21. Hukuk Dairesi 2015/2810 E. , 2015/5875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında türk vatandaşı iken geçen çalışmaları borçlanabileceğinin tespitiyle emekliliğe hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, yurtdışı hizmet süresini borçlanabileceğinin tespiti ve Kurumca hizmet borçlanması ve emekliliği için gereken işlemin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 3201 sayılı yasa hükümlerine göre davacının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu dönem ..."da ... sigorta kurumuna bağlı olarak sigortalı olarak çalışmaya başladığı 01/11/1983 tarihinin Türkiye de sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine, davacının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu dönem ..."da sigortalı olarak çalıştığı sürelerin borçlanma hakkı olduğunun tespitine, 25 yıllık sigortalılık süresi 47 yaş 5150 gün prim ödenmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde kurum tarafından davacının emekliliği hususunda işlem yapılmasına, karar verilmiştir.
HMK"nun 297/2. maddesinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 389. maddesinde) mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Hüküm, davanın açıldığı tarihteki maddi ve hukuki duruma göre verileceğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre, ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, mahkemece 3201 sayılı yasa hükümlerine göre davacının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu dönem ..."da ... sigorta kurumuna bağlı olarak sigortalı olarak çalışmaya başladığı 01/11/1983 tarihinin Türkiye de sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine, davacının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu dönem ..."da sigortalı olarak çalıştığı sürelerin borçlanma hakkı olduğunun tespitine yönünden verilen karar doğru ise de 25 yıllık sigortalılık süresi 47 yaş 5150 gün prim ödenmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde kurum tarafından davacının emekliliği hususunda işlem yapılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK"nun 370/2 maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 1. fıkrasında yer alan "Davacının sigortalılık başlangıç tarihi ve borçlanma toplam süre 25 yıllık sigortalılık süresi 47 yaş 5150 gün prim ödenmesi şartlarına birlikte gerçekleşmesi halinde kurum tarafından davacının emekliliği hususunda işlem yapılmasına" rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine, “Davacının emekliliği için gereken işlemin Kurumca yapılmasına ilişkin talebinin reddine", rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, ayrıca 3. fıkranın değiştirilerek "3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1500 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kısmen red nedeniyle 1500 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, kararın bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 23/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.