1. Hukuk Dairesi 2014/11363 E. , 2015/3521 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : NİĞDE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2013
NUMARASI : 2008/337-2013/155
Taraflar arasında birleştirilerek görülen ölünceye kadar bakma aktinin feshi, olmadığı takdirde tenkis ile tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.03.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı D.. G.. ve vekili Avukat İ.. Y.. ile temyiz edilen davacılar A.. G.. vd. vekili Avukat U.. K.., Müdahil Davacı S.. G.. vekili Avukat M.. D.. geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı Y.. G.. gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen davalar, ölünceye kadar bakma aktinin iptali, olmadığı takdirde tenkis, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı tapu iptali – tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen 2009/115 esas sayılı ve birleştirilen 1993/159 Esas sayılı dosya davacıları ile asli müdahil F.. E..; mirasbırakan F.. G.."in 358 ada 88 parsel sayılı taşınmazdaki 122/192 payını ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik ettiğini, aktin baskı ile yapıldığı gibi gerekli şekil koşullarını da taşımadığını, mahfuz hisseleri zedeler şekilde tasarrufta bulunulduğunu ve davalının bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek, muris ile davalı arasındaki ölünceye kadar bakma aktinin iptaline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Asli Müdahil A.. G.. ; eşi olan mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile çekişme konusu taşınmazdaki payını ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya temlik ettiğini, aktin kanuni unsurlarının oluşmadığını, verilen mal ile hizmet arasında bir orantı bulunmadığı gibi murisin akit tarihinden iki ay kadar sonra öldüğünü, keza murisin çok zengin bir kişi olup aldığı kira gelirleri ile geçimini sağladığını, dava konusu taşınmazın da en değerli taşınmazı olduğunu, bir çok taşınmazını ise vasiyet ettiğini ileri sürerek, muvazaa nedeniyle miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Bozma kararından sonra açılan ve eldeki dava ile birleştirilen 2009/115 esas sayılı dosyada ise; davacılar, murisin evlatlıkları olduklarını, mirasbırakanın evlatlıklarına mal bırakmamak için dava konusu taşınmazı önce Türk Eğitim Vakfına vasiyet ettiğini, sonrasında ise vasiyetten rücu ederek ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik ettiğini, hesapsız şekilde çok sayıda evlatlık edinen murisin sonradan evlatlarını lüzumsuz görerek miras haklarını bertaraf etmek için oldukça ileri yaşında en değerli taşınmazını davalıya devrettiğini, genel sağlık durumunun iyi olduğunu, her türlü bakımı satın alabilecek durumda iken akit yapmış olmasının mal kaçırma kastını gösterdiğini ileri sürerek, tapunun iptali ile muris (tereke) adına tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, çocuğu olmayan ve birden çok kişiyi evlat edinen murise yaşı ilerleyince hiç bir evlatlığının bakmadığını, murisin kendisini çağırması üzerine eşi ile birlikte Kahramanmaraş"tan Niğde"ye giderek mirasbırakana ve eşine baktığını, bu süreçte muris ile aynı evde kaldığını, sözleşmenin bakım temini için yapıldığını ve kendisinin de edimini yerine getirdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, aktin şekil koşullarına uygun olmadığı, davalının da bakım borcunu yerine getirmediği, murisin akitten çok kısa bir süre sonra ölmüş olması nedeniyle akdin iptalini isteme hakkının mirasçılarına geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Dairece, akde aykırılık iddiasına dayalı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığına değinilerek, ""... öncelikle mirasçılık belgeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi konusunda davacılara olanak sağlanması, ondan sonra yukarıda değinilen ilkeler de gözetilmek suretiyle muris muvazaası iddiası yönünden gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir."" gerekçesi ile hüküm bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, murisin akit tarihi itibariyle çok fazla bakıma ihtiyaç duymadığı, davalı ile olan yakınlığının davacılardan fazla olmadığı, ancak davacılarla arasında tam olarak tespit