Abaküs Yazılım
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/26765
Karar No: 2020/413
Karar Tarihi: 15.01.2020

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/26765 Esas 2020/413 Karar Sayılı İlamı

22. Hukuk Dairesi         2017/26765 E.  ,  2020/413 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ: ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesine haklı sebeple son verdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Karar, her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma ücretinin hesaplanması bakımından uyuşmazlık bulunmaktadır.Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
    Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
    İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Dairemizin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre, fazla çalışmanın ücrete dahil olduğuna dair kural, 1475 sayılı Kanun’un 35/a ve b maddesinde düzenlenen yılda 270 saatle sınırlı olarak geçerlidir. Yılda 270 saati aşan çalışmaların kanıtlanması durumunda karşılığının ödenmesi gerekir.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12.7 maddesinde ücrete fazla çalışma ücretinin dahil olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu husus mahkemece değerlendirilmemiştir. İşçinin imzasını taşıyan sözleşmeye değer verilmelidir. Davacının yılda 270 saat fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu anlaşıldığından, yılda 270 saati aşan çalışmalarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
    3-Dava konusu edilen hafta tatili ücreti hesaplanırken, bilirkişi raporunda yıllık izin, istirahat ve ücretsiz izinli olduğu günlerinde dikkate alındığı belirtilmesine rağmen, hesaplama tablosuna bu günler için de hafta tatili alacağının hesaplandığı görülmüştür.
    4-Davacı son aya ait 21 günlük ücret alacağını istemiş, Mahkemece de talep kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan bordrolarda tarih kısmı yazılı olmadığından, talep edilen 21.08.2015 tarihli ücrete ilişkin bordro aslı getirtilmeli, banka kaydı ile karşılaştırılmalı ve bu aya ait ücret ödemesi olup olmadığı yeniden değerlendirilmelidir.5-İş sözleşmesine hangi tarafça son verildiği ve buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusu ihtilaflıdır.Davacı, dava dilekçesinde iş sözleşmesine haklı sebeple son verdiğini ileri sürmüş, buna ilişkin ... 1. Noterliği"nin 21.08.2015 tarih 11199 yevmiye numaralı ihtarnamesini sunmuştur. İlgili ihtarnameye bakıldığında tarafına hak ettiği ücretlerin ödenmemesi, çalışma şartlarının kötüleştirilmesi, prim ve sosyal yardıma ilişkin ücretlerin ödenmemesi sebepleri ile iş sözleşmesine Yasanın 24/II-e uyarınca son verdiği yazılıdır.Davalı ise, davacının iş sözleşmesine 20.08.2015 tarihli Disiplin Kurulu Kararı uyarınca haklı sebeple son verildiğini, davacının söz konusu Disiplin Kurulu Kararını tebliğden imtina etmesi üzerine, iş sözleşmesinin Disiplin Kurulu Kararı ile feshedildiğinin ... 2. Noterliğinin 28.08.2015 tarih ve 5382 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bildirildiğini savunmuş, Mahkemece de 20.08.2015 tarihinde Disiplin Kurulu Kararı ile davacının iş yerini izin almaksızın terk etmesi nedeni ile iş sözleşmesinin davalı tarafında haklı olarak feshedildiği kabul edilerek kıdem tazminatının reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemenin kabulü yerinde değildir. Şöyle ki, davalı iş sözleşmesine 20.08.2015 tarihli Disiplin Kurulu Kararı uyarınca son verildiğini ileri sürmüştür. İlgili kararda, davacının 28.07.2015 tarihinde mesai saatlerine süreklilik arz eden aykırılığı sebebi ile iş sözleşmesinin feshedileceğinin ihtar edildiği, yapılan bu ihtara rağmen 17.08.2015 tarihinde mesai saatlerine aykırı hareket ettiği ve 4857 sayılı İş Kanunu"nun 25. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesine oybirliği ile karar verildiği yazılı olup, kararın başhekim, başhekim yardımcısı ve davalı tanığı olarak beyanları alınan ... ile ... tarafından da imzalandığı görülmüştür. Dosyada 17.08.2015 tarihinde davacının mesai saatlerine aykırı hareket ettiğine dair bir delil sunulmadığı gibi, Disiplin Kurulu Kararında imzası olan ve davalı tanığı olarak dinlenen ... işten ayrılma nedenini bilmediğini söylemiş, bir diğer davalı tanığı olarak beyanı alınan ve yine Kurul Kararında imzası olan ... davacının ihtar çekerek işten ayrıldığını savunmuştur. O halde, Disiplin Kurulu Kararında yer alan mesai saatlerine sürekli olacak şekilde davacının aykırı davrandığı hususu davalıca ispatlanamadığı gibi, hem Kurul Kararında imzası olan hemde davalı tanığı olarak dinlenen ... davacının ihtar çekerek işten ayrıldığını savunduğundan, Mahkeme kabulünün aksine, davacının iş sözleşmesine son verdiği kabul edilmelidir.
    Bu belirlemeden sonra, davacı iş sözleşmesine son verdiği fesih bildiriminde ücretlerinin ödenmemesi sebebine dayanmıştır. Yukarıda anlatıldığı şekilde hesaplama yapılmasının ardından davacının ödenmeyen işçilik alacakları olduğu anlaşıldığı takdirde, ücretlerin ödenmeme hali davacı işçiye haklı fesih imkanı verdiğinden, davacının 21.08.2015 tarihinde iş sözleşmesine haklı sebeple son verdiği ve buna göre kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilmelidir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15.01.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.






















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi