23. Hukuk Dairesi 2015/1210 E. , 2015/7616 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı idare tarafından yapılan 2010/9204 kayıt numaralı ihale neticesinde müvekkili ile davalı arasında 18.04.2010-28.05.2012 dönemi içerisinde "... Atıksu Arıtma Tesisi için İşgücü Temini Hizmet Alımı İşine Ait Sözleşme" imzalandığını, sözleşmenin imzalanması sonrasında ise müvekkil davacıya işyerinde önceden beri ve halen de çalışmakta olan personel ile devam edeceğinin bildirildiğini, her ne kadar sigorta kayıtlarında işveren müvekkil firma görünse de fiili bir işverenlik faaliyetinin bulunmadığını, işverenin gerçekte davalı idare olduğunu, söz konusu işte çalışan işçiler ile müvekkil arasında bağımlılık unsuru içeren bir iş ilişkisi hiç bir zaman kurulmadığını, ihale süresi boyunca işçilerin işe alımları ve işten çıkarılmaları, iş akdi kapsamındaki sevk ve idareleri, yıllık izin kullanmalarının tamamen davalı idare gözetiminde olduğunu, tüm bu sebeplerle işçilerin yıllık izinlerinin kullandırılması konusunda tek yetkili davalı idare olduğundan ve işçilere kanuna dayalı izin hakları kullandırılmayarak müvekkilin yıllık izin ücreti adı altında para ödemesine sebep olduğunu ileri sürerek, 5.641,71 TL"nin ödeme tarihlerinden itibaren faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 4857 sayılı Yasa"dan kaynaklanan işçi alacaklarından sorumlu olduğunu, davacının işçilerinin izne çıkacağı tarihlerin idarece belirlenmesinin işçilerin izin ücretlerinden de idarenin sorumlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, Kamu İhale Genel Tebliği 78.25. maddesinde belli sayıda personelin idarenin işyerinde bulunması gerektiğine ilişkin düzenleme yapılan ihalelerde 4857 sayılı Yasa"nın 55. maddesi gereğince izne hak kazanan işçilerin izin haklarının idarenin belirleyeceği takvim çerçevesinde kullandırılacağına ilişkin düzenlemenin idarenin söz konusu işin aksamaması için yapılan bir düzenleme olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında davalı işyerinde işçi temin edilerek çalıştırılmak üzere sözleşme düzenlendiği, sözleşmenin ihale usulü yapıldığı, sözleşme uyarınca davalının çalışan işçilere karşı davacı şirket ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumluluğu nedeni ile ödemek zorunda kalacağı izin ücretleri için 5.641,71 TL"nin ödenmesini istediği, davacı şirketin bu ödemeyi yaptığı, 31.05.2012 tarihi itibariyle taraflar arasındaki hizmet alım ihalesinin sona erdiği, sözleşme süreli olduğundan dolayı sözleşmenin bitimi ile akti ilişki sona erdiğinden
sözleşmenin feshi hükümlerinin uygulanamayacağı, 31.05.2012 tarihi itibariyle ihale sona ermiş ise de davacının çalıştırdığı işçilerin iş akitlerinin sonlanmadığı, işin ihalesini alan şirkette 18.06.2012 tarihinde işlerine devam ettikleri, ihalenin sona erdiği tarih itibariyle işçilerin çıkışının yapılmasının, işçilerin fiilen çıkışının yaptırıldığı anlamında yorumlanamayacağı, çalışmaların kesintiye uğramamasından dolayı işçilerin davacı döneminde izin ücret alacaklarını ödeme sorumluluğu bulunmadığı, davacı firma tarafından ödenen ve muaccel hale gelmeyen 5.641,71 TL"nin davalı tarafça ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.641,71 TL"nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafça yıllık izin karşılığı ödenen miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 2/6. bendinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverinin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmüne yer verilmiştir. Davalı asıl işverenin davacı yüklenicinin işçilerine karşı yıllık izin ücretinden sorumluluğu, anılan Yasa maddesine göre işçilere karşı olan bir sorumluluk olup, davacı taşeron ile davalı asıl işveren arasındaki birbirlerine karşı olan sorumluluğu içermeyen anılan düzenlemenin dava konusu olaya uygulanması mümkün değildir. Bu durumda uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde işin tanımı yapılmış, 7. maddesinde ise sözleşme bedeline dahil olan giderler belirtilmiştir. Hizmet Alım Teknik Şartnamesi"nin 9. maddesinde sözleşme kapsamında çalıştırılacak işçilerin izin kullanımları düzenlenmiştir. İdari Şartname"nin 25. maddesi de benzer düzenlemeler içermektedir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin ekini oluşturan şartnamelerde yıllık izin ücretinin ihale bedeli kapsamı dışında olduğuna dair, diğer bir deyişle yüklenicinin yıllık izin kullandırdığı işçileri yönünden de ihale konusu bedele hak kazanacağına dair bir düzenleme bulunmaması nazara alındığında davacının işçilere ödediği yıllık izin ücretini, davalı şirketten isteyemeyeceği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.