21. Hukuk Dairesi 2019/1219 E. , 2020/335 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, ana para ile 01/06/2007-01/01/2008 tarihleri arasında ödenmesi gereken emekli aylıklarının her ay ödenmesi gereken tarihten fiili ödendiği tarihe kadarki faiz ve masraflarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Davacı, davalı Kurum tarafından eksik ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemenin anapara farkı olan 2.229,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 1.088,24 TL işlemiş faizin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Bakırköy 12. İş Mahkemesi"nin 2012/121 esas, 2012/666 karar sayılı ilamında yargılama giderine hükmedildiğinden ve davacı tarafından bu karar ile yargılama gideri talep edebileceğinden söz konusu dosyaya ait 213,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline yönelik talebinin reddine dair hükmü davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 05/06/2017 tarih 2016/2154 Esas 2017/4850 Karar sayılı ilamı ile davalı Kurum"dan, Bakırköy 12. İş Mahkemesi"nin 2009/458 E, 2012/121 K sayılı dosyasında davacıya 01.06.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında ödenmesi gereken eksik aylıkların 12.114,99 TL olduğunun bildirilmesine rağmen 9.885,29 TL ödeme yapılmasının nedeni sormak, söz konusu duruma ilişkin olarak aradaki farka neden olan tüm hesaplamaların açık bir şekilde belgeleri ile bildirilmesini istemek, daha sonra hem bu farkın nedeni ortaya konularak hem de ilk dosyada kesinleşen 500,00 TL gereğince davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı da irdelenerek varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacının davasının kısmen kabulü ile Anapara farkı olan 2,229 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 1.088,24 TL işlemiş faizin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Bakırköy 12. İş mahkemesinin 2009/458 esas 2012/121 karar sayılı ilamında belirtilen 500 TL tutarın davacı adına davacının maaş aldığı PTT şubesine 17/07/2013 tarihinde gönderilmiş olduğu anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve fakat Dairemiz Bozma İlamına uygun şekilde hüküm tesis edilmemiştir.
./..
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/03/2002 tarih ve 1/119-135 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke usul kanununun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmü tesis etme zorunluluğu vardır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; kısmi sözleşme aylığı almakta olan davacı tarafından aylığının tam aylığa çevrilmesi için gerekli borçlanma ve işlemlerin yapıldığı, bu işlemler 31.05.2007 tarihinde tamamlandığı için davacıya 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerekirken, 01.11.2008 tarihinde bağlandığı iddia edilerek dava açıldığı, Bakırköy 12. İş Mahkemesi"nin 2009/458 E, 2012/121 K sayılı dosyasında davacı tarafından; 31.05.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında ödemeyen aylıklarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 500,00 TL"sinin yasal faizi ile ödenemesinin talep edildiği, mahkemece 13.12.2012 tarihli karar ile; davacıya 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 500,00 TL"nin 01.06.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği ve kararın Yargıtay"ca onandığı, söz konusu dosyada davalı Kurum tarafından; 01.06.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında davacıya ödenmesi gereken eksik aylıkların 12.114,99 TL olduğunun bildirildiği, ancak mahkeme kararının onanmasından sonra davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 21.08.2013 tarihli yazıda; 01.06.2007 – 16.06.2013 tarihleri arasında ödenen ve ödenmesi gereken aylıkların hesaplandığının, ödenen aylıklardan ödenmesi gereken aylıklar düşüldükten sonra hak ettiği 9.430,47 TL birikmiş aylık, 77,54 TL SYD ve 377,28 TL ek ödeme olmak üzere toplam 9.885,29 TL fark aylığın 17.06.2013 tarihinde PTT şubesine gönderildiğinin bildirildiği, ayrıca dosyada mevcut davalı Kurum"un 11.06.2013 tarihli yazısında el yazısı ile not olarak; kesinleşen mahkeme kararı nedeni ile 500,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte 772,21 TL olarak 17.07.2013 tarihinde PTT"ye gönderildiğinin yazmakta olduğu ve davacıya gönderilen 19.07.2013 tarihli yazıda bu miktarın 2013/7. ayda ödendiğinin bildirildiği, ancak daha sonra; söz konusu alacağa ilişkin olarak davacıya gönderilen 21.08.2013 tarihli yazı gereğince davacıya 9.885,29 TL ödeme yapıldığı, iş bu dosyada davacı tarafından aradaki farkın yasal faizi ile birlikte talep edildiği, bozma ilamı sonrasında gönderilen Kurum"un 06/12/2017 havale tarihli yazısı ve eklerinden 12.114,99 TL"nin 01.06.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında davacıya ödenmesi gereken tam aylıklarının toplamı olduğu, kesinleşen dosya kapsamında ödendiği kabul edilen 500,00 TL"ye ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, bozma ilamının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; davalı Kurum"dan, davacıya 01.06.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında kısmi sözleşme aylığı ödemesi yapılırken ne kadar ödemede bulunulduğunu sormak, ilk dosyada kesinleşen 500,00 TL gereğince davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını ilgli PTT/banka şubesinden araştırmak, 500,00 TL ödendi ise bu miktarı ve davacıya 01.06.2007 – 01.11.2008 tarihleri arasında ödenen toplam kısmi sözleşme aylığı tutarını 12.114,99 TL"den tenzil ederek kesinleşen ilk dava dosyasından sonra davacıya yapılan ödeme miktarı da dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/01/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.