3. Hukuk Dairesi 2014/4718 E. , 2014/5579 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2011/409-2013/374
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili kurum lehine olarak sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden diğer avukatlar ile birlikte kadrolu avukat olarak çalışan davalıya da yasaların belirlediği limitlerin üzerinde avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını ileri sürerek; fazla ödenen 18.193,08 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, ayrıca yönetmelik gereği limit sınırını aşan avukatlık ücretlerinin emanet hesabında tutulduğunu ve limitini doldurmayan avukatlara ödendiğini, buna göre davacı kurumun aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, esas yönünden ise limit sınırını aşan vekalet ücretlerinin emanet hesabında tutulacak olması nedeniyle davacı kurumun faiz talebinin de yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, "idarece 23.10.2003 tarih 16543 sayılı yazısı ile limitsiz ödeme başladığı tarihte idare ödemenin sebepsizliğini bilmekte olup, BK"nun 66. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varılmakla, talebin zamanaşımı süresi yönünden reddine" dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce "... Ancak, yerleşik uygulamada BK"nun 66.maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin, tüzel kişilerde dava açılmak üzere emir vermeye yetkili organın zararı ve zarar vereni öğrenmesi (olur vermesi) ile başladığı kabul edilmektedir.
Somut olayda, dava açmak üzere emir vermeye yetkili Genel Müdürlüğün durumu 16/01/2009 tarihinde öğrenmekle zamanaşımının bu tarihte başladığı ileri sürüldüğüne göre, bu husus araştırılarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, varsayımla zamanaşımının 2003 yılında başladığının kabulü doğru görülmemiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir...." gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, davanın yasal süresinde açıldığı, davacı kurumun alacağının 15.156,45 TL sini davalının 2010, 2011 ve 2012 yıllarında almaya hak kazandığı vekalet ücretlerinden mahsup ettiği, bakiye kalan 3.036,63 TL"nin ise temerrüdün gerçekleştiği 28.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabülü ile kısmen reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davaya konu edilen alacak 15.156,45 TL limit aşımı avukatlık ücreti ve 3.036,63 TL vergiden ibaret olup, yargılama aşamasında 15.156,45 TL"nin davalının sonradan doğan vekalet ücretlerinden mahsup edildiği, buna göre bu alacak kalemi yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yargılama sırasında tahsil edilmiş olan alacak kalemi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, buna bağlı olarak konusuz kalan alacak kalemine temerrüt tarihi olan 28.03.2009 tarihinden mahsup tarihlerine kadar işlemiş yasal faiz ile davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı kurum tarafından davalıya gönderilen 12.03.2009 tarihli yazı ile sadece 15.156,45 TL alacağın 15 gün içerisinde iadesi istenilmiştir. Buna göre, mahkemece; 3.036,63 TL alacak yönünden davalının açılan dava ile temerrüde düşürüldüğü gözetilmeden, bu kalem alacağın temerrüde esas teşkil etmeyen 28.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.