
Esas No: 2016/5687
Karar No: 2016/5687
Karar Tarihi: 25/10/2017
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
W. S. BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/5687) |
|
Karar Tarihi: 25/10/2017 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan |
: |
Burhan ÜSTÜN |
Üyeler |
: |
Serruh KALELİ |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
Raportör |
: |
M. Serhat
MAHMUTOĞLU |
Başvurucu |
: |
W. S. |
Vekili |
: |
Av. Engin
KARTAL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski
bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele
yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün
(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca tedbir talebinin Bölüm
tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük"ün
73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine
karar verilmiştir.
5. Bölüm tarafından İçtüzük"ün 73.
maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili
kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1987 doğumlu olup Tayland Krallığı vatandaşıdır.
10. Başvurucu 2/7/2015 tarihinde ailesiyle birlikte yasal
yollardan Türkiye"ye giriş yapmıştır.
11. Millî İstihbarat Teşkilatı
Müsteşarlığı tarafından 23/10/2015 tarihinde emniyet birimlerine gönderilen
yazıda başvurucunun ülkesinde bir adli suça karışması nedeniyle hakkında
yakalama kararı bulunduğu ve iadesinin talep edildiği bildirilmiştir.
12. Başvurucu, Kayseri Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından
30/12/2015 tarihinde yakalanmıştır. Kayseri Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğünün
31/12/2015 tarihli kararıyla başvurucunun kamu güvenliği bakımından tehdit
oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmasına ve sınır dışı
edilmesine karar verilmiştir.
13. Başvurucu tarafından anılan kararın iptali istemiyle Kayseri
1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır.
14. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun Müslüman olması
nedeniyle ülkesinde takibe uğradığı, gözaltına alındığı, işkence gördüğü,
yakınlarının tutuklandığı ve bu nedenle ailesiyle birlikte ülkesinden ayrılarak
Türkiye"ye geldiği, geri gönderilmesi hâlinde öldürülebileceği ya da kötü
muamele maruz kalabileceği belirtilmiştir.
15. Dava dilekçesinde ayrıca, başvurucunun Türkiye"de herhangi
bir adli ya da idari olaya karışmadığı, sınır dışı edilme gerekçesinin
bildirilmediği, noter aracılığıyla avukatına vekâletname çıkarmasına izin
verilmediği ifade edilmiştir.
16. İdare Mahkemesi 19/12/2016 tarihli ara kararıyla Göç İdaresi
Genel Müdürlüğünden sınır dışı işleminin gerekçesinin bildirilmesini
istemiştir. Mahkeme ayrıca, başvurucunun dava açılmasına ilişkin yazılı
muvafakatini almıştır.
17. Anılan dava İdare Mahkemesinin 10/3/2016 tarihli kararıyla
reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkememizin
19.2.2016 tarihli ara kararına Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce verilen 02.3.2016
tarihli cevaptan, MİT Müsteşarlığının 23.10.2015 tarih ve
11.021.04.051/76236890 sayılı yazısı uyarınca davacının suça karışması
nedeniyle Tayland makamlarınca hakkında yakalama kararı alındığı ve suçluların
iadesi prosedürü çerçevesinde işlem gerçekleştirilebilmesi amacıyla talepte
bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, davacı hakkında düzenlenen
değerlendirme formunda davacının Tayland"daki bombalama olaylarıyla
bağlantısının olabileceğinin belirtildiği, MİT Müsteşarlığının 23.10.2015 tarih
ve 11.021.04.051/76236890 sayılı yazısı uyarınca da davacının suça karışması
nedeniyle Tayland makamlarınca hakkında yakalama kararı alındığı ve suçluların
iadesi prosedürü çerçevesinde işlem gerçekleştirilebilmesi amacıyla talepte
bulunulduğu göz önüne alındığında, davacının kamu düzeni ve kamu güvenliği
açısından bir tehdit oluşturduğu gerekçesiyle 6458 Sayılı Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu"nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca
sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."
18. Bu karar, başvurucu tarafından 10/3/2016 tarihinde
öğrenilmiş olup 23/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
19. Başvuru formunda; idari dava dilekçesinde belirtilenlerden
farklı olarak başvurucunun "etnik, dinî ve siyasi" nedenlerle
ülkesini terk etmek zorunda bırakıldığı, sınır dışı edilmesi hâlinde daha önce
olduğu gibi kötü muameleye maruz kalacağı belirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası
Koruma Kanunu’nun "Kapsam"
kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
" (1) Bu Kanun, yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır
kapılarında ya da Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine
sağlanacak uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen
ve kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici
korumayı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve
sorumluluklarını kapsar.
(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin
taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."
21. 6458 sayılı Kanun’un "Geri
gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun kapsamındaki
hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi
tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti
veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında
bulunacağı bir yere gönderilemez."
22. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname"nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.
maddesi şöyledir:
“(1) Sınır dışı etme
kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında
sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına
tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat
tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,
itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da
avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş
gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı
etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan
başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş
olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi
içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü
maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası
kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı
edilmez.”
23. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle
değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”
kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:
“(1) Aşağıda sayılan
yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında
sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,
destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya
destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri
için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan
sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu
sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden
fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sona
ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on
günden fazla ihlal edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den
yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı
bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,
uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak
değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,
uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında
verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma
hakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvuruları
reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından
tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler
(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve
(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru
sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası
koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”
24. 6458 sayılı Kanun"un "Sınır
dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin
ilgili kısmı şöyledir:
"(1) 54
üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır
dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,
işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı
konusunda ciddi emare bulunanlar"
25. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanarak yürürlüğe girenGeçici Koruma
Yönetmeliği"nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,
işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı
veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi
fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir
yere gönderilemez."
B. Uluslararası
Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.
maddesi şöyledir:
"1.
Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı
bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi
dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.
2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak
zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu
maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:
a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı
korunmasının sağlanması;
b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını
gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını
önleme;
c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun
olarak bastırılması"
27. Sözleşme"nin "İşkence
yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da
onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
28. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli
Sözleşme"nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,
29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun"la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898
sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir):
“1.
Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal
gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü
tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri
göndermeyecek veya iade ("refouler")
etmeyecektir.
2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin
güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya
özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir
tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep
edemez.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı
ile kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili
ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (Referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88,
7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:
30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç
[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve
diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],
B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):
AİHM"e göre yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden
çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine
ilişkin olup Sözleşme"nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir
başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle
ilgisi bulunmamaktadır.
Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı
edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler
bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya
çıkmaktadır. Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan
ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü içermektedir.
AİHM, Sözleşme"nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.
maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin
şikâyetlerde kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde
yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak
incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi
doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli
değildir.
AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan
ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği
bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğununun
ve hatta uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu
yükümlülüğe bir istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.
AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü
muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde
bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine
dikkat çekmektedir.
AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden
bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız
bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar
sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)
durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.
AİHM"e göre Sözleşme"nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için
işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk
düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri
gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu
araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin
hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.
AİHM"e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri
ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama
ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri
bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin
iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu; Tayland"a sınır dışı edilmesi hâlinde etnik, dinî
ve siyasi nedenlerle öldürüleceğini ya da kötü muameleye maruz kalacağını veya
kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edileceğini ileri sürmüştür.
32. Başvurucu, ayrıca sınır dışı işleminin durdurulması, kamuya
açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması ve tazminat taleplerinde
bulunmuştur.
B. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde
öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine veya özgürlüğünden
yoksun bırakılacağına ilişkin iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında
değerlendirilmiştir.
34. Anayasa"da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet
edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye
yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,
devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin
yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin
bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa"da güvence altına alınan
temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu
edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],
B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).
35. Anayasa"nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama
hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence
altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve
eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle
bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer
verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada
genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü
fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).
36. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence
altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması
yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve
üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması
gerekir (A.A. ve A.A., § 57).
37. Anayasa"nın 17., 5. ve 16. maddeleri, uluslararası hukuk ve
özellikle de Türkiye"nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi"nin ilgili hükümleri
ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup
gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi
ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif
yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).
38. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek
kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma
sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı
çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü
muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara
sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek
mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,
§ 60).
39. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif
yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır
dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu
kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul
güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.
ve A.A., § 61).
40. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı
işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu
yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir
(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir
iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var
olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde
açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu
iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir
iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık
gösterebileceğinden her olayda ayrıcadeğerlendirme
yapılmalıdır (AA. ve
A.A., § 63).
41. Bu kapsamda öncelikli olarak başvurucunun iddialarının
savunulabilir nitelikte olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılacaktır.
42. Somut olayda başvurucu İdare Mahkemesinde görülen davada
Müslüman olması nedeniyle ülkesinde takibe uğradığını, gözaltına alındığını,
işkence gördüğünü veyakınlarının tutuklandığını
belirtmiş; bireysel başvuru formunda ise etnik, dinî ve siyasi nedenlerle
ülkesinde kötü muamele riski altında olduğunu ifade etmiştir.
43. Başvurucunun kişisel durumu hakkında yukarıdaki paragrafta
belirtilenler dışında başka bilgi verilmemiştir. Başvurucuyu ülkesinden
ayrılmaya zorlayan olayın hikâyesi anlatılmamış; buna ilişkin somut bilgiler ve
(varsa) belgeler ortaya konmamıştır.Başvurucunun
ülkesinde hangi tarihte kim tarafından gözaltına alındığı, nerede işkence
gördüğü, tutuklanan yakınlarının kimler olduğu belirtilmemiştir. Dahası kötü
muamele riskine gerekçe olarak gösterilen başvurucunun etnik kökeni ve siyasi
görüşü hakkında hiçbir açıklama yapılmamıştır.
44. Dolayısıyla başvurucunun gerek Tayland"ın koşullarına gerekse
kişisel durumuna ilişkin araştırma yapmaya elverişli nitelikte bilgiler
vermediği açıktır. Geri gönderilen ülkenin koşullarının kamu makamları
tarafından resen araştırılması gerektiğine ilişkin kural, başvurucunun bu
konuda açıklamada bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B.
No: 2016/7458, 20/4/2017,§ 51).
45. Öte yandan başvuru konusu olayda somut olarak sadece
başvurucunun Müslüman olduğu ve bu nedenle ülkesinde kötü muamele riski altında
olduğu bilgisi verilmiştir. Buna karşılık insan hakları alanında faaliyet
gösteren uluslararası sivil toplum örgütlerinin raporlarında ya da AİHM
kararlarında Tayland"da yaşayan Müslümanların tamamının kötü muamele riski
altında olduğuna dair bir değerlendirmeye rastlanmamıştır.
46. Sonuç olarak başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde
kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddialarını makul şekilde açıklamadığı,
bu iddialarını destekleyen somut bilgi ve belge sunmadığı anlaşılmaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle Anayasa"nın 17. maddesinin üçüncü
fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine
ilişkin iddianın savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel
Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.