Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/10333
Karar No: 2016/412
Karar Tarihi: 14.01.2016

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/10333 Esas 2016/412 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2015/10333 E.  ,  2016/412 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 02.04.2015 gün ve 2015/2895 Esas, 3614 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
    _ K A R A R _
    Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş hükmü, Hazine vekili temyiz etmiştir.
    Davacı, Suriye uyruklu ..... oğlu ..."nın bir kısım mirasçılarının Suriye uyruklu, diğer mirasçılarının ise Türk uyruklu olduğunu, belirtilen taşınmazların tapuda muris adına kayıtlı olduğunu, mirasçısı Alaaddin Kutsi"nin mirasçılık belgesinde yasal kısıtlamaların gösterilmediğini, bu nedenle .......... Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.07.1994 tarihli ve 1994/677 Esas, 1994/785 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    Lozan Barış Antlaşmasından sonra, Türkiye Suriye arasındaki ilişkilere bağlı olarak, Suriye uyruklulara ilişkin bir çok düzenleme yapılmıştır. Suriye Hükümeti"nin, vatandaşlarımızı mülkiyet haklarından mahrum eden tutumları karşısında, 1062 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak misilleme tedbiri almak zorunluluğunu duyulmuş ve Suriye uyrukluların Türkiye"deki gayrimenkullerine tasfiye maksadıyla el koyma kararı alınmıştır.
    Ülkemizde, Suriyelilere ait gayrimenkuller üzerindeki temliki tasarruflar, Bakanlar Kurulunun 13.1.1939 günlü ve 2/10250; 14.2.1942 günlü ve 2/17317 sayılı ve 18.1.1958 günlü ve 4/9697 sayılı Kararları ile kısıtlamış bulunmaktadır. El konulan Suriye uyruklulara ait mallar hakkında yapılacak işlemler, kararname ekinde yer alan 17.10.1966 tarihli ve 12428 sayılı "Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik" hükümlerinde belirtilmiştir.
    Bakanlar Kurulunun 25.09.1967 tarihli ve 6/8890 sayılı Kararı ile yürürlüğe konulan 06.11.1967 tarihli ve 12743 sayılı "Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El konulan Mallarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleriyle de Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilere ait olup, Bakanlar Kurulu Kararıyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallar ile bunlara dayanan hak ve menfaatlerin idare esasları belirlenmiş ve bu konudaki yetki Maliye Bakanlığına verilmiştir.
    Söz konusu yönetmelikte, Suriyelilerin Türkiye"de bulunan taşınmaz malları hakkında Bakanlar Kurulunun 1./1.1939, 14.2.1942-18.11.1957 günlü ve 2/10250, 2/17317, 4/9697 sayılı Kararlarıyla konulmuş takyitlerin devam edeceği belirtilmiştir.
    El koyma ve idare bakımından 17.10.1966 tarihinde bihakkın iktisap edilmiş uyrukluk esas olduğu açıkça belirtilmiş ancak, 13.1.1939, 14.2.1942, 18.11.1957 günlü kararnamelerle takyidat konulan taşınmaz malların Suriye uyruklu malikleri, 13.1.1939 dan sonra başka bir devlet uyrukluğuna geçmiş olsalar dahi, taşınmaz malları yönünden Suriye uyruklu ad ve itibar olunacağı belirtilmiştir.
    13.01.1939 tarihinde Suriye uyruklu olanlar, 13.01.1939 tarihinden sonra  Türkiye"nin Mütekabiliyet anlaşmasının olduğu başka ülke vatandaşlığına geçmiş olsalar bile, Türkiye"deki taşınmazları yönünden Suriye uyruklu sayılır ve 17.10.1966 tarihli ve 12428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye"deki taşınmazlarına el konulur.
    Murisin öldüğü 03.03.1992 tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi"nin 517. maddesi hükmünde, mirasın ölümle açılacağı, 519, 522 maddelerinde ise mirasçı olabilmek için murisin vefatında sağ ve mirasçılığa ehil olmak gerektiği açıklanmıştır.
    Yukarıda açıklanan kanun ve Bakanlar Kurulu Kararları ile Suriye uyrukluların Türkiye"de bulunan menkul, tapulu ve tapusuz gayrimenkul mallarına Hazine tarafından el konulmuştur.
    Miras hakkı temel haklardan olup, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir (T.C. Anayasası m. 35).
    Suriye uyruklu muris Türk mirasçı bırakmış ise miras ölümle açılacağından ölüm tarihinde yürürlükte olan kararname önem arz etmektedir.
    Somut olayda muris 03.03.1992 tarihinde vefat etmiştir. Bu tarihte yürürlükte olan kararnameler nedeniyle murisin mallarına devletçe hukuken el konulmuş bulunduğundan bu mallar olduğu gibi davalı Türk mirasçıya geçmez. Sadece emanete alınan bedelleri olduğu gibi Türk mirasçıya verilir. O halde iptali istenen mirasçılık belgesinde hak ehliyeti yönünden 01.10.1966 günlü ve 6/7104 sayılı Kararnameye işaret edilmeden verilmiş mirasçılık belgesinin iptaline karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 02.04.2015 günlü ve 2015/2895 Esas, 3614 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.01.2016 gününde oyçokuğu ile karar verildi.

    KARŞI OY
    I- A) 7.11.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesinde, Herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu; bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği; mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı,
    B) 28.5.1927 tarihli ve 1062 sayılı "Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye"deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, "İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye"deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi icra Vekilleri Heyeti karariyle Hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vaziyet olunabilir.
    Vaziyed edilen emvalin varidatı ve ledelicap tasfiyelerinden mütevelit hasılatı, vesaika istinaden isbat edecekleri zarar nispetinde, zarar gören Türk tebasına tevzi olunur.",
    C) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun;
    1- "Mirasçılık belgesi" kenar başlıklı 598. maddesinde, "Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince  veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
    Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz
    edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
    Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
    Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.",
    2- Mirasın mirasçılar tarafından kazanılmasını düzenleyin 599. maddesinde,
    "Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
    Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
    Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.",
    3- "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması" kenar başlıklı 705. maddesinde,
    "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
    Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.",
    Hükümlerine yer verilmiştir.
    II- Dava, .......... Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.07.1994 tarihli ve 1994/677 Esas, 1994/786 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline yöneliktir.
    Davacı Hazine, 1062 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 13.01.1939, 14.2.1942 ve 18.11.1957 Kararnamelerle Suriye uyruklu kişilerin Türkiye"deki taşınmazları üzerindeki mülkiyet haklarına sınırlandırma getirildiğini; 1.10.1966 tarihli kararnameyle de taşınmazlarına el konulduğunu belirterek, davaya konu mirasçılık belgesindeki davalıların murisi Alaaddin Kutsi"nin ölmeden önce Suriye vatandaşı olduğunu, bu kişinin taşınmazları üzerindeki miras hakkının, mirasçıları Türk vatandaşı olsa dahi mirasçı olarak belirlenen davalılara geçmeyeceği iddiasıyla, mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    Yerel mahkeme, 04.06.2012 tarihli ve 2011/195 Esas, 2012/517 sayılı Kararında, muris ile mirasçılarının Suriye uyruklu oldukları tespit edilemediğinden davanın reddine karar vermiştir.
    Davacı vekilinin temyizi üzerine yerel mahkemenin kararı 7. Hukuk Dairesinin 13.03.2013 tarihli Kararıyla, murisin Suriye uyruklu olup olmadığı duraksamasız belirlenmediğinden, eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuştur.
    Yerel mahkeme, bozma kararına uymuş ve 14.01.2014 tarihli ve 2013/464 Esas, 2014/45 sayılı Kararıyla mirasçılık belgesinin hukuka uygun olarak verildiği gerekçesiyle iptaline yönelik davanın reddine karar vermiştir.
