3. Hukuk Dairesi 2013/19312 E. , 2014/2743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SAKARYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2013
NUMARASI : 2012/6-2013/247
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının ödemediği elektrik bedeli için icra takibi yapıldığını, itiraz ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borcun kendisine ait olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda dosyada yeralan belgelerden aboneliğin bulunduğu yerin mesken olduğu, kaçak tutanağının 29/07/2009 tarihinde davalı adına tutulduğu, dava dışı M. Ç."in bu meskene ait elektrik aboneliğinin 12/05/2000 tarihinde başlayıp 13/11/2009 tarihinde bittiği, davalının aboneliğinin ise 08/03/2010"da başladığı bilgisi edinilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, dava dışı Medeni"nin adına bulunan elektrik aboneliğini iptal ettirmeden meskenden ayrıldığı, meskeni kullanan davalı adına kaçak elektrik kullanım tutanağının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Kaçak kullanımdan dolayı kullanan şahsın haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluk abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
Yine belirtildiği gibi abonesiz kaçak kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kaçak kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre davacının, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim aynı ilkeler HGK 2011/19-104 -239 sayılı kararında da benimsenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlıkta, davalı kaçak tutanak tarihi itibari ile elektriği dava dışı Medeni"nin aboneliğine dayanarak kullandığından, tüketici sağlayıcı ilişkisi sürmektedir. Davalı kaçak tutanağının düzenlendiği tarihte dava dışı Medeni"nin aboneliğine dayansa da dava tarihi olan 12/09/2012 tarihinden önce 08/03/2010 tarihinde abone olmuştur.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile önce dava dışı Medeni ve sonra davalı arasında meskene ait elektrik aboneliği kapsamında sözleşme ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasının 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz.
4077 sayılı Kanunun 2. ve 3.maddeleri gereği somut olaya 4077 sayılı Kanunun uygulanması gerekmektedir. Aynı yasanın 23.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilip hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.