21. Hukuk Dairesi 2014/25411 E. , 2015/4658 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığının emsallerine göre eksik bağlandığından dolayı alması gereken aylığın tespitine, eksik ödemelerin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı yaşlılık aylığının emsallerine göre düşük olduğunu belirterek, alması gereken aylığın tespitiyle, biriken fark aylıklarının faizi ile ödenmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacının 2012 yılı Ocak ayından itibaren maaşının 1.153,45 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 13.06.1988 – 23.01.2012 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu, 01.05.1997 tarihinde 7. basamakta bulunan davacının Kuruma müracaat ederek 10. basamağa yükseldiği, 12.07.2010 tarihinde 600 gün askerlik borçlanması yaptığı, 23.01.2012 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlandığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yasal dayanağı 4447 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun"a eklenen geçici 11. maddesidir. 1479 sayılı Kanun"un geçici 11. maddesinde; 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup da 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalılığı devam eden sigortalılara bağlanacak yaşlılık aylığının koşulları düzenlenmiştir. Adı geçen geçici 11. maddede "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değer üzerinden, bu kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile,
b) Sigortalının, bu kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu kanunun 36. maddesinin 2. fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarın toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, bu kanunun 36. maddesinin 3. fıkrasına göre artırılır. 2. fıkraya göre bağlanacak aylık, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları endeksindeki değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, 01.05.1997 tarihinde 7. basamakta bulunan davacının Kuruma müracaat ederek 10. basamağa yükseldiği, davacının 2003 yılında basamak satın almasının olmadığı, sigortalılık süresi, primi ödenen gün sayısı konusunda uyuşmazlık olmadığı, 31.12.1999 tarihinde 11. basamakta olduğu anlaşılmasına rağmen bilirkişinin 13. basamakta olduğunu kabul ederek hesaplama yaptığı, askerlik borçlanmasını 12.07.2010 tarihinde ödediği, Kurumun askerlik süresini 2000 yılından önceki dönem, bilirkişinin ise borçlanma tarihine göre 01.10.2008 tarihinden sonraki döneme dahil ederek hesaplama yaptığı görülmüştür.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen miktar ile Kurumca hesaplanan miktarın farklı olduğu, ancak bilirkişi raporu ile Kurumca yapılan hesaplamada kullanılan verilerden hangilerinin farklı olduğu, hesaplama sonucu neden farklı sonuçlar elde edildiği, Kurumun yaptığı hangi işlemin hatalı olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.
Buna göre, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; Kurumdan davacının yaşlılık aylığı hesaplamasına ilişkin tüm evrakların getirtilmesi ve Kurum işleminin irdelenmesiyle, Kurum işleminde hata bulunup bulunmadığı, var ise hatanın nereden kaynaklandığı açıkça izah edilecek denetime elverişli yeni bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.