3. Hukuk Dairesi 2014/2537 E. , 2014/4436 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 3. ASLİYE HUKUK(TİCARET) MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2012
NUMARASI : 2011/586-2012/435
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun davacının 24630 nolu tarımsal sulama abonesi olduğunu, borçlu hakkında muhtelif dönemlere ilişkin normal tüketimler ile sayacın yanık olmasından dolayı EPDK gereği tahakkuk ettirilen dönem borçlarından dolayı Şanlıurfa 3.İcra Müdürlüğünün 2010/6289 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, %40"dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla dava açıldığı, dava konusu abonenin köy tarımsal sulama tesisine ilişkin olduğu, 19/06/2012 tarihinde Ticaret Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılmasına karar verildiği ve aynı celsede eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa 10 günlük süre verildiği, davacı tarafında yasal süresi içinde harcı yatırmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denir. Dava şartları, mahkemeye, taraflara ve dava konusuna ilişkin olmak üzere üç grupta incelenebilir.
Mahkemeye ilişkin dava şartları; Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması, yargı yolunun caiz olması, mahkemenin görevli olması, kesin yetki hallerinde mahkemenin yetkili olmasıdır.
Taraflara ilişkin dava şartları; Davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, dava takip yetkisi, kanuni temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davacının yatırması gerekli gider avansının yatırılmış olması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesidir.
Dava konusuna ilişkin dava şartları ise; Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte(derdest) olmaması, kesin hüküm bulunmamasıdır.
Davanın çabuk bir şekilde sonuçlandırılması için, kanun, dava ile ilgili bir çok işlem hakkında belli süreler öngörmüştür. Kanun, bazı hallerde kendisi bir süre koymamış, sürenin tayinini hakime bırakmıştır. Hakim bir işlemin belli bir süre içinde yapılmasına karar verebilir.
Hakimin tayin etmiş olduğu süreler, kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak kısaltabilir veya uzatabilir. (HMK mad.90/2) Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin olduğuna ilişkin karar verilmişse, bu kararın hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması gerekir. Ayrıca, verilen kesin süreye uyulmamasının sonucunun da aynı kararda gösterilmesi gerekir.
Hakim, verdiği sürenin kesin olduğunu bildirmemişse, bu süreyi geçirmiş olan taraf yeni bir süre verilmesini isteyebilir. (HMK 94/2) Hakim bu başvuru üzerine vereceği ikinci süreyi belirtilmemiş olsa dahi süre kesindir
Somut olayda, mahkemece 19.06.2012 tarihli celsede tüketici mahkemesi sıfatı ile açılan davaya Ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmiş ve eksik harcın tamamlanması için hazır bulunan davacı vekiline 10 gün süre verilmiş, verilen süre içerisinde harç yatırılmamış, davacı vekili bir sonraki celsede yeniden süre talep etmiş ise de mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafa 19.06.2012 tarihinde verilen süre hakim tarafından tespit edilen süredir ve kesin olduğu kararda belirtilmemiştir. Mahkemece davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için tekrar süre verilmesi gerekirken dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.