21. Hukuk Dairesi 2014/23067 E. , 2015/146 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
Davacı, kurumca düzenlenen ödeme emrinin iptaline, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne ve ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davanın süresi içerinde açıldığı, davacının dava dışı Limitad Şirketinin ortağı olduğu, 11/05/2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi"nde ilan edilen ve 20/04/2004 tarihinde tescili yapılan şirketin dört ortağının herbirinin % 25 hissedar olduğu, ortaklardan N...S.... 5 yıl için müdür olarak tayin edildiği ve müdür ile birlikte ortaklardan birinin imzasıyla şirketin temsil ve ilzamına karar verildiği, davacının Kocaeli 4. Noterliği"nin 07/05/2008 tarih ve 12303 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesiyle tüm hisseslerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, davacının ibarz ettiği dekontlarla kendi hissesi oranınıdaki şirket borcunu 10/08/2008 tarihinde davalı Kurum"a ödediğini iddia ettiği, davalı Kurum"un ise 18/08/2008 tarihinde 15.470,00 TL prim ve 1.847,00 TL işsizlik priminin yatırıldığı ancak bu miktarın kimin tarafından yatırıldığının tespit edilmediğinin bildirildiği, dava konusu prim borcunun 2006/5- 2007/1 aylarına ait olduğu, davacının ortaklık döneminin borç dönemini bir bütün olarak kapsadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum"a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa"nın 88. maddesinde de Kurum"un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun"da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum"a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
Öte yandan, 6183 sayılı Yasa"nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 - 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Somut olayda, limited şirket ortağı olan davacının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmaması halinde 6183 sayılı Yasa"nın 35. maddesi gereğince şirketten tahsil edilemeyen borçlardan hissesi oranında sorumlu olacağı açıktır. Ne var ki; şirket müdürü ile birlikte ortaklardan birinin imzasıyla şirketin temsil ve ilzamına karar verildiği anlaşıldığından şirket ortaklarının tümünün temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu ve üst düzey yönetici ve idareci oldukları tartışmasızdır. Bu durumda şirket müdürü ile birlikte şirket ortağı olan davacının da müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıktır. Belirtilen ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak, davalı Kurum"a yapılan ödeme de mahsup edilmek suretiyle davacının davaya konu borçtan sorumlu olduğu gözardı edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan; 11 Eylül 2014 gün ve 29116 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun"un 81.maddesi ile 5510 sayılı Kanun"a Geçici 60.madde eklenerek, bu maddede belirtilen ve 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği halde ödenmemiş Kurum alacaklarına yapılandırma imkanı getirilmiştir.
Yapılacak iş, davacının 6552 sayılı Kanun uyarınca yapılandırmadan yararlanıp yararlanmadığının davalı Kurumdan sorulması, başvurusu varsa buna ilişkin evrakların getirtilmesi, davacının henüz başvurusu yoksa başvuruda bulunup bulunmayacağının davacıya sorulması, bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların bu maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart koşulduğunun gözönünde tutulması, Kanunda yazılı sürenin sonuna kadar beklenilmesi, davacının davadan vazgeçmesi halinde davanın bu nedenle reddine karar verilmesi, aksi halde yukarıda belirtildiği şekliyle araştırma yapılarak bir karar verilmesinden ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.