
Esas No: 2013/2695
Karar No: 2013/2695
Karar Tarihi: 26/6/2014
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
AYŞE KORKMAZ BAŞVURUSU |
(Başvuru
Numarası: 2013/2695) |
|
Karar
Tarihi: 26/6/2014 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Alparslan
ALTAN |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT |
|
|
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.
Emin KUZ |
Raportör |
: |
Cüneyt
DURMAZ |
Başvurucu |
: |
Ayşe
KORKMAZ |
Vekili |
: |
Av.
Enver GÖKMEN |
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvurucu, askerlik borçlanma başvurusunun SGK tarafından
reddedilmesi üzerine açtığı davanın kabul edilmesine rağmen kararın gereğine
uygun işlem yapılmadığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının
ihlal edildiğini işleri sürmüştür.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvuru, 19/4/2013 tarihinde
Bursa 5. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari
yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış
ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 19/9/2013
tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,
dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE
OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle
olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucunun eşi Emin KORKMAZ, 15/1/2005
tarihinde vefat etmiştir.
6. Başvurucu, müteveffa eşinin askerlik borçlanması için 31/1/2005 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK)
başvurmuştur. Başvurucunun bu talebi, 22/11/2005
tarihinde SGK tarafından ölüm tarihinden sonra Türk vatandaşlığına alınan
müteveffanın askerlik süresinin hak sahiplerince borçlandırılmasına imkan
bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
7. SGK’nın ret işlemi üzerine başvurucu, 28/11/2006 tarihinde iptal davası açmıştır. Bu davada önce başvurucu
aleyhine hüküm kurulmuş fakat başvurucunun temyiz başvurusu sonrasında karar
Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında yargılamaya devam eden
Bursa 1. İş Mahkemesi, 21/12/2009 tarih ve E.2009/93,
K.2009/1123 sayılı kararıyla, “(…) davacının
eşinin askerlik borçlanmasına engel bir durumunun bulunmadığı, aksi yöndeki
kurum işleminin yasaya uygun düşmediği kabul edilmiş, davacının 31/1/2005
tarihli başvurusunun geçerli sayılması gerektiği (…)” gerekçesiyle
davanın kabulüne ve “(…) 31/1/2005
başvuru tarihi itibariyle davacının eşi Emin KORKMAZ’ın
borçlanma talebinin geçerli sayılmasına (…)” karar vermiştir. Bu
karar, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.
8. Başvurucu, kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak SGK’ya başvurmuştur. Bunun üzerine, SGK tarafından 100
günlük askerlik süresinin borçlanma miktarı başvurucuya bildirilmiş ve
başvurucu bu bedeli 17/1/2011 tarihinde idareye
ödemiştir. Başvurucunun bildirilen bedeli ödemesinden sonra, 1/2/2011
tarihinden itibaren başvurucuya ölüm aylığı bağlanmıştır.
9. Başvurucu, Bursa 1. İş Mahkemesinin 21/12/2009
tarihli kararı gereği kendisine 31/1/2005 tarihinden itibaren aylık bağlanması
gerektiği halde 1/2/2011 tarihinden itibaren aylık bağlanması işleminde hata
olduğu gerekçesiyle, mahrum kaldığı 5 yıllık ölüm aylığının kendisine ödenmesi
talebiyle Bursa 5. İş Mahkemesinde dava açmıştır.
10. Bursa 5. İş Mahkemesi, 26/4/2012
tarih ve E.2011/483, K.2012/335 sayılı kararıyla, “(…) Davacıya ancak müteveffa eşinin askerlik süresini borçlanarak
ödemesi halinde ölüm aylığı bağlanabilecektir. Her ne kadar
davalı Kurumun askerlik borçlanması talebini reddeden işlemin yasaya aykırı
olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olsa da, gerek 506 sayılı
Yasa’nın 60/F maddesi, gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 41. maddesi, askerlik
borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, borçlanmanın
ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanacağını öngörmektedir.
(…)” gerekçesine yer vererek, kurum tarafından yapılan
işlemleri mevzuata uygun bulmuş ve davayı reddetmiştir.
11. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 10.
Hukuk Dairesinin 5/10/2012 tarih ve E.2012/12769,
K.2012/17557 sayılı kararıyla onanmıştır.
12. Başvurucu, anılan karardan 1/4/2013
tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiş ve 19/4/2013 tarihinde Anayasa
Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
13. 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu’nun “Yaşlılık aylığından yararlanma
şartları” başlıklı 60. maddesinin “F”
bendi şöyledir:
" (Değişik bent: 29/04/1986 -
3279/2 md.) Bu Kanuna göre sigortalı olarak tescil
edilmiş bulunanların, er olarak silah altında veya Yedek Subay Okulunda geçen
sürelerin tamamı, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları
halinde ve bu Kanunun 78 inci maddesi ile belirlenen prime esas kazancın alt
sınırının talep tarihindeki tutarı üzerinden hesaplanacak malullük, yaşlılık ve
ölüm sigortaları primlerini 2 yıl içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılır. 2
yıl içerisinde ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.
…
Askerlik borçlanmalarında, aylık bağlanmaya hak kazanılması
durumunda kendilerine, borcun ödendiği tarihi
takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.”
14. 5510 sayılı Kanun"un “Sigortalıların borçlanabileceği süreler”
başlıklı 41. maddesi şöyledir:
“Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;
…
b) Er veya erbaş olarak silâh altında veya yedek subay
okulunda geçen süreleri,
…
kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte
bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre
belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere,
kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32"si üzerinden hesaplanacak
primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile
borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır…
…
Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç
tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç
tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak
kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır.
IV. İNCELEME VE
GEREKÇE
15. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde
yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 19/4/2013 tarih ve 2013/2695 numaralı
bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu, askerlik borçlanma
başvurusunun SGK tarafından reddedilmesi üzerine açtığı davanın kabul
edilmesine rağmen kararın gereğine uygun işlem yapılmadığını, SGK’nın mahkeme kararını hatalı uygulaması sonucu 68 aylık
maaştan mahrum kaldığını, bu hatalı işlem sebebiyle açtığı alacak davasının
reddedildiğini, Yargıtay’ın benzer konularda davacıları haklı bulmasına rağmen
kendisi hakkında verilen ret kararını onadığını belirterek Anayasa’nın 2.
maddesinde tanımlanan hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleri ile 35. ve 36.
maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal
edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucu, 1/2/2005
tarihi itibarıyla ölüm aylığı almayı hak ettiğini, kendisine ancak 1/2/2011
tarihi itibarıyla aylık bağlandığını, aradaki dönem için geçerli ölüm aylığını SGK’nın hatalı işlemi nedeniyle alamadığını ve bu suretle
adil yargılanma hakkının yanı sıra mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmektedir.
18. Anayasa’nın 35. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’ne (AİHS) Ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesinde güvence altına
alınan mülkiyet hakkının kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir
şekilde tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361,
K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T.
24/9/2008). Ancak mülkiyet hakkı bir kişinin hâlihazırda sahip olmadığı bir mal
varlığı değerinin mülkiyetini kazanma hakkını güvence altına almaz (benzer
yöndeki AİHM kararı için bkz. Kopecky/Slovakya
[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35). Bu
çerçevede, kesinleşmiş mahkeme kararı ile tanınması gibi yeterli bir dayanağı
bulunmayan “alacak iddiası” da
mülkiyet hakkının sunduğu güvencelerden yararlanamaz (benzer yöndeki AİHM
kararı için bkz. Pravednaya/Rusya, B. No: 69529/01, 18/11/2004, §§ 37-39).
19. Başvuru konusu olayda, başvurucu açısından kesinleşmiş
mahkeme kararıyla ortaya konmuş bir alacak söz konusu olmayıp, başvurucunun
açtığı davada verilecek karar ile ortaya çıkması gerektiğini ileri sürdüğü
ancak bu hususa ilişkin talebinin mahkeme tarafından reddedildiği anlaşılan bir
alacak iddiası bulunmaktadır. Dolayısıyla, başvurucunun iddiaları Mahkeme
kararının sonucuna ilişkin olup, değerlendirmenin de bu kapsamda yapılması
gerekmektedir.
20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi
gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
21. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça
dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
22. 6216 sayılı Kanun’un “Esas
hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı
fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı
yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal
edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile
sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme
yapılamaz.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine
karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü
fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen
kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel
başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
24. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri
önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin
değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece
mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup
olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece
mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda
bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden
bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu
çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası
veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez
(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Başvuru konusu olayda, SGK tarafından reddedilen
başvurucunun askerlik borçlanması talebinin, kesinleşmiş mahkeme kararıyla 31/5/2005 tarihi itibarıyla geçerli olduğu hükme bağlanmış,
söz konusu mahkeme kararı üzerine başvurucunun prim borcunun bildirilmesi ve
kendisine ölüm aylığının bağlanması talebiyle yaptığı başvuru üzerine SGK 100
günlük askerlik süresi karşılığı ödemesi gereken bedeli başvurucuya bildirmiş
ve bu bedelin 17/1/2011 tarihinde başvurucu tarafından ödenmesi üzerine
kendisine 1/2/2011 tarihi itibarıyla maaş bağlanmıştır.
26. Başvurucunun iddialarının yanı sıra, derece
mahkemelerinin karar gerekçeleri incelendiğinde, iddiaların özünün yukarıda yer
verilen 506 sayılı Kanun’un 60. maddesinin B bendi ile 5510 sayılı Kanun’un 41.
maddesinin derece mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve
esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
27. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen
kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme
imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin
şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına
saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller
ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz
etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da
uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi
tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının
oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya
da bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş
olması gerekir (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
28. Somut olayda başvurucunun Anayasa
Mahkemesine yaptığı bireysel başvuruda ileri sürdüğü iddialarını ilk derece ve
temyiz mercii önünde de ileri sürdüğü, bu iddiaların derece mahkemeleri
tarafından karşılandığı, başvurucu tarafından yargılama sürecinin hakkaniyete
aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunulmadığı ve esas olarak
başvurucunun mahkemece hukukun yorumlanmasının ve verilen kararın içeriğinin
adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
29. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine
ilave dayanak olarak Yargıtay’ın benzer davalarda davacıları haklı bulduğunu
belirtmekle birlikte, benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri
arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde
kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri veya temyiz mercilerinin,
uyuşmazlıklara ilişkin olarak, tarafların talepleri ve delilleri arasındaki
yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde
kabul edilemez (B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 36).
30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen
iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemeleri
kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği
anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları
yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan
yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi
gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan
gerekçelerle, başvurunun “açıkça dayanaktan
yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama
giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/6/2014
tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar
verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.