Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2015/3071
Karar No: 2019/468
Karar Tarihi: 16.04.2019

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/3071 Esas 2019/468 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2015/3071 E.  ,  2019/468 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Zonguldak 3.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 01.10.2013 tarihli ve 2012/646 E., 2013/473 K. sayılı karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.10.2014 tarihli ve 2013/23254 E.,2014/20098 K. sayılı kararı ile;
    (…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanunî gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Dava; 05.06.2010 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
    5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı ile Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
    Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca gerçek zarar tavan hesabı yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    Müdürlüğü vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
    Davacı ... vekili; Kurum sigortalısı Serkan Akça’nın davalı işverene ait işyerinde 05.06.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığını, işverenin iş yerinde iş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymaması, gerekli denetim ve gözetimi yapmaması nedeniyle iş kazasının meydana geldiğini, kaza nedeniyle Kurum tarafından sigortalıya 24.152,10TL ilk peşin değerli gelir bağlandığını, 4.056,53TL tedavi gideri yapıldığını, 6.809,70TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, toplam Kurum zararının 45.018,33TL olduğunu, işverenin 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi ve devamı hükümleri gereğince Kurum zararından sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, Kurum zararının şimdilik 10TL’sinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı vekili; davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece; Kurum sigortalısı Serkan Akça"nın 05.06.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle davacı Kurum tarafından peşin değerli gelir bağlanıp iş göremezlik ödemesi ve masraf yapıldığı ve davacının kusuru oranında davalıya rücu hakkı bulunmakla davalının % 50 kusuru nedeniyle davacının bağlanan gelir yönünden talep edebileceği alacak miktarı 17,076,05TL, iş göremezlik ödemesinden dolayı talep edebileceği alacak miktarı 3.404,87TL, masraf yönünden talep edebileceği alacak miktarı 2.028,27TL olmakla birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 5,00TL gelirden kaynaklı alacağın onay tarihi olan 17.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2,00TL masraftan kaynaklı alacağın ödeme tarihi olan 05.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3,00TL iş göremezlik ödemesinden kaynaklı alacağın ise ödeme tarihi olan 09.08.2010 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    Davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
    Mahkemece; rücu davasına konu iş kazasının 05.06.2019 (05.06.2010 olması gerekmektedir.) tarihinde meydana gelmesi nedeniyle kusur durumu belirlendikten sonra tavan hesabına ilişkin 23.09.2013 tarihli hesap raporu aldırılarak bu doğrultuda karar verildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda mahkemece 23.09.2013 tarihinde aldırılan hesap raporunda 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca gerçek zarar tavan hesabı yaptırılıp yaptırılmadığı noktasında toplanmaktadır.
    I-Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Hukuk Genel Kurulundaki yapılan görüşmeler sırasında, esasa girilmeden önce, mahkemece verilen ilk gerekçeli kararı temyiz eden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin Özel Dairece tüm temyiz itirazları reddedildiği dikkate alındığında direnme kararının temyizinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı ön sorun olarak tartışılmıştır.
    Bilindiği üzere, hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 gün ve 2013/19-627 E., 2014/439 K. sayılı kararı).
    Yerel mahkemece verilen ilk karar davalı ... vekilince temyiz edilmiş, ancak tüm temyiz itirazları Özel Dairece reddedilmiştir. Bu durumda davalı ... vekilinin direnme kararını temyizinde artık hukuki yararı bulunmamaktadır.
    O hâlde, davacı ... vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
    II-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    İş kazası nedeniyle açılan rücuen tazminat davasının yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 21. maddesi:
    “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…”
    şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin açık hükmü karşısında ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Gerçek zarar hesabı tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmiş ise bedensel zarar hesabı, ölümü hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı (Borçlar Kanununun 45-46, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 54-55. maddeleri) hesabı dikkate alınmalıdır.
    Gerçek zarar hesaplanmasında ise zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılıklı kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerekir. Anlaşılacağı üzere rücu alacağından sorumluluk belirlenirken gelirlerin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerleri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp, düşük (az) olan tutarın hükme esas alınması gerekir.
    Eldeki davada; mahkemece 23.09.2013 tarihinde tazminat miktarının hesaplanmasına dair bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabının yapılmadığı, gerçek zarar hesabının yapılması hususunda gerekli eksikliklerin giderilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece ilgili rapora dayanılarak gerçek zarar hesabı yaptırılmadan ilk peşin sermaye değerinin davalının kusuruna karşılık gelen kısmına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
    Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olayda, 5510 sayılı Kanun"un 21. maddesi uyarınca, davacı Kurumun tahsil edebileceği zararın miktarının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yaptırılarak, ilk peşin değer ve gerçek zarar tespit edilip, gerçek zararla karşılaştırılması sonucu düşük olanın kusur karşılığına isabet eden miktarına karar verilmesi gerekirken; tavan zarar hesabı yapıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    SONUÇ: 1-Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz isteminin, temyizde hukuki yararı bulunmadığından REDDİNE,
    2-Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerledavalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3’üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429’uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.04.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi