19. Hukuk Dairesi 2014/16757 E. , 2015/3798 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akdolunan genel kredi sözleşmesinde diğer davalının da kefil olarak yer aldığını kredi borcunun ödenmemesi üzerine aleyhlerine girişilen takibe davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle , takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, borçları bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur ve %20 oranındaki kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Yargılama sürerken 09.04.2014 tarihinde davacı banka davaya konu alacak hakkını ... Varlık Yönetimi A.Ş."ye temlik etmiş olup bu temlik beyanı mahkemece karar verildikten sonra 21.05.2014 tarihinde dosyaya sunulmuştur.
Mahkemece dosyadaki deliller birlikte değerlendirilerek benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, takipten sonra ancak davadan önce gerçekleştirilen ödemelerle ilgili BK 84 TBK 100.maddesi hükümlerinin uygulanması davalılar aleyhine olduğundan anılan madde hükümlerinin uygulanmayarak bu doğrultuda yapılan bilirkişi hesaplanmasına itibar edilerek dava tarihi itibariyle davacının 76.520,76 TL alacaklı olduğunun saptandığı, takipten sonraki 54.500,00 TL davalı ödemesi gözetilmeyerek takip başlatılması nedeniyle ödeme tutarı kadar takip başlatılmakta davacının kötüniyetli bulunduğu ve ayrıca hesap kat tarihi 17.10.2012 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK 586.maddesi uyarınca asıl borçlu şirkete öncelikle ihtar keşide edilip sonuç alınamaması halinde kefile gidilmesi gerektiği gözetilmeksizin aynı anda her iki davalıya ihtarname çekilerek kefile başvurulması için gerekli olan ön şartın yerine getirilmemesi nedeniyle kefilin takibe konu borçdan sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davaya dayanak icra dosyasında takip tarihinden sonra davadan önce yapılan toplam 54.500,00 TL ödemenin gözetilerek takibin 76.520,76 TL üzerinden bu miktara son ödeme tarihi olan 18.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %72 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle davalı asıl borçlu şirket yönünden takibin devamına, diğer davalı kefil yönünden davanın reddine, 76.520,00 TL"nin %20"si oranına tekabül eden 15.304,15 TL icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline, 54.500,00 TL"nin %20"si oranındaki 10.900,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davacı (Temlik Eden) ...T.A.Ş.ve (Temlik Alan) Girişim Varlık Yönetimi vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İİK 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın %20"sinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilir" denilmektedir. O halde davacı yanın takip tarihi itibariyle takibe konu tutar üzerinden takip başlatmakda haklı olup olmadığı hususu gözetilmeksizin takipden sonra davadan önceki tarihte davalı ödemeleri nedeniyle aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmuştur.
2-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK. 100/1.maddesinde, "Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşürme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz " denilmiştir. Bu durum karşısında somut olayda, davalı yanın ödemeleri sonucu dava tarihi itibariyle alacak tutarının saptanmasında belirtilen yasa hükmü gözetilmeksizin, yapılan hesaplamaya itibar edilerek 76.520,00 TL üzerinden takibin devamına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari nitelikdeki genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup, davalılardan Hayim Ovadia"nın da bu sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı gözetilerek somut olayda TTK hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı 586 v.d maddesi hükümleri uygulanarak yanılgılı gerekçesiyle davalı kefil hakkındaki davanın reddi de isabetsiz olmuştur.
SONUÇ : Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davacı (Temlik Eden) ... T.A.Ş.ve (Temlik Alan) ... Varlık Yönetimi A.Ş.yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.