14. Hukuk Dairesi 2015/18892 E. , 2017/9470 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.07.2011 gününde verilen dilekçe ile ihya - tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.10.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptalinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ile tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 363 ada 2 sayılı imar parselinin 21.07.2006 tarihinde davalıdan satın almak suretiyle kayden maliki olduğunu, davalının kardeşi tarafından açılan kadastral parselin ihyası davası sonucunda davacının satın aldığı yerin davalı adına payı oranında tesciline karar verildiğini, davacının satın aldığı taşınmazın imar uygulaması öncesinde 323 parsel olup şuyulandırma işlemi ile 363 ada 2 sayılı imar parseli dışında birçok imar parselleri oluşturulduğunu, 363 ada 2 parseldeki el değişikliğinin kadastral parselin ihyası davasında gözetilmediğini, taşınmazı 5 yıldır kullanamadığını ileri sürerek 363 ada 2 sayılı parselin imar uygulamasının iptal edilmesi sonucu ihya ile tesis edilen eski 323 sayılı parseldeki davalının 24/360 payının iptali ile davacı adına tesciline, yeni bir imar uygulaması yapılması halinde davalının payının adına tesciline, taşınmazı kullanamamasından kaynaklanan 20.000,00 TL"nin tahsiline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerine hükmedilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 79.520,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, 363 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır.
O halde; imar parselinin dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve TMK"nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği; bu durumda; dayanıksız kalan tapu kaydının iptal edilerek kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyasına karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Ayrıca; kadastral parselin ihyasının, imar uygulamasıyla kadastral parsel sınırları üzerinde oluşturulan imar parsellerinin kadastral parsel içerisinde kalan kısımlarının tapu kaydının iptali ile eski hale getirilerek tescili suretiyle mümkün olabileceği gözetildiğinde; ihyası istenilen kadastral parselin çap sınırları içerisinde kalan imar parsellerinin tamamının tespitiyle kayıt maliklerinin davada yer almaları gerektiği de açıktır.
İmar işleminin iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası isteğine ilişkin bu davalarda, taraflar arasında mülkiyet ihtilafının bulunmadığı; davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu gözetilerek, hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması ve ayrıca yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden iptal edilen idari işlemi yapan davalı Belediye"nin sorumlu tutulması gerekir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden de ; çekişme konusu 363 ada 2 sayılı imar parselinin 323 ve 1099 sayılı kadastral parsellerin imar uygulaması sonucu oluşturulduğu, 22.09.1999 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği, ... 4. AHM"nin 22.09.2010 tarih, 2008/554 E. 2010/ 463K. Sayılı ilamına göre davadışı... tarafından açılan davalı ... ile davadışı 3. kişiler aleyhine 323 sayılı parselde yapılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiğinden bahisle 323 sayılı parselin ihyası ve paydaşlar adına tesciline dair davanın yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmeksizin 17.02.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 323 sayılı kadastral parselin ihyasına ilişkin anılan mahkeme ilamının taraf olmadığı için davacı bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır. Diğer taraftan kadastral parselin ihyasının, kadastral parselin sınırları üzerinde oluşturulan imar parsellerinin sicil kayıtlarının iptali ve bu alanlar ile varsa yol, park vs. gibi kapsamındaki diğer alanları da kapsar şekilde mümkün olacağı gözetildiğinde, davacının maliki bulunduğu 363 ada 2 sayılı imar parselinin sicil kaydının iptal edilmediği ve anılan mahkeme ilamının davacı yönünden bağlayıcı olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan imar parseli olan 363 ada 2 sayılı taşınmazı davalıdan satın almak suretiyle malik olan davacının, davalının halefi olduğu ve bu parselin dayanağı imar uygulamasının iptali nedeniyle 363 ada 2 sayılı parseli oluşturan kadastral parselin ihyasının talep edilmesi durumunda ..."ya ait hakların halefi olacağı diğer bir deyişle davacının kadastral parselde paydaş kılınması gerektiği de tartışmasızdır.
O halde mahkemece davacıya, 323 sayılı kadastral parselin sınırları kapsamında oluşturulan tüm alanlar bakımından ( imar parselleri, yol, park vs) malikleri aleyhine kadastral parselin ihyası davacı açmak için süre verilip açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2017 gününe oybirliği ile karar verildi.