1. Hukuk Dairesi 2014/18620 E. , 2015/4230 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2013
NUMARASI : 2009/187-2013/160
Taraflar arasındaki davadan dolayı Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.04.2013 gün ve 2009/187 esas 2013/160 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 07.05.2014 gün ve 4250-9429 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl dava, ecrimisil, karşı dava ise, dava konusu 20472 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2. bodrum katın ana taşınmazın ortak alanı olduğunun tespiti isteğine ilişkin olup mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilerek, Dairece; " özellikle delillerin takdirinde ve yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı-karşı davacı vekilinin asıl dava ve karşı dava bakımından tüm temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, davacı - karşı davalı vekilinin asıl dava bakımandan temyiz itirazlarına gelince; ecrimisil konusunda, daha önceki kesinleşen mahkeme kararının taraflar yönünden bu davada kesin delil ve emsal niteliğinde olduğu, o davada 20472 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2. bodrum kat üzerinden ecrimisil takdir edildiğine göre eldeki davada da bilirkişi heyeti tarafından 12.01.2011 tarihli rapor ile 2. bodrum katın tamamı üzerinden saptanan 11.720,00 TL ecrimisile hükmedilmesi gerekirken davacının ana taşınmazdaki arsa payı oranında belirlenen ecrimisil nazara alınarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuş, bozma kararına karşı davalı-karşı davacı tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 20472 parsel sayılı taşınmazda davacı-karşı davalı Servet"in 115/600 oranında paydaş olduğu, dava konusu parsel üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış 2 bodrum+zemin+4 kattan oluşan binanın yer aldığı, davalı-karşı davacının bu taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten bir hakkının olmadığı, ancak binanın 2. bodrum katı ile kendisinin paydaşı olduğu 20473 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış binanın 1. bodrum katını tarafların rızaları ile birleştirilerek tek bir bölüm halinde kiraya vermek suretiyle tasarruf ettiği, davacı tarafından, taşınmazın kira bedellerinin davalı-karşı davacı tarafından tahsil edildiği iddiasına dayalı olarak Küçükçekmece 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/182 E. sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz için davalı aleyhine 07.04.2006 tarihinde açılan ecrimisil davasının 20.05.2008 tarih 2008/237 K. sayılı kararı ile taşınmaz üzerindeki 2. bodrum katın tamamı üzerinden hesaplanan ecrimisil gözetilerek davanın kabulüne karar verildiği ve kararın derecattan geçmek suretiyle 09.04.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada ise davacının 01.05.2006-31.03.2009 tarihleri arasındaki dönem için toplam 15.460,00 TL ecrimisile karar verilmesini istediği, davalının karşı davasında ise, dava konusu 2. bodrum katın ana taşınmazın ortak alanı olduğu, davacının ancak tapu payı olan 115/600 oranda hak talebinde bulunabileceğinin tespiti ile muarazanın bu şekilde giderilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Karşı davacının karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan incelemede, 01.02.2012 tarihli oturumda asıl davanın davacısı S.. G.. ve vekilinin duruşmaya gelmemesi üzerine karşı davacının "davayı takip etmiyoruz" beyanı üzerine, davalı-karşı davacı tarafından da takip edilmediği gerekçesiyle davanın HMK"nın 150.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
Ne var ki, davalı-karşı davacı Hüseyin"in kendi davasını takip etmeyeceğine yönelik açık bir beyanı bulunmadığına ve karşı davacı o oturumda hazır bulunduğuna göre karşı davanın da açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerinde değildir.
Öte yandan, taraflar arasında görülüp kesinleşen 20.06.2003-07.04.2006 dönemine ilişkin dava dosyasında belirlenen ecrimisil, sonraki dönem için açılan davada, davacının payı gözetilerek belirlenecek ecrimisile esas alınabilecek güçlü delil oluşturur. Bu nedenle, davacı-karşı davalı Servet"in dava konusu taşınmazda 115/600 payı mevcut olup bu pay üzerinden karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, anılan bu hususlar karar düzeltme isteği üzerine, yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davalı-karşı davacının bu yönlere değinen karar düzeltme isteğinin 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kabulüne, Dairenin 07.05.2014 tarih, 4250/9429 sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına ve yerel mahkemenin 05.04.2013 tarih, 2009/187 Esas, 2013/160 Karar sayılı kararının açıklanan bu nedenlerle, asıl davada paya yönelik olarak verilen kararda isabetsizlik bulunmadığına göre hükmün bu kısmının ONANMASINA, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazı belirtilen nedenlerle yerinde olup(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.