmadığının Kurumdan sorulmadığı anlaşılmış, davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde, ilk sigorta prim ödemesinin 19/02/2007 tarihinde başka bir işverence yapıldığı, öncesinde sigorta prim ödemisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme huzurunda dinlenen davacının akrabası ..., davacının 1989 yılı yaz aylarında göçmen olarak ..."dan Türkiye"ye geldiğini, 1989 yılı sonlarında ise davacı ile birlikte...isimli kişinin müteahhidi olduğu inşaatta birlikte çalıştıklarını, davacının bu inşaatta 1 yıl kadar çalıştığını beyan etmiş; diğer davacı tanığı ... ise
- davacının 1989 yılı ortalarında ..."dan Türkiye"ye göç ettiğini, kendisinin ise 1989 yılı sonlarına doğru Türkiye"ye geldiğini, davacının babasının kendisini o tarihte "Durusoy Kent"isimli inşaata götürdüğünü, bu inşaatta davacının kendisinden önce çalışmaya başladığını, kendisinin de bu inşaatta...isimli kişinin işçisi olarak 7-8 ay kadar çalıştığını, davacının kendisinden sonra çalışmaya devam ettiğini bildirdiği görülmüştür.
506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, Mahkemece, açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, dönem bordro tanıklarının bulunmadığı anlaşılmakla, komşu işyeri sahipleri ve komşu işyeri dönem bordro tanıkları tespit edilerek dinlenmeksizin, adı geçen işyerinin iddia edilen tarihte 506 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı dikkate alındığında, bu işyerine ait Vergi Dairesi denetim tutanakları ile vergi kayıtları temin edilmeden, davacının tanık olarak gösterdiği dönem bordro tanığı, komşu işyeri dönem bordro tanığı veya komşu işyeri sahibi olmayan tanıkların beyanları esas alınarak, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp, ilgili işyerine ait davalı Kurum sicil dosyasını, işyerinde Vergi Dairesince yapılan denetim tutanaklarını ve vergi kayıtlarını istemek; ilgili ... İl Müdürlüğünden, Belediye Başkanlığından, ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü"nden, ayrıca zabıta vasıtasıyla (... veya ... adına, "..." ) adresi itibari ile adı geçen inşaat konulu işyerine o tarihte(01/12/1989) komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri dönem bordro tanıklarını; yoksa işyeri sahiplerini tespit etmek; çalışmanın niteliği, alınan ücret hususları ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince komşu işyeri dönem bordro tanıkları ile komşu işyeri sahiplerinin beyanlarını almak; davacının ilk işe giriş bildirgesinde yazılı olup, sonradan da fiilen kullandığı sigorta sicil numarasının(184.455.31) o yılın (1989 yılı) serilerinden olup olmadığını davalı Kurumdan sormak, işe giriş bildirgesi üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti amacı ile davacının mukayeseye uygun imzaları ile işe giriş bildirgesinin aslı temin edilerek bilirkişi marifeti ile imza incelemesi yaptırmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.