23. Hukuk Dairesi 2015/904 E. , 2015/8102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında fuar katılım sözleşmesi imzalandığını, davalı yanın fuara katılmaktan vazgeçmesi nedeniyle davalı hakkında sözleşmenin 3. maddesi gereğince 2.389,5 USD bedelli fatura tanzim edildiğini, bahsi geçen fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibinin ise davalı itirazı neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe dayanak sözleşmenin davacı şirketi temsile yetkili kimselerce imzalanmamış olması nedeniyle geçerli olmadığını, sözleşme tarihi ile fuar tarihi arasında 90 günden uzun bir süre bulunmadığından sözleşmenin 3. maddesinin hüküm ifade etmeyeceğini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, fuar katılım sözleşmesinin 3. maddesinde fesih ve cezai şartın kararlaştırıldığı, fuar açılış tarihine 90 günden az bir süre kalması durumunda sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmede kararlaştırılan bedelin davalı taraftan tahsil edilebileceği, fakat sözleşme tarihi ile fuar açılış tarihi arasında 90 günden uzun bir süre bulunmadığı, bu sebeple sözleşmenin cezai şart ve fesih maddesinin düzenlendiği 3. maddesinin pratikte uygulanma ihtimali bulunmadığından geçersiz olduğu, davalı tarafın Büyükçekmece 6. Noterliği"nin 05.08.2013 tarih ve 44396 yevmiye nolu ihtarnamesi ile fuara katılınmayacağına ilişkin bildiriminin geçerli bir bildirim olduğu, sözleşme tarihi ile fuara katılım tarihi arasında 90 günden az bir süre bulunmadığından davacının cezai şart ve sözleşme bedelini tahsil etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki 29.08.2013- 01.09.2013 tarihleri arasında ..."da düzenlenecek fuarla ilgili 18.07.2013 tarihli fuar katılım sözleşmesinin 3. maddesi, “Müşteri, Organizatör"e kabul edilebilir mazeretini yazılı olarak bildirmek kaydı ile fuar açılış tarihinden 90 gün öncesine kadar fuara katılmaktan vazgeçebilir. Ancak bu durumda sözleşme bedelinin %30"u ceza-i şart olarak Organizatöre ödenir. Kalan miktar müşterinin ödediği para birimi cinsinden 90 gün içerisinde müşteriye geri ödenir. Fuar açılış tarihine 90 günden az kalması durumunda organizatör tüm bedeli müşteriden talep ve tahsil eder.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece, sözleşme tarihi ile fuar açılış tarihi arasında 90 günden uzun bir süre bulunmadığı, bu sebeple 3. maddenin pratikte uygulanma ihtimali bulunmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça, sözleşmeyi davacı adına imzalayan ..."in davacı şirket temsilcisi olmadığı, imza sirküleri ve yetki belgesi ile fuar ile ilgili tüm belgeleri imzadan sonra temin ederek göndereceğini beyan etmesine rağmen göndermediği, bu sebeple sözleşmenin geçersiz olduğu, davacı tarafça gönderilen faturanın 05.08.2013 tarihli ihtar ile iade edildiği savunulmuştur.
Sözleşmenin davalı tarafça imzalandığı tarihte fuara 90 günden daha az süre kaldığı tarafların bilgisi dahilindedir. Davacı tarafça dava dilekçesinde, davalının davalı şirket yetkilisinin aynı tarihte ..."ta bir açılışa katılacak olması sebebiyle ..."daki fuara katılımı iptal etmeleri gerektiğini bildirdiği açıklanmıştır. Davacının delil listesinde de e-mail yazışmalarına dayanılmış ise de bu deliller toplanmamıştır. Davalı tarafça, sözleşmeyi davalı adına imzalayan şahsın yetkisine herhangi bir itirazda bulunulmamış olup, davacı adına sözleşmeyi imzalayan şahsın yetkisi hususunda tereddüte düşülmüş olması durumunda sözleşmeyi imzalamama imkânı varken sözleşme imzalanmış, sözleşmeden makul bir süre sonra karşı taraftan e-mail ya da ihtar yoluyla imza sirkülerinin gönderilmesinin istendiği yolunda dosyaya herhangi bir delil sunulmamış, mahkemece e-mail yazışmaları getirtilmediğinden davalının, davacı yönünden sözleşmenin benimsenip benimsenmediğini öğrenip öğrenmediği, davalı tarafın fuara katılmaktan kendi yetkilisinin mazereti sebebiyle vazgeçip vazgeçmediği hususları anlaşılamamıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı delil listesinde belirtilen e-mail yazışmaları getirtilip, tarafların sözleşmeyi benimseyip benimsemedikleri, davalının fuara katılmaktan vazgeçme nedeni, davalının makul sürede davacıdan imza sirküleri ve yetki belgesini isteyip istemediği üzerinde durulması, davalının kendisine fatura gönderilinceye kadar davacı taraf adına sözleşmeyi imzalayan şahsın yetkisi bulunmadığını savunmamış olması durumunda iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların sözleşmeyi imzalamakla oluşan iradeleri gözardı edilerek, yazılı şekilde eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, 09.12.2013 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 13.09.2014 olarak yazılmış olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava tacir olan taraflar arasındaki 18.07.2013 tarihli sözleşmenin ihlali sebebiyle 3. maddede kararlaştırılan ceza koşuluna ilişkin takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar tacir olup fuar organizasyonuna katılıma ilişkin 18.07.2013 tarihli sözleşme şeklen aktedilmiş görünmekte, davacı taraf sözleşme ilişkisinin kurulduğundan bahisle ceza koşulunun tahsilini istemekte, davalı taraf ise yazılı akdi ilişkinin kurulmamış olduğunu, bu sebeple de ceza koşulunun istenemeyeceğini savunma olarak bildirmektedir.
Davacı tarafın 18.07.2013 tarihli sözleşmeyi form sözleşme olarak önceden matbu olarak yazılı hale getirdiği, boş b...ılan kısımların sözleşme taraflarınca doldurularak imza altına alındığı, rızai sözleşmelerin yazılı olarak yapılması gerekmemesine karşın, tacir olan tarafların sözleşmeyi yazılı olarak yapmak istedikleri, davalı taraf adına temsile yetkili mümessili tarafından sözleşmenin imzalandığı, davacı taraf adına şirketi temsile yetkisi ve imzaya yetkisi olmadığı ancak şirket çalışanı olan ... ismi yazılmak suretiyle sözleşmenin imzalanmış olduğu bellidir. Davacı taraf yazılı sözleşmeyi temsile yetkisi kişisince imza etmediği, ..."in davacı şirketi temsile imzaya yetkisinin olmadığı, davalı tarafın beklemesine karşın bu konudaki eksikliği gidermeye yönelik bir çabasının da bulunmadığı ortadadır. Davalı taraf yurt dışında yapılacak bir fuar organizasyonunda muhatabını da bağlayacak yazılı bir sözleşmenin aktedilmesini, yazılı sözleşmenin muhatabının yetkili temsilcisi tarafından da imza edilmesini tacir olmanın sonucu olarak beklemektedir. Sözleşmeye temsil ve imzaya yetkisi olmadığı belli olan, ... adının yazılması davalı tarafın konuya ilişkin beklentisinin tezahürüdür. Davalı tarafın noterden yaptığı 05.08.2013 bildirime kadar davacı tarafın temsile ilişkin eksikliği gideremediği, noter ihbarıyla da davalı tarafın sözleşme ile bağlı olmadığını muhatabına bildirmiş olduğu dosyadan anlaşılmaktadır.
18.07.2013 tarihli yazılı sözleşmeyi davalı taraf temsile yetkili mümessili tarafından imza etmiş olmasına karşın, 05.08.2013 tarihli fesih bildirimi yapılıncaya kadar davacı taraf temsile ilişkin eksikliği gidermemiş bu şekliyle sözleşmenin topal işlem mahiyetinde olduğu, temsile ilişkin eksiklik giderilir ise askıda hükümsüzlük halinin sona ereceği, giderilmez ise sözleşme ilişkisinin hiç kurulmamış olacağı bellidir. Davacı taraf temsile ilişkin eksikliği fesih bildirimine kadar yerine getirememiş, böylece taraflar arasında yazılı akdi ilişki başlangıçtan itibaren hiç kurulmamış hale gelmiştir.
Askıda hükümsüz olan yazılı sözleşme ilişkisi yönünden kusur davacı taraftadır. Kimse kendi kusuruna dayanarak hak sahibi olamaz. Davalı tarafın yazılı sözleşmenin muhatabının temsile yetkili mümessili tarafından imza edilmesini beklemesi tacir gibi hareket etmesinin haklı sonucudur. Tarafların yapmak istedikleri yazılı sözleşme ilişkisinin parçalara bölünmesi taraflar arasındaki sözleşme dengesinin bozulması sonucunu doğurur. Haklı olunan konuda haksız hale, tazminat ile sorumlu tutulma sonucuna götürür. Böyle bir sonuç adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmaz.
Mahkemenin sözleşmenin 3. maddesine dayalı ret gerekçesi yerinde değilse de sözleşme ilişkisi kurulmamış hale geldiğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması görüşündeyim.
Dairemiz çoğunluğunun belirtilen konuyla sınırlı bozma gerekçesine katılmakta isem de yazılı sözleşmedeki temsile ilişkin eksikliğin e-mail kayıtlarının celbi suretiyle giderilmeyeceği, temsile ilişkin eksikliğin bu şekilde telafisini mümkün görmediğimden, araştırma bozması yapılması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.