Taraflar arasındaki "faize itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kandıra İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.06.2007 gün ve 46-20 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.10.2007 gün ve 18115-18880 sayılı ilamı ile (…Alacaklı Tarım Kredi Kooperatifi tarafından Tarım Kredi borç senedine dayalı olarak icra takibi yapılmış, borçlu icra mahkemesine verdiği dilekçesinde takipte istenilen asıl borca itirazı olmadığını belirtip borca tahakkuk ettirilen faiz oranının çok yüksek olduğundan takipte istenen faize İtiraz ettiğini bildirmiştir.
HUMK.nun 275. maddesine göre “mahkeme çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir” aynı maddenin 2. cümlesinde “Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez” denilmiştir. Somut olayda işlemiş faiz talebi bulunmadığı itirazda hesaplama hatasından söz edilmeyip sadece istenilen faiz oranının fahiş olduğu iddia edildiğine göre bu hususun hakim tarafından denetlenip sonuçlandırılması mümkündür. Aksi düşünce ile bilirkişi incelemesi yönünde borçluya mehil ve kesin mehil verilerek gereği yerine getirilmediği gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir…)gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, davalı Tarım Kredi Kooperatifinden kullanılan genel ihtiyaç, petrol ürünleri ve kimyevi gübre kredi borçlarına uygulanan ve ayrıca icra emrinde istenmekte olan faiz oranlarına itiraz etmektedir.
Yerel Mahkemece; davacının verilen süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığı ve davasını ispat edemediği anlaşılmakla, "davanın kesin süre nedeni ile" reddine karar verilmiştir.
Özel Dairece; yukarıda belirtilen nedenlerle verilen bozma kararına karşı Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmektedir.
Uyuşmazlık; davalı Tarım Kredi Kooperatifince kullandırılan kredilere uygulanan ve ayrıca icra emrinde belirtilen faiz oranının "fahiş olduğu iddiası" yönünden bilirkişi incelemesine ihtiyaç bulunup bulunmadığı, bir diğer ifadeyle, belirtilen itiraz yönünde yapılacak değerlendirmenin genel ve hukuki bilgi niteliğinde olup olmadığı, buna bağlı olarak, bilirkişi giderine yönelik olarak davaClya verilen kesin sürenin sonuçlarının sözkonusu uyuşmazlıkta gözetilip gözetilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun "Alacak senetleri" başlıklı 12. maddesi uyarınca "Kooperatiflerin kredi ile ilgili alacak senetleri, kağıtları ve her türlü taahhütname ve sözleşmeler ortağın oturduğu veya kooperatifin bulunduğu köy veya mahalle ihtiyar heyetleri tarafından parasız olarak tasdik olunur. Bu suretle tasdik olunan senet ve belgeler İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı belgeler hükmündedir ... ".
Dosya içeriğinde bulunan ortak kredi kartlarında, senet alacaklarına faiz uygulanarak, yapılan hesaplama sonucunda icra takibine geçildiği görülmektedir.
HUMK m. 275 uyarınca " ... Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez."
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin faiz oranlarına ilişkin genelgeleri dikkate alınarak, kredilere uygulanan faiz oranlarının "fahiş" nitelikte bulunup bulunmadığı yönünde yapılacak bir değerlendirme, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken bir konudur. HUMK m. 275 hükmü gereğince bu gibi durumlarda bilirkişi dinlenemez. Bu nedenle de, bilirkişi incelemesinin gerektirdiği giderler yönünden verilen kesin sürenin sonuçlarının söz konusu uyuşmazlıkta gözetilmesi isabetli bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.06.1993 gün ve 1993/15-164¬501 sayılı Kararı).
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular gözetilerek, yapılacak inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 16.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.