Abaküs Yazılım
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/8944
Karar No: 2020/285
Karar Tarihi: 14.01.2020

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2019/8944 Esas 2020/285 Karar Sayılı İlamı

22. Hukuk Dairesi         2019/8944 E.  ,  2020/285 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ: ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde elektrik yetkilisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
    Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 2014/11252 esas ve 2014/21580 karar sayılı kararı ile ‘ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği’ noktasında bozulması üzerine, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davanın ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesine, diğer talepler yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararı, davacı vekili ile davalı temyiz etmiştir.
    1-Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. Somut uyuşmazlıkta, tanık anlatımlarına göre davacının normal mesai saatleri dışında kendi nam ve hesabına iş yaptığı, haftada en az iki kez evinde bulunup misafirliğe katıldığı gerekçesiyle fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece davacı ... ’ın “davacının işvereni ... , onun oğlu ... her hafta davacının evine gelmektedir. Davacı kardeşi ... le beraber yakın otururdu aralarında bir duvar vardır bu adını verdiğim patronlar kardeşi ..."in evine geldiğinde davacı da onlar katılırdı. Yeri geldiğinde patronlar haftada iki kere gelirdi, bazen misafirlerini getirirlerdi. Misafirlerine yemeği biz yapıyorduk.” şeklindeki anlatımı ile bir kısım tanıkların davacının kendi nam ve hesabına çalıştığı yönündeki anlatımları doğrultusunda fazla çalışma yapmadığı sonucuna varılmış ise de, varılan bu sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları ile davalı tanıkları davacının haftada kaç gün hangi saatler arasında çalıştığına dair beyanda bulunmuştur. Öncelikle tanıkların bu anlatımına göre işyerinin faaliyet alanı, davacının işyerindeki görevi ve fiilen yaptığı işin niteliği de dikkate alınarak, davacının günlük ve haftalık çalışma düzeni belirlenmeli, daha sonra gerekirse bu çalışma düzenine istisna teşkil eden durumlar da gözetilerek oluşacak sonuca göre, fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasında bir karar verilmelidir. Belirtilen yönler dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
    2-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusundadır.
    Davacı, davalıya ait fabrikada elektrik sorumlusu olarak çalıştığını ve aylık net ücretinin 3.600,00 TL olduğunu ileri sürmüş, davalı ise davacının ücretinin imzalı bordrolarda belirtilen miktar olduğunu savunmuştur. Mahkemece davacı tanıklarının anlatımları, bir kısım işyerlerinden bildirilen emsal ücret miktarları ile davalı işverence düzenlenen yazı dikkate alınarak son ücret miktarı net 3.600,00 TL (brüt 5.028,64 TL) olarak belirlenmiştir. Ancak, mahkemece yapılan emsal ücret araştırması hem hatalı hem de yetersizdir. Başka işyerlerinde benzer işi yapan işçilere ödenen ücretin, gerçek ücretin belirlenmesinde ‘emsal’ olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca, yetersiz emsal ücret araştırması ile sonuca gidilmesi yerinde değildir. Bu durumda işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
    3-Taraflar arasında yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ücret, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti talepleri ile kıdem ve ihbar tazminatının tahsiline yönelik talepler hakkında davaların ayrılmasına karar verilip verilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 167. maddesine göre; mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder. Kanunun 168. maddesinin 1. fıkrasına göre de, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.
    Somut uyuşmazlıkta, mahkemece 7. Hukuk Dairesince ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği noktasındaki bozma kararı uyulmakla birlikte, ceza davasının bekletici mesele yapılmasının feshe bağlı alacakları etkileyeceği gerekçesiyle, bu alacaklar yönünden ayırma kararı verilerek, eldeki davadaki alacaklar yönünden davaya devam edilmiştir. 6100 sayılı Kanun"un 110. maddesine göre, davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkündür. Davaların yığılması yahut objektif dava birleşmesi olarak nitelenen bu halde, talep sayısı sayısı kadar dava bulunduğu kabul edilir ve her bir talep bakımından ayrı ayrı hüküm verilir. Bu düzenlemeye göre, davacının aynı dilekçede talep ettiği alacaklar yönünden teknik anlamda davaların ayrılmasına karar verilmesinde bir engel yok ise de, birleştirme ve ayırma kararları “yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için” verilir. Somut olayda ise, ayırma kararının bu amaca yönelik olduğunu ifade etmek mümkün değildir. Kararda her ne kadar ‘usul ekonomisi’ ile ‘taleple bağlılık’ kuralından söz edilmiş ise de, usul ekonomisi, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaya yönelik bir kuraldır (HMK.m. 30). Mahkemece verilen ayırma kararı, dava sayısını ve yargılama giderini artırmakta, başlangıçtaki tek dava yönünden değerlendirme yapıldığında ise, yargılama süresini değiştirmemektedir. Davaların birleştirilmesi veya ayrılması yönündeki taleplerin, taleple bağlılık ilkesi bağlamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Çünkü Kanunda, hakime resen veya tarafların isteği üzerine ayırma veya birleştirme kararı verme yetkisi tanınmaktadır.Somut olay yönünden değerlendirme yapılacak olursa, davacı ücret alacağının tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise davacının kusurlu eylemleri ile işvereni zarara uğrattığını ileri sürerek, ücret alacağı yönünden hapis hakkını kullandığını bildirmiştir. Mahkemece, davalının davacının meydana getirdiği somut zararı dosyaya yansıtmamış olduğu ve somut zarar belirledikten sonra bu zararın alacak davası ile her zaman istenebileceği gerekçesiyle davacının ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Oysa, davalı işveren davacının iş sözleşmesini hırsızlık ve bir kısım kanuna aykırı eylemleri nedeniyle haklı sebeple feshettiğini savunmuştur. Feshe yönelik değerlendirme, aynı zamanda varsa, davacının kusuru ile zarar miktarına yönelik değerlendirmeyi de kapsamaktadır. Bu itibarla, birlikte görülmesi gereken davaların mahkemece taleple bağlılık kuralı ile usul ekonomisi gerekçesiyle ayrılmasına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
    Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 14.01.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.





















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi