21. Hukuk Dairesi 2014/13306 E. , 2015/631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 343.663,69-TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan .... Şti. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/01/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ...Şti. vekili Avukat ..., ...,.... İle ...İnşaat Ltd.Şti. Vekilleri Av. ...ile karşı taraf vekili ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava 14.08.2009 tarihinde iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin, davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine, gerçek ücretle maddi tazminat hesabının yapılması ile davacı çocuklar bakımından takdir olunan manevi tazminatların fazla olduğuna ve davalıların sair temyiz itirazlarının reddine ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemenin davacı çocuklardan her biri yararına manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı yerindedir. Ancak davacı eş yararına manevi tazminatın takdiri ile davacı çocuklar ...ve... bakımından maddi tazminatın belirlenmesinde, harç ve avukatlık ücretlerinin tayininde hata yapıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlık öncelikle davacı ve davalı taraf bakımından oluşan usuli kazanılmış hakların ihlal edilip edilmediğine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulmakla kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E. 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E., 2004/19 K.) Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001)
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı)
Gerçekten bozma konusu kararda davacı eş... Yararına 50.000,00-TL manevi tazminat karar verilmiş ve bu yön bozma nedeni olarak sayılmamıştır. Öte yandan gene bozma öncesinde davacılardan ...yararına 37.537,07-TL, ... yararına ise 31.793,94-TL maddi tazminata karar verilmiş ve hüküm maddi tazminatın hesaplanmasına esas alınan ücretin belirlenmesi ile çocuklar yararına takdir olunan manevi tazminatların fazla olduğundan bahisle bozul muştur. Bu duruma göre davacı...bakımından manevi tazminat miktarının bozma dışı kaldığı ve maddi tazminata ilişkin kararının davalı taraf yararına bozulmuş bulunmasına göre artık bozma konusu kararda hüküm altına alınanları geçer biçimde davacılar yararına maddi tazminat karar verilmeyeceği, diğer bir deyişle belirtilen konularda davacı ve davalı taraf bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu ortadadır. Öte yandan bu durumun yukarıda açıklandığı gibi usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturan bir durum olmadığı da bellidir. Hal böyle olunca da yerel mahkemece; davacı...yararına takdir olunan 50.000,00-TL manevi tazminatın bozma dışı kaldığının göz ardı edilerek anılan davacı yararına bozma sonrasında 25.000,00-TL manevi tazminat takdiri ile bozma sonrasında, davacılardan ...yararına 38.578,87-TL, ... yararına ise 31.827,72-TL maddi tazminata karar verilmesi davacı ve davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
Harç ve vekalet ücretine gelince; Dava tek bir başvurma harcı ile açılmıştır. Hal böyle olunca hüküm altına alınan tazminatların toplamı üzerinden tarifenin 10/4 maddesindeki düzenleme gözetilerek davacılar yararına, ret olunan bölüm üzerinden de davalılar yararına tek bir avukatlık ücretinin takdiri gerekirken, Avukatlık Asgari ücret Tarifesinin 3-8. maddelerine aykırı biçimde, davacılardan her biri yararına hüküm altına alınan tazminat miktarları üzerinden, aleyhlerine de reddolunan bölüm üzerin ayrı avukatlık ücreti takdiri usul ve yasaya aykırıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.07.2013 gün ve 2013/3-12E 2013/1012K sayılı ilamı)
Hüküm altına alınan tazminat miktarları ile Harçlar Kanunu hükümleri dikkate alındığında alınması gerekli karar ilam harcının doğru biçimde tespit edildiği görülmektedir. Ne var ki mahsubu gerekli miktarların belirlenmesinde yanılgıya düşülerek davalıların ödemeleri gerekli harç miktarının fazla hesaplandığı görülmektedir. Gerçekten bozma konusu kararda alınması gerekli kararda hesaplanan bakiye karar ilam harç tutarı olan 23.039,00-TL harcın 16.12.2011 tarihinde davalılardan ... tarafından yatırıldığı dosya içerisindeki harç tahsil makbuzu ile UYAP kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bozma sonrasında bu harcın geri iade edildiğine dair bilgi ve belge de mevcut değildir. Öte yandan davacı tarafça dava ve ıslah sırasında toplam olarak 1981,75-TL peşin harç gideri yatırıldığı halde, bu miktarın tamamının da alınması gereken harcın belirlenmesinde dikkate alınmadığı kararın incelenmesinde anlaşılmaktadır. Hal böyle davacı ve davalı tarafça yatırılan harç giderlerinin tamamının dikkate alınmayarak, ödenmesi gereken bakiye karar ilam harcının fazla hesaplanması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacılar ile davalılar yararına takdir edilen 1.100.00-TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.