
Esas No: 2016/9485
Karar No: 2016/9485
Karar Tarihi: 26/10/2017
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
ARKAN TAREQ ALI ALI
BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/9485) |
|
Karar Tarihi: 26/10/2017 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Celal Mümtaz
AKINCI |
|
|
Muammer
TOPAL |
|
|
M. Emin KUZ |
Raportör |
: |
Mahmut
Serhat MAHMUTOĞLU |
Başvurucu |
: |
Arkan Tareq Alı ALI |
Vekili |
: |
Av. Mehmet
Akif DÖNMEZ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski
bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele
yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün
(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Komisyonca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara
bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük"ün 73.
maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine
karar verilmiştir.
5. Bölüm tarafından İçtüzük"ün 73.
maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili
kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1974 doğumlu olup Irak vatandaşıdır.
10. Başvurucu belirlenemeyen bir tarihte ailesiyle birlikte
yasal yollardan Türkiye"ye giriş yapmıştır.
11. Başvurucu Türkiye"ye geldikten sonra ilk olarak Arkan Hayır
Hizmetleri Derneğini, sonrasında ise Arkan Yatırım ve Ticaret Limited Şirketini
kurmuştur.
12. Başvurucu anılan dernek faaliyetleri kapsamında sağlık
alanında çalışmalar yapmaya başlamış ve bu çerçevede satın aldığı malzemeleri
İstanbul ili Fatih ilçesinde kiraladığı bir depoya yerleştirmiştir.
13. Başvurucu söz konusu faaliyetleri gerçekleştirmek için Fatih
İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkililerinden sözlü olarak izin aldığını
belirtmektedir.
14. Başvurucunun kiraladığı deponun kira ödemesinin gecikmesi
nedeniyle kiralayanla başvurucu arasında anlaşmazlık yaşanması üzerine
kiralayan, Fatih Polis Amirliğine giderek olaya ilişkin suç duyurusunda
bulunmuştur.
15. Başvurucu hakkında tehdit suçundan soruşturma başlatılmış ve
yabancı olması nedeniyle durum İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne
(İstanbul Göç İdaresi) bildirilmiştir.
16. İstanbul Göç İdaresi tarafından 19/10/2015 tarihinde,
başvurucunun adli olaya karıştığı, ruhsatsız sağlık polikliniği işlettiği ve
kaçak elektrik kullandığı belirtilerek kamu düzeni, güvenliği ve sağlığı
bakımından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmasına ve
sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.
17. Başvurucu tarafından idari gözetim kararının kaldırılması
istemiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Sulh Ceza Hâkimliği) başvuruda
bulunulmuştur.
18. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/11/2015 tarihli kararıyla idari
gözetim işleminin sonlandırılmasına ve başvurucunun salıverilmesine karar
verilmiştir.
19. Başvurucu tarafından ayrıca, sınır dışı etme kararın iptali
istemiyle İstanbul 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır.
20. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun oturma izninin
bulunduğu, adli soruşturmaya konu olayın doğrudan bina sahibiyle kiralayan
arasında yaşandığı ve kendisiyle ilgisinin bulunmadığı, kurulan hayır derneği
aracılığıyla çok sayıda Arap kökenli göçmene sağlık hizmeti sunulduğu
belirtilmiştir.
21. Dava dilekçesinde ayrıca, başvurucunun ülkesindeki savaş
nedeniyle Türkiye"ye geldiği ve mevzuata göre sınır dışı edilemeyecek
yabancılardan olduğu ifade edilmiştir.
22. Anılan dava İdare Mahkemesinin 26/2/2016 tarihli kararıyla
reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Dava dosyasının incelenmesinden, Irak
Uyruklu davacının, M.T.T. isimli yabancıdan kurucusu ve başkanlığını yaptığı
A.H.H. Derneğinin merkez adresi olanişyerini
kiraladığı,3 aylık kirayı ödemediği gerekçesiyle adı geçen şahsın işyerini
tahliye etmesini istediği, aralarında husumet yaşandığı, davacının adı geçen
şahsı tehdit ettiği, ayrıca davacının kiraladığı binada tedavi amaçlı gayri
resmi poliklinik açtığı, kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine
davalı idarece6458 sayılı Yasanın 54. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi
uyarınca işlem tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının M.T.
isimli yabancı ile karşılıklı olarak atıştıkları ve birbirlerini tehdit ettiği,
davacının ayrıca kiraladığı işyerinde ruhsatsız olarak poliklinik işlettiği vekaçak elektrik kullandığı 16/10/2015 tarihli tutanak ile
tespit edildiği anlaşılan davacının kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu
sağlığını tehdit ettiğinden bahisle 6458 sayılı Yasa"nın 54/d maddesi
kapsamında sınırdışı edilmesine ilişkin işlemde
hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
23. Bu karar, başvurucu vekiline 29/4/2016 tarihinde tebliğ
edilmiş ve 20/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
24. Başvuru formunda, idari dava dilekçesinde belirtilenlerden
farklı olarak DAEŞ terör örgütünün her gün onlarca Irak vatandaşının ölümüne
neden olduğu ve başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde yaşamının tehlikeye
düşeceği belirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
25. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası
Koruma Kanunu’nun "Kapsam"
kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Kanun,
yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da
Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak
uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve
kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici
korumayı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve
sorumluluklarını kapsar.
(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin
taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."
26. 6458 sayılı Kanun’un "Geri
gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun kapsamındaki
hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi
tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti
veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında
bulunacağı bir yere gönderilemez."
27. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname"nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.
maddesi şöyledir:
“(1) Sınır dışı etme kararı,
Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında
sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına
tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat
tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,
itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da
avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş
gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı
etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan
başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş
olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma
süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası
kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı
edilmez.”
28. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle
değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”
kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:
“(1) Aşağıda sayılan
yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi
kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,
destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya
destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri
için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan
sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu
sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden
fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden
itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden
fazla ihlal edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den
yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı
bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,
uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak
değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,
uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında
verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma
hakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvuruları
reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından
tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler
(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve
(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru
sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası
koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”
29. 6458 sayılı Kanun"un "Sınır
dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin
ilgili kısmı şöyledir:
"(1) 54
üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır
dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,
işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı
konusunda ciddi emare bulunanlar"
30. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği"nin 6. maddesinin (1)
numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,
işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı
veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi
fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir
yere gönderilemez."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası
Mevzuat
31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.
maddesi şöyledir:
"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.
Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece
hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son
verilemez.
2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak
zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu
maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:
a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı
korunmasının sağlanması;
b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak
yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir
kişinin kaçmasını önleme;
c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun
olarak bastırılması"
32. Sözleşme"nin "İşkence
yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da
onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
33. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli
Sözleşme"nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,
29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun"la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898
sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir):
“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,
dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri
dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,
her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.
2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin
güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya
özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir
tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep
edemez.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı
ile kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili
ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88,
7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:
30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç
[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve
diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],
B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):
"AİHM"e göre
yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden
çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine
ilişkin olup Sözleşme"nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir
başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle
ilgisi bulunmamaktadır.
Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı
edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler
bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.
Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı
etmeme yükümlülüğünü içermektedir.
AİHM, Sözleşme"nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.
maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin
şikâyetlerde kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde
yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak
incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi
doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli
değildir.
AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan
ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği
bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğunun ve hatta
uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu yükümlülüğe bir
istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.
AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü
muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde
bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine
dikkat çekmektedir.
AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden
bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız
bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar
sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)
durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.
AİHM"e göre Sözleşme"nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için
işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk
düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri
gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu
araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin
hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.
AİHM"e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri
ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama
ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri
bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin
iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir."
3. Irak"ın Genel Güvenlik
Durumuna İlişkin Bilgiler
35. Anayasa Mahkemesi, A.A.
ve A.A. ([GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017)başvurusunda
Irak"ıngenel güvenlik durumuna ilişkin bilgilere yer
vermiştir. Somut olay bakımından yapılacak değerlendirmede bu karardaki
bilgiler gözönünde bulundurulacaktır (A.A. ve A.A., §§ 39-41).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu gerek İdare Mahkemesinde görülen davada gerekse
bireysel başvuru formunda sınır dışı edilmesine ilişkin karara dayanak teşkil
eden adli soruşturmadan ağırlıklı olarak bahsetmiştir. Başvurucu anılan
soruşturmanın doğrudan kendisiyle ilgili olmadığını, şikâyete konu olayın
hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla sınır dışı etme kararının
hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
38. Başvurucu ayrıca, ülkesinde DAEŞ terör örgütünün her gün
onlarca insanın ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek sınır dışı edilmesi
hâlinde yaşamının tehlikeye düşeceğini ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde
öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine ilişkin iddiaları
Anayasa"nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele
yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.
40. Anayasa"da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet
edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye
yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,
devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin
yabancıları ülkeye kabul veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin bulunduğu
kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa"da güvence altına alınan temel hak
ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu
edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A.,
§ 54).
41. Anayasa"nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama
hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence
altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve
eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle
bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer
verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada
genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü
fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).
42. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence
altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması
yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve
üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması
gerekir (A.A. ve A.A., § 57).
43. Anayasa"nın 5., 16. ve 17. maddeleri, uluslararası hukuk ve
özellikle de Türkiye"nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi"nin ilgili hükümleri
ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup
gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi
ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif
yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).
44. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek
kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma
sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı
çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü
muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara
sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek
mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,
§ 60).
45. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif
yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır
dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu
kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul
güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.
ve A.A., § 61).
46. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı
işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu
yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir
(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir
iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var
olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde
açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu
iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir
iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık
gösterebileceğinden her olayda ayrıcadeğerlendirme
yapılmalıdır (AA.A. ve A.A., §
63).
47. Başvurucu, sınır dışı etme kararına dayanak teşkil eden adli
soruşturmanın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla sınır dışı etme
kararının 6458 sayılı Kanun"aaykırılık teşkil ettiğini,
sınır dışı edilmesi hâlinde ise ülkesinde kötü muameleye maruz kalacağını ileri
sürmektedir.
48. Kamu makamlarının eylem ve işlemlerinin mevzuata uygun olup
olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bireysel başvuru
kapsamında anılan eylem, işlem veya ihmalin Anayasa’da güvence altına alınan
temel hak ve özgürlüklere bir müdahale oluşturup oluşturmadığıyla sınırlı
olarak inceleme yapılmaktadır. Somut olay bakımından sınır dışı etme kararının
6458 sayılı Kanun"a uygunluğu değil, anılan kararın uygulanması hâlinde
Anayasa"nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal
edilip edilmeyeceği değerlendirilecektir.
49. Bu çerçevede öncelikli olarak başvurucunun ülkesinde kötü
muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olup
olmadığının incelenmesi gerekir.
50. Başvuru konusu olayda DAEŞ terör örgütünün her gün Irak"ta
onlarca insanın ölümüne neden olduğu iddia edilmektedir. Söz konusu iddia
temelsiz değildir. DAEŞ"in gerçekleştirdiği terör eylemlerinden
ve ülkelerindeki çatışma ortamından kaçan milyonlarca Suriye ve Irak
vatandaşına Türkiye Cumhuriyeti kapılarını açmıştır. Nitekim Türkiye"de bulunan
ve büyük çoğunluğunu Suriye vatandaşlarının oluşturduğu üç milyonun üzerinde
sığınmacının yaklaşık iki yüz bininin Irak vatandaşı olduğu ifade edilmektedir.
51. Ancak terör örgütünden kaçıldığına ilişkin her iddianın
yalnız başına savunulabilir nitelikte olduğunun kabulü mümkün değildir. Bunun
yanında başvurucunun kişisel durumuna ilişkin mevcut ve muhtemel risklerin
makul şekilde açıklanması, Irak resmî makamlarının bu riski ortadan kaldırmakta
neden yetersiz kalacağının ortaya konması ve varsa bu konudaki bilgi ve
belgelerin sunulması gerekmektedir.
52. Buna karşılık somut olayda başvurucunun, kişisel olarak risk
altında olduğuna ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı görülmektedir.
Başvurucunun Irak"ın hangi bölgesinden geldiği bile bilinmemektedir.
Dolayısıyla somut olay bakımından başvurucunun kişisel durumuna ilişkin
araştırma yapmaya elverişli bilgiler vermemesi nedeniyle bu konuda bir
değerlendirme yapılabilmesi mümkün değildir.
53. Öte yandan Irak"ın genel güvenlik durumuna ilişkin
uluslararası alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri tarafından
düzenlenen raporlar incelendiğinde (bkz. § 35), DAEŞ terör örgütünün Irak"ta
ağır insan hakları ihlallerine sebebiyet verdiği ve büyük bir göç dalgası
oluşturduğu görülmektedir. Ancak aynı raporlardan, anılan terör örgütünün
Irak"ın tamamında değil sadece belirli bölgelerinde etkili olduğu da
anlaşılmaktadır. Yine söz konusu raporlarda Irak yönetiminin kontrolü altındaki
bölgelerde vatandaşlarının güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığına dair bir
değerlendirmeye de yer verilmemiştir.
54. Başvurucunun iddiaları ile Anayasa Mahkemesi tarafından
resen araştırılarak elde edilen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Irak"ın
hangi bölgesinden olduğu bilinmeyen ve geri gönderilmesi hâlinde Irak
yönetiminin gerekli korumayı sağlamakta neden yetersiz kalacağı yönünde bir
açıklamada bulunmayan başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde ülkesinde kötü
muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olmadığı
anlaşılmıştır.
55. Açıklanan nedenlerle Anayasa"nın 17. maddesinin üçüncü
fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine
ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun
olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel
Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.