14. Hukuk Dairesi 2016/7316 E. , 2017/9547 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, 18.02.2005 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi verilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 19.12.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Dava, mirasçılık belgesi verilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, "İ... 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/39 Esas sayılı dosyasının içerisinde ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/496E. 853K. sayılı ilamı ile iş bu davaya konu murisin veraset ilamının bulunduğu, incelenen dosyanın ise söz konusu veraset ilamının iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği gibi var olan ve yetkili mercilerce verilmiş veraset ilamı bulunan murisin bu ilamın yanlışlığı yahut eksikliğinden bahisle yeniden veraset ilamının istenilmesi /alınması hukuken mümkün değildir, bu durumda başvurulması gereken yol veraset ilamının Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı ile iptalidir. Davacı vekilinin murisin veraset ilamının varlığına rağmen ikinci bir veraset kararı için dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir" şeklindeki gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 598.maddesi hükmünde, başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.12.1990 gün ve 1990/2-560 esas, 1990/622 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak açılan davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan, bu davalar sonucunda verilecek kararlar şekli bakımından kesinleşmiş olsalar dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmazlar. Dava ve ilam kavramları çekişmeli yargıya ait kavramlar olduğundan mirasçılık belgesi olarak nitelendirilemeyeceği gibi bu davalar sonucunda verilen kararlar klasik anlamda kesin hüküm sonucunu doğuran bir ilam da sayılmazlar. Bu nedenle açılan bu davalar sonucunda verilen kararların sonradan gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması halinde her zaman için aksi iddia ve ispat edilebileceği gibi tespit hükmü niteliğindeki bu kararların sonradan açılacak başka davalarda kesin hüküm oluşturması ve mahkemeleri bağlaması da düşünülemez. Bu konularda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği mevcuttur. Bu olgunun sonucu olarak ister başkaları tarafından isterse kendisi tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, daha önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki günlü mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçılara hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğundan kuşku duymamak gerekir.
Somut olayda; eldeki davanın 18.02.2005 tarihinde açıldığı, mahkemenin hüküm gerekçesinde belirtilen ... 30. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2014/39 esas sayılı dosyasının ise, 2013 yılında açılan mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin olduğu; davacı tarafından hasımlı olarak açıldığı, 2010 yılında verilmiş ve içlerinde davacının yeralmadığı iki adet mirasçılık belgesinin iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, yukarıda değinilen ilkelerle somut olay birlikte değerlendirildiğinde, davacının, farklı kişilerin mirasçı olarak gösterildikleri mirasçılık belgelerinin iptaline ilişkin davayı açmadan çok önce açmış olduğu eldeki dava bakımından hukuki yararının bulunduğu açıktır.
Hal böyle olunca; davanın esasına girilmesi, davacı tarafından gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle miras bırakan ... kızı ...‘nin mirasçılarının ve miras paylarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edemiyorum.