14. Hukuk Dairesi 2014/15236 E. , 2016/418 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.07.2014 gününde verilen dilekçe ile TMK"nın 724. maddesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.07.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
TMK"nın 684 ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, kanun koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK"nın 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
TMK"nın 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK"nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi için öncelikli koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olması; üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Bu üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait
taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, dava dilekçesinde dava konusu 408 parsel sayılı taşınmazın kök murisleri dedeleri .............. adına kayıtlı iken dedesi .............."ın ve babası .................."ın rızasıyla taşınmazın ileride kendisine verileceği inancıyla iyiniyetli olarak 1970-1980 yılları arasında bina ve müştemilat inşa ettiğini, daha sonra da muhtelif meyve ağaçları diktiğini, kardeşi olan davalının da bu durumu bildiğini, dedesi .............."ın 1979 yılında, babası .................."ın da 1995 yılında öldüğünü, miras yoluyla davalı ile birlikte taşınmazda paydaş olduklarını, davalının diğer mirasçıların payını da satın almak suretiyle 51/80 payın maliki olduğunu ileri sürerek 408 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 51/80 payın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; davalı ise, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacının iyiniyetinden söz edebilmek için bina yaptığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesi veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmaması ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunması gerekir. Çekişme konusu 408 parsel sayılı taşınmazın önceki maliki tarafların ortak murisleri dedeleri .............."dır. Bu durumda, davacının, taşınmazın malikinin kim olduğunu bildiği ve yapıyı yapmasında haklı bir nedeni bulunmadığı anlaşılmakla, davacı bakımından TMK"nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyetin gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.