15. Hukuk Dairesi 2019/1268 E. , 2020/460 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptâli ile takibin devamına ilişkindir. Davacılar ve davalı, dava dışı şirket ortaklarıdır.Davacı vekili; müvekkilleri ile davalı arasında akdedilen 11.06.2010 tarihli Mutabakat Zaptı ve ekleri ile 24.07.2012 tarihli davalı taahhütnamesi uyarınca Irak-..."de her biri 25 katlı 6 blokta yaklaşık 608 daire inşa edilmesine yönelik Gayrimenkul Geliştirme Projesi ile ilgili olarak müvekkillerin yatırımcı olarak bugüne kadar davalının şahsi taahhütnamesinde ifade ve kabul edildiği üzere toplam 16.000.000 ... parayı nakden taraflarca mutabık kalınan hesaplara yatırmış ve ödemeleri tamamlamış bulunduğunu, projenin gerçekleştirilmesi için davalı payına düşen 16.000.000 ... para taahhütnamede belirlenen hesaba ödenmediği gibi kredi sağlama yükümlülüğü ile aylık raporlama ve benzeri edimlerin yerine getirilmemiş bulunduğunu, müvekkillerine davalı tarafça ödenmesi taahhütname ile garanti altına alınan tutar için ... 22. İcra Müdürlüğü"nün 2014/7724 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ise 28.03.2014 tarihli itiraz dilekçesi ile icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, icra takibinin durması üzerine hukuki dayanaktan yoksun itirazların iptâlini ve takibin devamına, davalının kötü niyetli ve haksız itirazından dolayı davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili;... Projesi Taahhütnamesi başlıklı sözleşmenin hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığının bulunmadığını, davaya dayanak 24.07.2012 tarihli ... Projesi Taahhütnamesine konu inşaatın, dava dışı ... İnşaat ve San. A.Ş. tarafından yapıldığını ve müvekkilinin dava dışı şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğunu, proje taahhütnamesinde, 6098 sayılı TBK 128. maddesi muvacehesinde garanti sözleşmesi koşullarının mevcut bulunmadığını, müvekkilinin garanti vermesinin hukuken mümkün olmadığını, taahhütname hükümleri dikkatlice incelendiğinde, tarafların edim ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri için kesin bir vade veya tarih belirlenmediğini, müvekkilinin edim ve yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, inşaatın tamamlanması için hali hazırda da yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ettiğini, tapunun, daire satın alan üçüncü kişilere payları oranında tek tek devredilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, müvekkilinin 25.09.2013 günü ... üzerinden Türkiye ye dönmek üzere yola çıktığını, ... çıkışındaki asayiş kontrol noktasında asayiş polisleri tarafından durdurulup rehin tutulduğu, eve hapsedildiğini, zorla ve zorbalıkla kendisine devir sözleşmesini imzalaması yönünde baskı yapıldığını ve ölümle tehdit edildiğini, ölüm tehlikesi ile burun buruna gelen müvekkilinin yaşam riski nedeniyle Arapça kaleme alınan ve ne olduğunu bilmediği bir takım evrakı imzalamak zorunda kaldığı; sonrasında Irak"tan sınır dışı edilen müvekkilinin yaşadığı bu olay nedeniyle tüm özel eşyalarını ve şirkete ait tüm kayıt ve evrakı Türkiye"ye getiremediğini, yaşadığı ölüm riski ve hukuksuzluğu Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı"na ve ilgili makamlara bildirdiği ve Irak"ta gasp edilen yatırımının kurtarılması için tüm işlemlerin yapılmasını talep ettiğini, yasal şartları bulunmayan, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Davacılar ...-... ve ... Turizm Yatırım ve İşletmeleri A.Ş."dir.5781 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun"un 48. maddesinde “(1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." hükmü bulunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 88/1. maddesinde “Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir..” ve HMK"nın 84/3. maddesinde “Mecburi dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar...” hükümleri bulunmaktadır. Aynı Kanun"un 114/1-ğ bendinde ise dava şartları sayılırken; Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.” de dava şartı olarak düzenlenmiştir.Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Türk mahkemelerinde, dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, kural olarak yargılama giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere, mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar. Teminat gösterilmesi hususu dava şartı olarak düzenlenmiş bulunduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce bu husus re"sen nazara alınmak zorundadır. Mahkeme, takdir ettiği teminatı göstermesi için, yabancı davacıya uygun kesin bir süre (HMK m.88/1 kıyasen) verir. Yabancı davacı (mahkemece) kendisine verilen kesin süre içinde istenilen teminatı gösterirse, mahkeme davaya devam eder. Yabancı davacı, kendisine verilen kesin süre içinde istenilen teminatı göstermez ise, dava usulden reddedilir (HMK m.88/1 kıyasen). Kural bu olmakla birlekte; teminat alınmasının istisnaları da bulunmaktadır. İlk istisna; karşılıklılık esasıdır. Mahkeme, yabancı davacıyı, karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar (MÖHUK m.48/2). Karşılıklılık, iki şekilde olabilir: a)Türkiye ile yabancı devlet arasında anlaşma bulunması, Yabancı davacının mensup olduğu (yabancı) devlet ile Türkiye arasında, teminattan muafiyet hakkında bir anlaşma (sözleşme) varsa, davacı, Türk mahkemesinde dava açarken teminat göstermekle yükümlü değildir; yani teminattan muaftır (MÖHUK m.48/2). b) Ülkeler arasında fiili karşılıklılık (uygulama) bulunmasıdır. Yabancı davacının teminat gösterme yükümlülüğünün ikinci istisnası, fiili karşılıklılıktır. Buna göre, yabancı davacının mensup olduğu (yabancı) devlet ile Türkiye arasında, teminattan muafiyet hakkında (bir anlaşma yoksa da) fiili bir karşılıklılık (uygulama) varsa, mahkeme, yabancı davacıyı teminat göstermekten muaf tutar (MÖHUK m.48/2).Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Davacılar ...-... ve ...Turizm Yatırım ve İşletmeleri A.Ş. olup bu davacılardan ...-... şirketleri yabancı şirketler olmakla teminat gösterme zorunlulukları bulunmaktadır. Bu davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı olmadığından dava açan şirketlerden birinin Türk uyruklu olması yabancı uyruklu davacıların teminat gösterme mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Davalı cevap dilekçesinde bu yönde itirazda bulunmasına rağmen bu konu mahkemece irdelenmemiştir. Kaldı ki teminat gösterme zorunluluğu dava şartı olduğundan tarafın itirazı bulunmasa dahi mahkemece re"sen nazara alınarak; gerektiğinde konunun açıklığa kavuşturulması açısından Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile konu hakkında yazışma yapılarak durumun tespitiyle bir değerlendirme yapılması zorunlu bulunduğundan bu yönde bir karar verilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından bozmayı gerektirmiştir.2. 6100 sayılı HMK"nın “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesinde “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmü bulunmaktadır. Anayasa"nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı; taraf taleplerinin olumlu ya da olumsuz şekilde karşılanmasını gerekli kılar.Somut olayda davalı taraf tanık dinletme talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan yargılamanın 06.04.2016 tarihli oturumunda 5 nolu ara kararı ile “..Davalı tarafın tanık dinletme talebinin daha sonra değerlendirilmesine..” şeklinde karar verildiği halde, takip eden duruşmalarda bu konuda bir karar verilmediği gibi ara kararı niteliğinde olan bu karardan rucu edilmeden esas hakkında karar verilmesi Anayasa"nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkını ihlal edici olarak görülmüş, kararın belirtilen nedenlerle usulden bozulmasına bozma sebeplerine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 2.540,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay"daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödenenden 5766 sayılı Kanun"un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,00 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.