    Temyiz edilen karar, Dairemizin 02.04.2015 tarihli ve 2015/2895 Esas, 2015/3614 sayılı Kararıyla onanmıştır.
    III- Anayasanın 35. maddesinde herkesin miras ve mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakların korunmasına ilişkin hükümlerden herkesin faydalanacağı düzenlenmiştir. Suriye Hükümetinin Türk vatandaşlarının Suriye"de bulunan taşınmazlarına müdahalelerde bulunması üzerine, 1062 sayılı Hudutla­rı Dâhilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye’deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkındaki Kanunla sınırlayıcı hükümler getirilmiştir.
    1062 sayılı Kanunun 1. maddesine göre idari kararlar veya olağanüstü veya istisnai kanunlarla Türk vatandaşlarının mülkiyet haklarını kısmen veya tamamen sınırlandıran devletlerin Türkiye"deki te­baasının mülkiyet hakları Bakanlar Kurulu Kararıyla mukabele-i bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen sınırlandırılacak, menkul ve gayrimenkullerine el
    konulacak, el konulan malların gelirleri ve tasfiyelerinden doğacak hâsılat ise belgelerle ispat edilen zararları oranında zarar gören Türk vatandaşlarına dağıtılacaktır.
    1062 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulunun 13.01.1939 günlü ve 2/17317 sayılı Kararı ile Suriye ve Lübnan uyruklulara ait taşınmazların başkalarına devir ve ferağı yasaklanmış; 14.02.1942 günlü ve 2/17317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de muvazaalı temliklerin önlenmesi yönünden Suriye ve Lübnan uyruklu özel ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı, malları üzerinde haciz konularak satışlarının yapılması yasaklanmış, kamulaştırma bedelinin de Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
    18.11.1957 günlü ve 4/9697 sayılı Kararla da Suriye uyruklulara ait olan taşınmazların rızai taksim ve ifrazına müsaade edilmemiş, ortaklığın giderilmesinin ancak mahkeme kararı ile olabileceği, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği takdirde paranın Hazine yedinde emaneten muhafaza edilmesi kabul edilmiştir.
    01.10.1966 günlü ve 6/7104 sayılı Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkındaki Yönetmeliğin 1. maddesinde; Suriye uyruklu tüm özel ve tüzel kişilerin Türkiye"de bulunan taşınır ve taşınmaz mallarına Hazinece el konulacağı, 11. maddesinde ise Hazinenin müdahil olarak katılması gerektiği öngörülmüştür.
    1062 sayılı Kanunun ve bu Kanununa dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararlarının amacı, Türk vatandaşlarının mülkiyet haklarını kısmen veya tamamen sınırlandıran devletlerin Türkiye"de bulunan vatandaşlarının mülkiyet haklarını benzer sınırlamalara tâbi tutmaktır.
    Davalı mirasçıların Türk vatandaşı oldukları konusunda çekişme bulunmamaktadır. Davalıların murisi ise ölümü tarihinde Suriye vatandaşıdır.
    4721 sayılı Kanunun 599. madde hükmü uyarınca, davalı Türk vatandaşı mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmasına karşın aynı Kanunun 705. maddesi uyarınca, mirasçılar terekeye dahil taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olmuşlardır.
    Anayasanın 35. maddesi herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu; bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceğini öngörmüştür. 1062 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 1939, 1942, 1957 ve 1966 tarihli kararnamelerle getirilen sınırlamalar iradi tasarruflara ve muvazaalı işlemlere yönelik olup, Suriye uyruklu kişilerden kanun gereğince miras hakkı kazanan Türk vatandaşlarının miras haklarına herhangi bir sınırlandırma getirmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle, Türk vatandaşlarının mirasçı olduğunu tespit eden mirasçılık belgesinin iptaline yönelik açılan ve yerel mahkemece gerekçeleri gösterilerek reddedilen kararın onanmasına yönelik karar düzeltme isteğinin reddedilmesi gerekirken, karar düzeltme talebinin kabulü ve yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki Sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi