Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/18527
Karar No: 2017/2705
Karar Tarihi: 04.04.2017

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/18527 Esas 2017/2705 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2016/18527 E.  ,  2017/2705 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    Davacı vekili ve birleştirilen dosya davacı vekilleri tarafından, davalı aleyhine 15.01.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; ..."ün açmış olduğu davanın reddine, davacı ..."nun açmış olduğu davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ..."in davasının kabulüne dair verilen 02.04.2015 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.10.2015 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı-karşı davacı vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KA R A R
    Asıl ve birleştirilen davalar, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı olan payın iptali ile davacılar adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, asıl davanın ve bu dava ile birleştirilen mahkemenin 2010/643 esas sayılı davasının kabulüne, bu dava ile birleştirilen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/531 esas sayılı davasının reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılardan ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine,Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.06.2013 tarihli 2012/16079 Esas, 2013-10639 Karar sayılı bozma ilamıyla "Asıl davada;18.08.2009 tarihli ilk pay satışından sonra davalı davacılardan ..."e 20.08.2009 tarihli ihtar gönderip satışı bildirmiş, ihtar davacı ..."e “aynı çatı altında yeğeni Mehmet Bulut imzasına” tebliğ edilmiştir. Bu ihtar Tebligat Yasasına uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olup, tebliğ edilen kişinin muhatabın gerçekten yeğeni olup olmadığı hususu mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz. Bu durumda dava konusu 1. satış 20.08.2009 tarihinde davacı ..."e noter aracılığı ile tebliğ edilmiş olup, bu tarihten itibaren 3 ay içinde açılmayan önalım davası süresinde değildir. Her ne kadar 06.04.2010 tarihli 2. satış için davacı ..."e bir ihtar gönderilmemiş ise de davalı 1. satış ile taşınmazda pay sahibi olmuş olup paydaşa karşı önalım hakkı ileri sürülemeyeceğinden davacı ..."ün 2. satışa karşı açılan davası da yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece asıl davada davacı ..."ün davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
    2-Bu dava ile birleştirilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/643 Esas sayılı davada; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı vekili temyiz dilekçesinde fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Fiili taksim savunması 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu nedenle mahkemece davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
    3-Bu dava ile birleştirilen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/531 Esas sayılı davasında; davacı ... vekili dava dilekçesinde,... Köyü 2699 Parselde davacının 1/5 payı bulunduğunu, davalının 06.04.2010 tarihli satış ile paydaşlardan ... ve ..."e ait 3/20"şer payı aldığını belirterek MK"nun 732. maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece, davacı ..."nun taşınmazdaki 3/20 payını 18.8.2009 tarihinde davalıya sattığı, davanın açıldığı 06.04.2010 tarihi itibariyle taşınmazda paydaş bulunmaması nedeniyle önalım hakkı kullanılamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece her aşamada re"sen dikkate alınmalıdır. Davacı ... taşınmazdaki 3/20 payını 18.08.2009 tarihinde davalıya satmıştır. Taşınmazda müstakil payı kalmamıştır. Ne var ki, davacı miras bırakanı Hidayet Üngörden intikal eden elbirliği mülkiyetine tabi paya dayanarak bu davayı açtığını bildirmiştir. Ancak yukarıda yazılı ilke gereği “önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir.” Mahkemece, dava hakkına ilişkin olan bu hususu kendiliğinden öncelikle nazara alması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle bozulmuştur
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine ve bu dava ile birleştirilen mahkemenin 2010/643 Esas sayılı davanın kabulüne, bu dava ile birleştirilen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/531 Esas sayılı davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    Hükmü davalı vekili ve davacı ... vekili temyiz etmiştir.
    Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

    Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
    Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
    Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K"nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
    Somut olaya gelince asıl davada; her ne kadar bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuş ise de davalı vekili, satışın 20.8.2009 tarihinde noter ihtarı ile davacıya bildirildiğini, davanın süresinde açılmadığını savunmuştur. Dava konusu taşınmazda 18.8.2009 ve 6.4.2010 tarihlerinde yapılan pay satışları ile davalı taşınmazda toplam 9/20 pay sahibi olmuştur. 18.08.2009 tarihli ilk pay satışından sonra davalı davacılardan ..."e 20.08.2009 tarihli ihtar gönderip satışı bildirmiş, ihtar davacı ..."e “aynı çatı altında yeğeni Mehmet Bulut imzasına” tebliğ edilmiştir. Bu ihtarın Tebligat Yasasına uygun bir şekilde tebliğ edilmediği ... Sulh Ceza Mahkemesinin 04.04.2016 tarihinde kesinleşen 2012/ 426 Esas, 2013/414 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünde belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece asıl davada davacı ..."ün davasının esas bakımından incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    2- ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/643 sayılı davasında; Davacı ... vekili dava dilekçesinde,... Köyü 2699 Parselde davacının 3/20 payı bulunduğunu, davalının paydaşlardan ..., ... ve ..."e ait 3/20"şer pay aldığını belirterek 14.5.2010 tarihinde açmış olduğu dava ile MK"nun 732. maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıya satış bedeli ve masraflarının yarısını depo ettirilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    3-Birleştirilen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/531 Esas sayılı davasında; davacı ... vekili dava dilekçesinde,... Köyü... Parselde davacının 1/5 payı bulunduğunu, davalının 06.04.2010 tarihli satış ile paydaşlardan ... ve ..."e ait 3/20"şer payı aldığını belirterek MK"nun 732. maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece, davacı ..."nun feragatı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
    Ayrıca davalı vekili 19.01.2015 tarihli beyan dilekçesinde 06.04.2010 tarihli taksim sözleşemesinden bahsetmektedir. Fiili taksim savunması 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu nedenle mahkemece davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
    Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ..."e verilmesine yine 1.480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi