21. Hukuk Dairesi 2014/682 E. , 2015/561 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren yanında çalışırken geçirdiği hastalığın meslek hastalığı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde çalışırken Karpal Tüneli Sendromu hastalığının meslek hastalığı olduğunun ve maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 24.03.2004 – 31.10.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığı, Kurum tarafından, “davacının geçirdiği Karpal Tüneli Sendromu hastalığı, mesleki hastalık olmadığından işlem yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği, 30.04.2009 tarihli İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin raporunda; “Karpal Tüneli Sendromu hastalığının, mesleki hastalık olduğu, ancak maluliyet bırakmadığının” belirtildiği, davalı Kurumun Maluliyet Ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının raporunda; “Sürekli Lokal Baskı Sonucu Sinir Felçleri tanısının mesleki hastalık olduğu, ancak maluliyet olmadığına” karar verildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 31.12.2012 tarihli raporunda; “davacının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu ve sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının” belirtildiği, fakat Mahkemece açıkça sorulmuş olmasına rağmen meslek hastalığı ile ilgili görüş belirtilmediği, alınan bilirkişi heyeti raporunda, “davacının görevlendirildiği bölümler ve yaptığı işler değerlendirildiğinde geçirmiş olduğu rahatsızlığın yaptığı işlerle ilişkilendirilemeyeceği bu nedenle davacıda oluşan hastalığın mesleki olmadığı, ayrıca davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığının” belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının davalı işyerindeki çalışmalarına bağlı olarak meydana gelen rahatsızlığının davacıda maluliyet bırakmadan geçtiği, dosyadaki bütün raporlardan sabittir. Bu nedenle maluliyet oranının tespitinin reddine ilişkin Mahkeme kararı yerindedir. Buna rağmen davacının maluliyet bırakmadan geçen hastalığının, meslek hastalığı olup olmadığına ilişkin tespitte hukuki yararı vardır. Bu nedenle davacının maruz kaldığı rahatsızlığın mesleki hastalık olup olmadığının hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespiti ve buna göre hüküm kurulması gerekir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa"nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet Dairesi Başkanlığının kararına itirazı üzerine S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması bu rapora itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak yukarıda belirtilen prosedürün işletilmesi gerekirse de S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmaması halinde prosedür geriye yürütülemeyeceğinden yeniden S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması gerekmez.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 31.12.2012 tarihli raporda Karpal Tüneli Sendromu hastalığının mesleki olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılmadan, kişide maluliyetine mahal olmadığına karar verildiği halde mahkemece istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan sigortalının hastalığının mesleki olup olmadığı konusunda yeniden rapor almak ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.