21. Hukuk Dairesi 2014/26125 E. , 2015/5036 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 06/11/1989-10/11/2013 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 06/11/1989 - 10/11/2003 tarihleri arasında davalı işverenlere ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun"un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan ... Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (...ön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (...ön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (.... Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun"un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve ... sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa"dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 22/11/1993-02/03/1994 tarihleri arasında 39 gün 1006625 sicil numaralı ve... ünvanlı işyerinden, 16/11/1994-30/12/1994 tarihleri arasında 45 gün 1004506 sicil numaralı ve ... ünvanlı işyerinden, 01/03/1996-31/10/1997 tarihleri arasında 600 gün 44118 sicil numaralı ve ... ünvanlı işyerinden, 01/11/1997-31/05/1998 tarihleri arasında 2010 gün 1030928 sicil numaralı ve ... Teks Taah San Tic Ltd Şti ünvanlı işyerinden, 13/08/1998-30/08/1998 tarihleri arasında 17 gün 102289 sicil numaralı ve ... işyerinden hizmet bildiriminin yapıldığı, tanıkların davacının çalışmalarını doğruladığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 22/11/1993-02/03/1994 tarihleri arasında 39 gün 1006625 sicil numaralı ve Necmiye Bayrakçı ünvanlı dava dışı işyerinden bildirimi yapıldığından ve bu bildirim ile davacının davalı işyerindeki çalışmalarının kesintiye uğradığı anlaşıldığından 06/11/1989-21/11/1993 tarihleri arasındaki hizmet tespiti talebinin hak düşürücü süreye uğradığı, yine aynı şekilde 13/08/1998-30/08/1998 tarihleri arasında 17 gün 102289 sicil numaralı ve ... dava dışı başka bir işyerinden bildirimi yapıldığından ve bu bildirim ile de davacının davalı işyerindeki çalışmalarının kesintiye uğradığı anlaşıldığından 31/08/1998-10/11/2003 tarihleri arasındaki hizmet tespiti talebinin de hak düşürücü süreye uğradığı sabit ise de 16/11/1994-31/05/1998 tarihleri arasında davacının davalı işverenlere ait işyerlerinden kısmi bildirimlerinin yapıldığı ve tanıkların davacının çalışmalarını doğruladığı göz önünde bulundurulduğunda bu dönem yönünden kabul kararı verilmemesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, 16/11/1994-31/05/1998 tarihleri arasında davacının davalı işverenlere ait işyerlerinden kısmi bildirimlerinin yapıldığı ve tanıkların davacının çalışmalarını doğruladığı göz önünde bulundurularak bu dönem yönünden kabul kararı vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
12/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.