(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2020/10262 E. , 2021/2259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın bozulmasına ilişkin yukarıda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi ... tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, Ilgın İlçesi Gökbudak Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 4 parsel sayılı 808,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şemsettin Işık adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmaz içerisinde kalan bir bölümün; kendisi adına tapuda kayıtlı komşu 105 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile bütün olduğu halde, çekişmeli taşınmaz içerisinde tespit ve tescil edilmesinin hatalı olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 23.11.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuda kayıtlı bulunan 105 ada 1 parsele eklenmek suretiyle tevhiden tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.2.2020 tarih ve 2016/14356 -2020/519 Esas-Karar sayılı ilamı ile ”Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünün davacının kullanımında olduğu ve bu bölüm üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği; Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarında, davacı lehine tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün, davacı tarafından sadece tarım aletlerinin konulması suretiyle kullanıldığının belirtildiği; bu kullanım şeklinin taşınmazın ekonomik amacına uygun bir kullanım olarak kabulü mümkün bulunmadığı; bir an için davacı tarafın önceden taşınmazda zilyet olduğu kabul edilmiş olsa bile, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün bir kısmı hakkında, Ilgın Kaymakamlığı"nın 03.10.2005 tarihli kararı ile, davacı aleyhine men kararı verilip bu men kararının 05.10.2005 tarihinde infaz edilerek çekişmeli bölümün köy tüzel kişiliğine teslim edilmiş olduğu ve davacının tespit tarihi itibarı ile bu bölüm üzerinde hukuken zilyetliğinden söz edilmesinin de mümkün olmadığı bu nedenle davacı lehine 3402 sayılı Kanun"un 14. maddesinde öngörülen iktisap koşullarınında gerçekleşmediği anlaşılmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş; bu kez de davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Eldeki dava, tapu iptali ve tescil istemine yönelik olup taraflar arasında çözülmesi gereken uyuşmazlık; taraflar arasındaki ortak sınırın neresi olduğu, kadastro tespit tarihine kadar davaya konu bölüm üzerinde zilyetliğin kim tarafından sürdürüldüğü, davacı zilyet ise; zilyetlik süresinin kadastro tespit tarihine kadar 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece çekişmeli bölüm üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli 105 ada 4 parsel tek katlı kerpiç ev ve bahçesi vasfıyla, davacıya ait 105 ada 1 parsel ise iki katlı kerpiç ev, ahır ve bahçesi vasfıyla tapuda kayıtlı olup taraflar arasındaki uyuşmazlık özel mülkiyete konu iki taşınmaz arasındaki ortak sınırın kadastro çalışmaları sırasında doğru olarak belirlenip belirlenmediği; doğru olarak belirlenmemiş ise gerçek sınırın nereden geçtiği noktasında toplanmakta olup bu tarz davalarda özellikle taşınmazların tapuda yazılı vasıfları da dikkate alındığında taşınmazın sahiplenilmesi ve taşınmazın kime ait olduğunun yöre halkı tarafından bilinip belirlenebilmesi de ekonomik amaca uygun zilyet edildiğini gösterir. Yine her ne kadar çekişmeli taşınmazın bir bölümü Ilgın Kaymakamlığı"nın 03.10.2005 tarihli kararı ile, davacı aleyhine men kararı verilip bu men kararının 05.10.2005 tarihinde infaz edilerek çekişmeli bölüm köy tüzel kişiliğine teslim edilmiş ise de; gerek taşınmazların özel mülkiyete konu olması; gerekse uyuşmazlığın ortak sınıra ilişkin olması ve gerekse de kaymakamlık men kararının KK.14 ve 3402 sayılı Kanun 713. maddesinde öngörülen “çekişmesiz” zilyetlikten kastedilenin “davasızlık” olması karşısında, salt kaymakamlık men kararının infaz edilip taşınmazın bu men kararına istinaden Köye teslimine karar verilmiş olması da taşınmaz bölümü üzerinde hak iddia eden tarafın zilyetliğini kesintiye uğratmayacaktır. Bir an için anılan men kararının infazından sonra bu men kararı ve eki dosya kaymakamlık tarafından 7.10.2005 tarihli üst yazı ile Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesi(hakkı olmayan yere tecavüz suçu) gereğince işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmiş ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nca köy boşluğu olan yere tecavüz ettiğinden bahisle ... aleyhine TCK’nun 154/2 maddesi uyarınca kamu davası açılmış olduğunun nizasızlığı ortadan kaldıracağı düşünülse de bu kamu davasına konu yer, çekişmeli taşınmazın tamamına ilişkin olmadığı gibi, iddianamenin kabulü ile Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/20 Esas ve 2007/99 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, sanık olan ... bu dosya davacısı ...’nın köy boşluğuna tecavüz etmediğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğu; sanığın çitle çevirdiği kısmın kısmen kendisine ait 105 ada 1 parselde; kısmen de müşteki Şemsettin Işık’a ait 105 ada 4 parselde kaldığı ve her iki parseli ayıran fiili bir sınırın da olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olması karşısında, yine nizasızlık durumunun kesintiye uğramadığı sabittir.
Davacı ...’nın bayii olan ve davacının kendisine ait olan ve eksik ölçüldüğünü bildirdiği 105 ada 1 parselin evvelki maliki ...’ün kaymakamlık dosyasında tanık olarak alınan ifadesi incelendiğinde; kendisinin bu yeri 1977 yılında ...’ya sattığını; gerek (kaymakamlık dosyası müştekisi ve çekişmeli 105 ada 4 parsel sayılı taşınmaz maliki) Şemsettin Işık’ın gerekse ...’nın iki taşınmaz arasında yer alan boşluğa peyder pey müdahalede bulunduklarını beyan etmiş; yine aynı dosyada mahalli bilirkişi olarak beyanına müracaat edilen ... Somuncu da her iki parsel arasında eskiden boşluk olduğunu bildirmiştir. Kaymakamlık dosyasında düzenlenen 30.9.2005 tarihli fen memuru ... tarafından çizilen krokide ... tarafından çitle çevrilmek suretiyle kullanıldığı bildirilen yer kırmızı renkle taralı olarak 30,60 metrekarelik üçgen biçiminde gösterilmiş; Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ceza davası sırasında düzenlenen krokide ise, 2007 tarihinde çitle çevrili olan yer olarak gösterilen kısım bu men kararındaki yerden-güney bölümü itibariyle- oldukça farklı olduğu gibi yine bahsi geçen asliye ceza mahkemesindeki keşif krokisinde gösterilen çitle çevrili alanlar; ... bu tapu iptal ve tescil davasında hükme esas 23.11.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide, davacının iddia ettiği kısımdan-bu kez de özellikle kuzey sınırı itibariyle- daha da farklı olduğu halde; her üç krokide gösterilen yerlerin birbirinden neden bu kadar farklı olduğu üzerinde durulmamış; bu husus da keşifte beyanına başvurulan bilirkişi ve tanıklardan sorulmamış; ayrıca davacının iddia ettiği ve krokilerdeki çitlerin kuzeyinde ve çitle çevrili olarak gösterilen alanın dışında bulunan bölüm üzerinde, davacının ayrıca zilyetliği olup olmadığı,zilyet ise neden bu kuzey bölümün çit dışında bırakıldığı hususunda da tereddüt hasıl olmuş ve bu tereddüt de yöntemince giderilmemiş; ayrıca 2005 ve 2007 yıllarında zeminde bulunduğu krokide gösterilen çitlerin ne zaman çekildiği; kadastro tespit tarihine kadar çitle çevrili alanın ne kadar süredir kim tarafından kullanıldığı üzerinde de durulmamıştır.
Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile mevcut çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulması isabetsiz olup bu nedenle hükmün; “mahkemece; çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak; çekişmeli taşınmaz bölümünün kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, parsellerin arasında var olduğu belirtilen boşluğun ne zaman kapatıldığı ve bu boşluk olan alanın çekişme konusu taşınmazın hangi bölümüne isabet ettiği; krokilerde gösterilip 2005 ve 2007 yıllarında var olduğu belirtilen çitlerin ne zaman çekildiği;çitlerin çekildiği tarihten öncesinde ve kadastro tespit tarihine kadar çekişmeli taşınmaz bölümünün kim tarafından ne şekilde kullanıldığı, bu çitlerin neden farklı yerlerden çekildiği; 2005 ve 2007 tarihlerindeki çitlerin dışında ve özellikle kuzey tarafında kalan çekişmeli bölüm yönünden ayrıca kullanımın davacı tarafa mı yoksa davalı tarafta mı olduğu; kadastro tespitine kadar da kim tarafından ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olgu ve olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması; keşifte beyanına başvurulan yerel ilirkişi,taraf tanıkları ve tarafların gösterdikleri sınırların farklı olması durumunda kroki üzerinde bu sınırların ayrı ayrı gösterilmesinin fen bilirkişiden istenerek keşfi takibe imkan sağlanması; beyanlar ve gösterilen sınırlar arasında çelişki olması halinde hangi beyana neden üstünlük tanındığı gerekçede tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulması gerekirken yukarıdaki gerekçe ile bozulması isabetsiz ve karar düzeltme istemi de bu nedenle yerinde olup Dairemizin 17.2.2020 tarih ve 2016/14356-2020/519 Esas-Karar sayılı ilamının bozularak ortadan kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan karar düzeltme harcının talep halinde karar düzeltme isteminde bulunana iadesine, 10.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.