edilemeyen bir kırgınlık bulunduğu, bu nedenle ölümüne yakın dönemde davacıları yanına yaklaştırmadığı, muhtemelen çok değerli olan taşınmazını miras kalmaması için davalıya devrettiği, asıl amacı bakım temini olsa idi dava konusu taşınmazdan elde edeceği irat ile her türlü bakım ve ihtiyacını karşılayabileceği, dava konusu taşınmazın akit tarihi itibari ile değerinin murisin tüm mamelekine oranının da makul karşılanabilecek sınırın çok üzerinde olduğu gerekçesi ile asıl dava ile müdahil F.. E.."in davasının reddine, asli müdahil A.. G.."in açtığı dava ile birleşen 2009/115 esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1907 doğumlu olan muris F.. G.."in 28.12.1992 tarihinde öldüğü, geride asıl ve birleşen dosya davacıları ile asli müdahillerin ve dava dışı Y.. G.."ün mirasçı olarak kaldıkları, adı geçen dava dışı mirasçının hükmün temyizinden sonra dosyaya sunduğu 14.04.2014 tarihli dilekçesi ile davaya muvafakat ettiğini bildirdiği, öte yandan çekişme konusu 358 ada 88 parsel sayılı taşınmazın 122/192 payının muris adına kayıtlı iken 26.10.1992 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik ettiği, taşınmaz üzerinde dört katlı bina bulunduğu, çekişme konusu taşınmaz dışında mirasbırakanın Niğde ve İstanbul"da çok sayıda taşınmazları ile kira gelirlerinin bulunduğu, mali durumunun oldukça iyi olduğu, murisin 30.03.1982 tarihli ve 6678 yevmiye numaralı vasiyetname ile Niğde İlindeki han ve arsa vasfındaki 6 parça taşınmaz ile İstanbul İli, Üsküdar İlçesindeki iki dükkan ve 6 daireden oluşan bina ve Kadıköy"de bulunan 455 ada 4 parseldeki 40/160 payını davacı mirasçılarına vasiyet ettiği, çok sayıda vasiyetname bırakan murisin Niğde 1. Noterliğince düzenlenen 06.02.1986 tarihli vasiyetname ile de dava konusu taşınmazdaki tüm haklarını Türk Eğitim Vakfına vasiyet ettiği, ancak 27.06.1990 tarihinde yasal mirasçıları lehine vasiyetnameden rücu ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, ölünceye kadar bakma akitlerinin de muvazaa ile illetli olduğu her zaman ileri sürülebilir. Muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır ( 818 sayılı BK m.l8, 6098 sayılı TBK m.19). Şayet bakım alacaklısının bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise) bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 01.04.1974 günlü ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.
Murisin, bakım temin etmek için değil de mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla sözleşme yaptığının ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 6. maddeleri uyarınca davacılar tarafından kanıtlanması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, mirasbırakanın akit tarihinde 85 yaşında olup, bakım ihtiyacı içerisinde olduğu, yemek, temizlik ve özbakım gibi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığı, ölmeden 2-3 ay kadar önce Kahramanmaraş"ta oturan ve uzaktan akrabası olan davalıyı yanına çağırarak ölünceye kadar kendisine bakmasını istediği, bu konuda ısrarcı olduğu, bakması karşılığında bir kısım malını davalıya vereceğini söylediği, davalının da işini bırakarak eşi ile birlikte Niğde"ye geldiği, aynı evde kalmak suretiyle murise baktıkları, bir süre sonra hastalanan murisin Niğde Devlet Hastanesine yatırıldığı, 21.12.1992 tarihinde Adana Balcalı Tıp Fakültesine sevk edilen murisin bir hafta sonra öldüğü anlaşılmaktadır.
O hâlde; belirlenen bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, geride çok sayıda başkaca taşınmazlar bırakan mirasbırakanın davacı eşi ve diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir durumun kanıtlandığını söyleyebilme imkanı bulunmadığı gibi, ölünceye kadar bakma aktinin mal kaçırmak amacıyla değil, bakım sağlamak amacıyla yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de, birleşen 2009/115 esas sayılı davada çekişme konusu taşınmazın temlike konu 122/192 payının değeri üzerinden harca karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamının değeri üzerinden fazla miktarda harca hükmedilmiş olması doğru olmadığı gibi, birleştirilen 1993/159 esas sayılı dava hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, 10.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.