
Esas No: 2016/9842
Karar No: 2017/3467
Karar Tarihi: 28.03.2017
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2016/9842 Esas 2017/3467 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet etmek suçundan verilen mahkumiyet hükmünün yapılan temyiz incelemesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete"de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK"un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasından (II-6) numaralı bent çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün yapılan temyiz incelemesinde:
13.11.2013 tarihinde hakları hatırlatılarak müdafii huzurunda savunması alınan sanığa iddianamenin 07.10.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması karşısında tebliğnamede yer alan (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
a) Sanığın üzerine atılı suç nedeniyle tatbikine karar verilen 5237 sayılı TCK"nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddelerinin gerektirdiği ceza miktarının alt sınırının beş yıl hapis cezası olduğu gözetilmeden, sanığın istinabe yoluyla sorguya çekilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK"nin 196/2. maddesine aykırı davranılması,
b) Mağdurun yaralanmasının niteliği hakkında adli tıp uzmanından 5237 sayılı TCK"nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen kriterlere uygun olarak düzenlenmiş kesin hekim raporu aldırılmaksızın, 12/06/2013 tarihli geçici rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Cezası ertelenen sanık hakkında ceza miktarından daha az denetim süresi belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK"nin 51/3. maddesine aykırı davranılması,
d) Mağdurun hakaret etmesi üzerine kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiği anlaşılan sanığın olay nedeniyle yaralanmasının bulunmadığı gözetildiğinde, haksız tahrik indirim oranının en alt seviyeden uygulanması gerekirken oluşa uygun düşmeyecek şekilde en üst seviyeden uygulanması,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden uzun süreli hapis cezası ertelenen sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca aynı yasanın 326/son maddesi gözetilmek suretiyle BOZULMASINA, 28.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.