21. Hukuk Dairesi 2014/10636 E. , 2015/6149 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı işyerinde 26.09.2010 – 20.05.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; metal dökümü yapan işyerinde kalıpçı olarak çalıştığını beyan eden davacının 26.11.2010 – 20.05.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı işyeri tarafından davalı Kurum"a bildirildiği, bordro tanıkları tarafından; davacının 7-8 ay çalıştığının beyan edildiği, ancak davacının çalışmalarının başlangıcı hususunda açık bir tarih bildirilmediği, davacı tanıklarından ..."in ise; kendisinin 2010 yılı 3 veya 4. ayda işe girdiğini, davacının da 2010 yılının 8,9,10. aylarında başlamış olabileceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasa"nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise; her ne kadar mahkemece bordro tanıklarının davacının işe başlama tarihini tam olarak beyan edemedikleri, davacı tanığı ..."in de beyanlarının soyut olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; dinlenilen tanıklar davacının işe başlama tarihi ile ilgili net beyanlarda bulunamamış iseler de bordrolarda isimleri bulunan diğer kayıtlı çalışanlar dinlenilmeden, dinlenilen tanıkların da beyanlarının detaylandırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının çalışmaya başladığı tarihin net olarak belirlenmesi için dinlenilen bordro tanıklarını yeniden dinlemek ve bu tanıklardan davacının çalışmaya başladığı tarihi net olarak beyan edip edemeyeceklerini sormak, bu şekilde bir sonuca ulaşılamaz ise bordrolarda isimleri bulunan diğer bordro tanıklarını ve talep edilen dönemde davalı işyerine komşu olan işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri dinleyerek davacının çalışmaya başladığı tarihin net olarak belirlenebilmesi için beyanlarına başvurmak ve dinlenilan tanık beyanları değerlendirildikten sonra varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.