Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 14/05/2009 tarih, 2009/2752-10572 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK. nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Bu işlemin yapılmamış veya usulsüz yapılmış olması başlı başına ihalenin feshini gerektirir. İİK.nun 134/2. madde hükmü gereği ihalenin feshini ilgililer ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç, ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. Öte yandan, anılan Kanunun 6.fıkra hükmüne göre satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadarki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.
Somut olayda, borçlu H. Ç.. vekili 27.08.2008 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuru ile satış ilanı tebliğ evrakındaki imzanın gelini D. Ç.."e ait olmadığını, kaldı ki adı geçen ile birlikte oturmadığını ve tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, ihaleyi 26.08.2008 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek, 24.07.2008 tarihli ihalenin feshini istemiştir.
Borçlu adına çıkarılan satış ilanının 18.06.2008 tarihinde, kendisiyle birlikte sakin gelini D. Ç.. imzasına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tanık sıfatı ile beyanı alınan D. Ç.. duruşmada tebligat evrakındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. O halde hakim, her somut olayın özelliğini, cereyan şeklini, gerçekleşen maddi olguları en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddiayı tahkik etmelidir. Dairemizin süregelen yerleşmiş uygulaması, Hukuk Genel Kurulunun 7.4.1982 tarih, ve 1377-337 sayılı kararında öngörülen yukarıdaki ilkeye uygun biçimde devam etmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Öte yandan, satış ilanı tebliğ edilmeyen şikayetçinin dava açma süresi belirlenirken ihaleden haberdar olma durumu tanık dinleme yolu ile saptanamaz. (HGK.nun 25.3.1998 tarih ve 1998/12-233/248 Sayılı Kararı.)
Bu durumda, öncelikle tebliğ işleminin 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 16.maddesine uygun yapılıp yapılmadığı değerlendirilmelidir. Borçlunun, adına tebliğ işlemi yapılan gelini D. Ç.. ile birlikte oturduğunun anlaşılması halinde ise borçlu, tebligat parçasında yazılı olan ve tebligatın gelini D. Ç.."e yapıldığını gösteren imzanın “sahte” olduğunu ileri sürdüğüne göre, bu iddianın yukarıda belirtilen ilkeye uygun olarak her türlü delille kanıtlanması mümkün olmakla, satış ilanı tebliğ evrakını borçlu adına alan D.. Ç.."in örnek imzaları alınıp yöntemince inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile istemin süre yönünden reddi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14/05/2009 tarih ve 2009/2752-10572 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19/01/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.