20. Hukuk Dairesi 2016/35 E. , 2017/8466 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 12/05/2014 havale tarihli dilekçesi ile tapuda ... ili, ... ilçesi, ... beldesi 126 ada 16 sayılı parselin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/123 E. - 2008/64 K. sayılı kararı ile orman vasfında olduğu gerekçesi ile iptal edildiğini, kararların kesinleştiğini, müvekkillerine ait tapu kaydının herhangi bir bedel ödenmeden iptal edildiğinden zarara uğradıklarını, bu nedenle davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... beldesi 126 ada 16 sayılı parselde kayıtlı bulunan taşınmazların tapusunun iptali nedeniyle uğramış oldukları zararların tazmini için şimdilik 5.000.00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikke davalı taraftan tahsili ile yargılama giderlerinin ve kanunu vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 21/10/2014 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçelerinde talep edilen alacaklar toplamının 5.000.00.-TL dava değerinin toplam 25.526,78.-TL olarak ıslah ettiklerini, 5.000.00.-TL için dava tarihinden, 20.536,78.-TL için artırma tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davacının davasının kısmen kabulüne,
Buna göre; toplam 25.526,78.-TL tazminat bedelinin, 4.990,00.-TL"sine dava tarihi olan 12/05/2014 tarihinden itibaren, 20.536,78.-TL"sine ıslah tarihi olan 12/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı tarafa verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir
Dava, TMK"nun 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya içeriği ve toplanan delillerden; 2003 yılında yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmazın tapu kaydı uygulanarak fındık bahçesi niteliği ile davacı adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra Hazine tarafından açılan dava sonucu 126 ada 16 sayılı parselin 16/11/2009 kesinleşme tarihli ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/123 E. - 2008/64 K. sayılı kararı ile orman olduğu gerekçesiyle tapu kayıtlarının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verildiği, eldeki davanın ise 12/05/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda
olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır. Dolayısıyla bu tür bir dava, taşınmazların mülkiyetlerinin yitirilmesine ilişkin iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarihten sonra açılabileceğinden, mülkiyetin kaybedildiği tarih itibariyle de taşınmazların değerinin tespit edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Zararın meydana geldiği tarihe göre, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; Devlet ormanları özel mülkiyete konu olamayacak ise de, genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün gerçek kişi adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının tazmininin gerektiği açıktır. Tapusu iptal edilen taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, gerçek zararın, tapu iptal kararının kesinleşme günündeki net gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihi olan 2014 yılı resmî rakamları esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre hüküm kurulması doğru değildir.
Yine hükme dayanak yapılan raporda çekişmeli taşınmazda yer alan ağaçların dikme olmayıp doğal yollarla oluşan orman ağaçlarının bulunduğu belirtildiği halde anılan kesimin arazi niteliği itibariyle çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp net gelir metodu ile gerçek değerinin tespit edilmesi gerekirken, orman ağaçlarının kerestelik tomruk geliri ve yakacak odun geliri üzerinden m² birim fiyatının belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, çekişmeli taşınmaz arazi niteliğinde olduğundan çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, taşınmazların sulu-kuru olup olmadıkları, bitki örtüsü, yerleşim alanlarına uzaklıkları, iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgelerindeki konumları gözetilerek ağaçlık olan bölümler yönünden tarla niteliği itibariyle, kapama fındık bahçesi kısımların fındıklık olarak, kapama fındık bahçesi niteliğinde değil ise tarla niteliği itibariyle çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle üzerindeki fındık ağaçlarının ise değerlendirme tarihindeki ilçe tarım müdürlüğü verilerine göre maktu değerlerinin tespit edilmesi, tapu iptali ve tescil davalarında verilen kararların kesinleştiği tarihteki gerçek değerlerinin hesaplattırılması, taşınmazların varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, bu şekilde tapusu iptal edilen taşınmazların zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak tapu sahibinin oluşan gerçek zararının saptanması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/10/2017 günü oy birliği ile karar verildi.