Abaküs Yazılım
23. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/3231
Karar No: 2015/8172
Karar Tarihi: 16.12.2015

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/3231 Esas 2015/8172 Karar Sayılı İlamı

23. Hukuk Dairesi         2015/3231 E.  ,  2015/8172 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    - K A R A R -

    Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi olduklarını, 09.06.2013 tarihli genel kurul toplantısına katılarak, toplantının 3, 4, 5 ve 6. maddelerine ret oyu verdiklerini, 5. maddeye ilişkin muhalefet şerhlerinin o maddede tutanağa geçirilmesine rağmen, diğer maddelere ilişkin muhalefet şerhlerinin 12. maddede tutanağa geçirildiğini, denetim ve yönetim kurulu faaliyet raporları ile bilanço gelir gider hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, alınan kararların Kooperatifler Kanunu"nun 53. maddesine, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca kooperatifin diğer ortaklardan yaklaşık 550.000,00 TL alacaklı olmasına rağmen sadece eski yönetim ve denetim kurulu üyelerine icra takibi yapıldığını, diğer üyelere icra takibi yapılmadığını, bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, 09.06.2013 tarihli genel kurul kararının 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacı ..."ün, dava tarihinden önce, 02.07.2013 tarihi itibariyle üyeliğinin sona erdiğini, üye olmadığını, bu sebeple, anılan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacıların anılan genel kurulda sadece 5. maddeye muhalefet şerhi koyduklarını, diğer maddelere ilişkin olarak, 12. maddede muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini, muhalefet şerhinin hangi madde görüşülüyor ve muhalif kalınıyorsa o maddeye yazılmasının gerektiğini, davacıların yalnızca 5. gündem maddesinde muhalefet şerhlerinin olduğunu, diğer maddelere ilişkin geçerli bir muhalefet şerhlerinin olmadığını, gündemin 3 ve 4. maddelerinde herhangi bir karar alınmadığını, diğer maddelerinin de usul ve yasaya uygun olduğunu, davacıların dilekçesinde somut sebepler ileri sürmediğini, yeni yönetime karşı husumet beslediklerini, bu nedenle dava açtıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın, davalı kooperatifin 09.06.2013 tarihli genel kurul kararının 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin iptali istemine ilişkin olduğu, davanın süresi içinde açıldığı ve yasada aranan toplantı nisabının sağlandığı, davacıların muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 53. maddesi ile anasözleşmenin 38. maddesi hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların iptalinin, toplantıya katılarak ret oyu veren ve muhalefet şerhi koyan kooperatif üyelerince istenebileceği, davacı ..."ün henüz dava açılmadan önce, 02.07.2013 tarihinde kooperatif üyeliğinden istifa ettiği, bu istifanın 03.07.2013 tarihinde davalı kooperatife ulaştığı, bu sebeple dava tarihinde davacı ..."ün aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, iptali istenen genel kurulun 3 ve 4. maddelerinde herhangi bir karar alınmadığı 5 ve 6. maddeleri ile alınan kararların ise yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olmadığı, aksinin davacılar tarafından ispat edilemediği, davacı ..."ün dava tarihi itibariyle üye olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
    1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2- Dava, genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 13. maddesinde ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.
    Dosya kapsamından davacı ..."ün 02.07.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile istifasını kooperatife bildirdiği, ihtarnamenin 03.07.2013 tarihinde davalı kooperatife ulaştığı anlaşıldığından, davacı ..."ün davanın açıldığı 09.07.2013 tarihinden önce 03.07.2013 tarihi itibariyle istifasının gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
    Öte yandan, hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re"sen incelemekle görevlidir. Mahkemece de istifanın, dava tarihinden önce gerçekleştiği doğru olarak tespit edilmiştir. Hatta, hukuki yararın sadece dava tarihi itibariyle değil, dava devam ettiği sürece ve hükmün kesinleşmesine kadar devamı da gereklidir. Gerçekten de, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan kişinin, şayet yargılama sırasında bu ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz.
    Diğer yandan, 6100 sayılı HMK"nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir.
    Aynı Kanun"un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir. (HMK 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı halde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukuki konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin taraf dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örneğin hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir.
    Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK"nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK"nın 51) Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re"sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def"i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re"sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
    Somut olayda, mahkemenin kabulüne göre davacı ..."ün aktif husumet sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde dava ehliyeti bulunduğu gözardı edilerek, aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddi doğru olmamıştır.
    Bu durumda mahkemece, davacı ..."ün istifası sebebiyle, 1163 sayılı Kooperatif Kanunu"nun 53. madde hükmünde aranan üyelik sıfatı sona ermiş olup, genel kurul iptali davasında, kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gereken ve dava koşulu olan hukuki yararın davanın açıldığı tarihte dahi bulunmadığı, buna göre anılan davacı yönünden hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından HMK"nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, aktif husumet ehliyeti bulunmadığının kabulü doğru olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK"nın 438/son maddesi uyarınca, davacı ... yönünden kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK"nın 438/7. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
    SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının 1. bendi çıkartılarak, yerine "1-Davacı ..."ün davasının HMK"nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine" bendinin yazılması suretiyle hükmün (re"sen) DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi