
Esas No: 2012/1123
Karar No: 2012/1123
Karar Tarihi: 26/6/2014
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
ABDULLAH DOĞTAŞ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2012/1123) |
|
Karar Tarihi: 26/6/2014 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Alparslan
ALTAN |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT |
|
|
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.
Emin KUZ |
Raportör |
: |
Bahadır
YALÇINÖZ |
Başvurucu |
: |
Abdullah
DOĞTAŞ |
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvurucu, mahkeme
kararlarına rağmen idarenin hurda alım ve satım işine ait mahsup talepleri
hakkında işlem yapmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan
adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ayrıca isminin sahte
fatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğu listeden çıkarılmasını ve
araçlarına uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılmasını istemiştir.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvuru, 10/12/2012
tarihinde Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve
eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler
tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit
edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci
Komisyonunca, 10/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine
karar verilmiştir.
III. OLAY VE
OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde
ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu tarafından,
komisyon karşılığı sahte fatura düzenleyip gelir elde ettiğinden bahisle 2002
yılı için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir
vergisi ile gelir geçici vergisi tarhiyatı işlemine ve kesilen özel usulsüzlük
cezasına karşı açılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006
tarih ve E.2005/731, K.2006/586 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve
bu karara yapılan temyiz başvurusu Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/5/2007 tarih
ve E.2006/3665, K.2007/1777 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve
karara karşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı
kesinleşmiştir. Aynı gerekçeyle 2002 yılına ilişkin resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı işlemine karşı
açılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006
tarih ve E.2005/732, K.2006/587 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve
bu karara yapılan temyiz başvurusu Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/1/2008
tarih ve E.2006/3077, K.2007/321 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve
karara karşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı
kesinleşmiştir. Yine aynı gerekçeyle 2003 yılı Ocak dönemine ilişkin resen tarh
edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi
tarhiyatı işlemine karşı açılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006 tarih ve E.2005/733, K.2006/585 kararı ile davanın
kabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılan itiraz başvurusu İstanbul Bölge
İdare Mahkemesinin 7/2/2008 tarih ve E.2006/4650, K.2008/2519 sayılı kararıyla
reddedilerek karar onanmış ve karara karşı karar düzeltme başvurusu
yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
6. Aynı gerekçeyle 2003 yılı
için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir
vergisi ile gelir geçici vergisi tarhiyatı işlemine ve kesilen özel usulsüzlük
cezasına karşı başvurucu tarafından açılan davada İstanbul 5. Vergi
Mahkemesinin 18/1/2006 tarih ve E.2005/109, K.2006/44
kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılan temyiz
başvurusu Danıştay Dördüncü Dairesi"nin 28/5/2007 tarih ve E.2006/2875,
K.2007/1776 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve karara karşı karar
düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
Yine aynı gerekçeyle 2003 yılı için resen tarh edilen vergi ziyaı
cezalı katma değer vergisi tarhiyatı işlemine karşı açılan davada İstanbul 5.
Vergi Mahkemesinin 18/1/2006 tarih ve E.2005/110,
K.2006/45 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılan
temyiz başvurusu Danıştay Dokuzuncu Dairesi"nin 15/11/2007 tarih ve
E.2006/2170, K.2007/4045 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve karara
karşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı
kesinleşmiştir.
7. Başvurucunun kesinleşmiş
vergi borcunu vadesinde ödemediğinden bahisle aracına konulan hacze karşı
açtığı davada İstanbul 7. Vergi Mahkemesi 23/1/2006
tarih ve E.2005/1847, K.2006/90 sayılı kararı ile haczin iptaline karar vermiş
ve karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
8. Başvurucu tarafından, 2004/5,6,7,8,9,10,11,12 dönemleri için tarh edilen cezalı
katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada İstanbul 2. Vergi
Mahkemesinin 31/1/2011 tarih ve E.2009/1137, K.2011/240 sayılı kararı ile
davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz başvurusu
İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 19/9/2011 tarih ve E.2011/10198, K.2011/10403
sayılı kararı ile reddedilerek karar onanmış ve bu karara karşı karar düzeltme
başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
9. Başvurucu tarafından, 2004
yılı gelir vergisi, 2004/4-6, 7-9, 10-12. dönem geçici vergi beyannamelerini
vermediği gerekçesiyle takdir komisyonu kararı ile belirlenen matrahın esas
alınması yolu ile yapılan vergi ziyaı cezalı gelir
vergisi ve geçici vergi tarhiyatlarına karşı açılan davada İstanbul 10. Vergi
Mahkemesi 29/12/2009 tarih ve E.2009/1885, K.2009/4441
sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiş, karar kanun yoluna başvurulmaksızın
kesinleşmiştir.
10. Başvurucu hakkında 4/1/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
suçlamasıyla açılan ceza davasında Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi 23/3/2010
tarih ve E.2009/401, K.2010/107 sayılı kararı ile başvurucunun beraatına karar
vermiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Ceza
Dairesi 9/4/2012 tarih ve E.2012/4786, K.2012/4944 sayılı kararı ile zamanaşımı
nedeniyle düşme kararı vermiş, karar bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.
11. Bunun yanında başvurucu
2001, 2002 ve 2003 yıllarında bu yıllara ait çeşitli vergi dönemlerine ilişkin
muhtasar beyanname ödemeleri ile katma değer vergisi ödemelerinin hurda satış
iadelerinden mahsup edilmesi talebinde bulunmuştur.
B. İlgili
Hukuk
12. 213 sayılı Kanun’un 3.
maddesi şöyledir:
“A) Vergi kanunlarının uygulanması: Bu Kanunda kullanılan
"Vergi Kanunu" tabiri işbu Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi vergi,
resim ve harç kanunlarını ifade eder.
Vergi kanunları lafzı
ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının
hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer
maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak
uygulanır.
B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya,
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi
doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası
olarak kullanılamaz.
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın
özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun
iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”
13. Aynı Kanun’un 134. maddesi
şöyledir:
“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin
doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.
İncelemeye yetkili
olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve
beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikına
da teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının
gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece
mükellefe ödenir.”
14. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu"nun 10. maddesi şöyledir:
“1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir
işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş
sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi
içinde, konusuna göre Danıştay"a, idare ve vergi mahkemelerine dava
açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse
ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı
da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi
başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden
reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari
makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava
açabilirler.”
IV. İNCELEME VE
GEREKÇE
15. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun
10/12/2012 tarih ve 2012/1123 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği
düşünüldü:
A. Başvurucunun
İddiaları
16. Başvurucu, sahte fatura
düzenlemediği ve bu konuda mahkeme kararları bulunduğu halde idarenin hurda
alım ve satım işine ait mahsup taleplerini dikkate almayarak işlem yapmadığını,
isminin sahte fatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğu listeden
çıkarılmasını ve daha önce araçlarına konulan hacizler mahkeme kararları ile
kaldırılmış ise de şu anda yine haciz işlemlerinin uygulandığını belirterek
uygulanan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
17. Başvuru dilekçesinde,
başvurucu, mahkeme kararlarına rağmen mahsup talepleri hakkında işlem
yapılmamasından, isminin sahte fatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğu
listede yer almasından ve haciz işlemlerinin devam etmesinden şikâyet
etmektedir. Başvurucunun iddiaları iki ayrı başlık halinde değerlendirilmiştir.
1. Mahsup
Talepleri Hakkında İşlem Yapılmaması İddiası Yönünden
18. Anayasa’nın 148. maddesinin
üçüncü fıkrası şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun
yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı
45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,
eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının
tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
20. Anılan Anayasa ve Kanun
hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek
için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve
özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin
ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve
yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal
edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu
makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B.
No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
21. Bu nedenle Anayasa
Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince
düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.
Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel
başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi
zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği
şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne
uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu
makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek
için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
22. İdari işlemlerden
kaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari yargıda dava
açılması gerektiği, olağan kanun yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâ
devam ediyorsa ancak bu takdirde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda
bulunulabileceği açıktır. ( B. No: 2012/26, 26/3/2013,
§§ 16-19).
23. Bunun yanı sıra 2577 sayılı
Kanun"un 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek
bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri,
altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri
düzenlenmiştir ( B. No: 2012/74, 5/3/2013, § 17).
24. Başvuru konusu olayda,
başvuru formu ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelere göre başvurucunun, 2001,
2002 ve 2003 yıllarına ait çeşitli vergi dönemlerine ilişkin muhtasar beyanname
ödemeleri ile katma değer vergisi ödemelerinin hurda satış iadelerinden mahsup
edilmesi talebinde bulunduğu, bu taleplerin zımnen reddedildiği ve ret
işlemlerine karşı vergi mahkemeleri nezdinde dava açmadığı anlaşılmaktadır.
25. Diğer yandan başvuru formu
ve eklerinde yer alan mahkeme kararlarının, başvurucu hakkında tesis edilen
vergi tarhiyatları ve vergi cezalarının kaldırılmasına yönelik davalar ile
haciz işleminin kaldırılmasına yönelik dava hakkında verilmiş kararlar olduğu,
mahsup taleplerinin reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davalar hakkında
olmadığı görülmektedir.
26. Bu durumda, başvurucunun
mahsup taleplerinin reddedilmesine ilişkin idari işlemler aleyhine kanunda
öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamını tüketmeden doğrudan bireysel
başvuruda bulunduğu görülmektedir.
27. Açıklanan nedenlerle,
başvuru konusu işlemlere karşı kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireysel
başvuru yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul
edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul
edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İsminin
Sahte Fatura Düzenleyenler Listesinde Yer Aldığı ve Araç Hacizlerine Devam
Edildiği İddiaları Yönünden
28. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.
maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin
kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği
ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal
gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru
yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih
ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine,
dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların
aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.”
29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları
ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı
fıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik
kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde
öngörülen şartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya
temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan
ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan
yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
30. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin
(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“ (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal
edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde
ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem
niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere
dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar
bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel
mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla
yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı
59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi
nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü
açıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının
doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…”
32. 6216 sayılı Kanun’un 47.
maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile
İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru
konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki
iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine
dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak, bireysel başvuru
kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin
gerekçeleri ve delilleri açıklamak başvurucuya düşer ( B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19-20).
33. Yukarıda belirtilen koşullar
yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan
yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan
yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinde yeterli kanaat oluşması,
başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun
başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için
başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve
gerekli açıklamaları yapması zorunludur ( B. No: 2013/276, 9/1/2014,
§ 23).
34. Diğer yandan 6216 sayılı
Kanun’un 50. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan bireysel
başvuru hakkında ihlal kararı vermesi durumunda kamu gücünün yerine geçerek
idari işlem ve eylem niteliğinde karar vermeksizin ihlalin sonuçlarının ortadan
kaldırılmasına yönelik yapılması gerekenlere hükmedebilecektir. İhlal, mahkeme
kararından kaynaklanmış ise yeniden yargılama yapılarak ihlalin ve sonuçlarının
ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunması durumunda yeniden yargılama
yapmak için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verebileceği gibi yeniden
yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde de başvurucu lehine tazminata
hükmedebileceği gibi genel mahkemelerde tazminat davası açılması yolunu da
gösterebilecektir.
35. Somut olayda başvurucu,
aracına konulan haciz işlemlerinin halen devam ettiğini ve isminin sahte fatura
düzenleyenler olarak adlandırdığı bir listede mevcut olduğunu, Anayasa
Mahkemesinden haczin kaldırılmasını ve isminin belirttiği listeden
çıkarılmasını istemektedir.
36. Başvuru formu ve ekleri
incelendiğinde, başvurucunun, araç veya araçlarına konulan haciz işlemlerinin
olaylar bölümünde aktarılan mahkeme kararlarına rağmen devam ettirildiğini
gösterir herhangi bir bilgi ve belgeyi, kendi isminin de bulunduğunu belirttiği
sahte fatura düzenleyenlerin isimleri bulunan listeyi başvuru formuna
eklemediği, belirttiği bu hususların hangi anayasal hak veya haklarını ihlal
ettiği hakkında bir bilgiye yer vermediği gibi haciz işlemlerinin kaldırılması
ve isminin belirtilen listeden çıkartılması şeklinde idari işlem niteliğinde
karar verilmesi talebinde bulunduğu görülmektedir.
37. Anayasa Mahkemesine yapılan
bireysel başvurularda başvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin
hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin neler
olduğunu açıklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak
başvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangi hakların ihlal edildiği ve ihlal
iddiasının dayanağı olan tüm olaylar gösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak ve
hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici
tüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belge elde
edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda başvurucunun
bu koşulları yerine getirmeyerek hangi anayasal hak veya haklarının ihlal
edildiğini belirtmediği, iddialarını temellendirmediği ve idari işlem
niteliğinde karar verilmesi talebinde bulunduğu başvurusunun esasının
incelenmesi imkânı bulunmamaktadır ( B. No: 2013/276, 9/1/2014,
§ 26).
38. Açıklanan nedenlerle,
başvurucu tarafından hangi anayasal hak veya haklarının ihlal edildiği ve
bunların gerekçelerinin neler olduğunun ortaya konulmaması ile idari işlem
niteliğinde karar verilmesi talebinde bulunulması nedenleriyle başvurunun bu
kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan
gerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.
Mahsup talepleri hakkında işlem yapılmadığı iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,
2.
İsminin sahte fatura düzenleyenler listesinde yer aldığı ve araç hacizlerine
devam edildiği iddialarının “açıkça
dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
26/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.