14. Hukuk Dairesi 2016/13132 E. , 2017/2546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.11.2012 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil, karşı davada sözleşmenin iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 27.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar-karşı davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakma akdine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Karşı dava ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.
Davacılar-karşı davalılar vekili, müvekkillerinin murisleri ...’ın 23.04.2012 tarihinde vefat ettiğini müvekkilleri ile muris ...’ın ... 1. Noterliğinin 23.11.2009 tarih ...iye nolu ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaptıklarını, müvekkillerinin ivazlı akdin bakım kısmını ölünceye kadar yerine getirdiklerini, müvekkilerinin murisi annelerinin sağlığında satmış olduğu taşınmazlar haricinde kalan İzmir İli, ... İlçesi,... Köyü,... mevki ... parseldeki muris.... intikal eden payı ile Küplüce altındaki zeytinliğin müteveffa ..."a intikal etmiş veya edecek olan payının adlarına 1/2 şer pay oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.
Davalılar-karşı davacılar vekili sözleşmenin muvazaalı olarak düzenlendiğini, muris ...’ın akit tarihi itibari ile tüm mal varlığının bir kısım mirasçılara devri için yapıldığını iddia ederek, davacıların davasının reddi ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, ölünceye kadar bakma aktinin muvazaa nedeni ile iptaline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bakım karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. Bu halde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 0l.04.l974 gün ve l/2 sayılı inançları birleştirme kararı olayda, uygulama yeri bulur. Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaalı olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; davacılar-karşı davalılar 22.01.2013 tarihli dilekçe ile murisin sağlığında satarak 3. kişilere devrettiği 119 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ve 634 parsel sayılı taşınmaza ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini beyan etmişlerdir. Eldeki davaya konu muris ...’ın murisi ... Alan adına kayıtlı dava dilekçesinde ve ölünceye kadar bakma sözleşmesinde hudutları belirtilen 81 ada 10 parsel sayılı taşınmaz kalmıştır.
Özellikle davacılar-karşı davalılar tanıklarının, davacıların hasta olduğu zamanlarda ve diğer zamanlarda mirasbırakana baktıklarını beyan ettikleri, muris ...’ın bir ara hasta olduğunu bu süreçte de sosyal, fiziki, içtimai, mali tüm gereksinimlerinin ve bakımının davacı-karşı davalılar tarafından karşılandığını bildirdikleri, davalı tanığı hasta olmadığını belirtse de davacıların bakım borcunu yerine getirmediklerine dair bilgiye dayalı aksine beyanının bulunmadığı gibi; mirasbırakanın, çekişmeli taşınmaz dışında başkaca 117 ada 17, 119 ada 15 ve 634 parsel olmak üzere 3 adet taşınmazda pay sahibi olduğu ve sağlığında iki taşınmaza ilişkin payını 3. kişilere devrettiği eldeki davada dava konusu iken davacılar-karşı davalılar tarafından davasından vazgeçilen 634 parsel sayılı taşınmazın da tüm mirasçılara intikal ettiği, yani murisin tek malvarlığının dava konusu taşınmaz olmadığı ve mirasbırakanın da sağlığında bakım koşulunun yerine getirilmediğine dair bir ihtaratı veya açtığı bir davanın bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir.
Bu ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile yapılan temlikteki asıl amacın mirasçıdan mal kaçırmak değil; ölünceye kadar bakıp gözetme olduğu, temliki işlemin ivaz karşılığı ve ivazında bakım borcu olduğu, bakım borcunun da davacılar-karşı davalılar tarafından yerine getirildiği muvazaalı olmadığı, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yapılmadığı sabit olup, asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 23.11.2009 tarih ... yevmiye nolu ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaa nedeni ile iptaline, karar verilmiş olması doğru görülmemiş; bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
30.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.