1. Hukuk Dairesi 2019/3073 E. , 2021/2217 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.03.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, hukuki ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı...vasisi, kısıtlı......’ın ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklardan dolayı ehliyetsiz olduğunu, dava dışı ...in bu durumu bildiği halde kısıtlı ...den aldığı geniş yetkili vekaletnameyi kullanarak kısıtlı ...in maliki olduğu 476 parsel sayılı taşınmazdaki payını eşi olan davalı ...’e satış yoluyla devrettiğini, vekil ... ile davalı ...’nin iş birliği içinde hareket ettiğini, ...’nin de anılan payı akrabası olan davalı ...’a, ...’in de aralarında güven ilişkisi olan davalı ...’e devrettiğini, yapılan tüm devirlerin hileli ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek devredilen payın tapusunun iptali ile...... adına tescilini istemiş,...’ın yargılama sırasında ölümü üzerine tüm mirasçıları tarafından dava takip edilmiştir.
Davalı ..., ...’ın ehliyetli olduğunu, başka hukuki işlemler de yaptığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ..., dava konusu payı ...’den satın aldığını ve bedelini banka aracılığı ile ödediğini, önceden tanımadığı davalı ...’e bedeli karşılığında sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ..., ... ... ile bir ilgisinin olmadığını, çekişmeli payı 307.000,00 TL bedelle satın aldığını, davacının ehliyetli olup ganyan bayi işlettiğini, haksız ve kötü niyetli dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile vekaletnamenin düzenlendiği ve akit tarihlerinde......’ın ehliyetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine ilişkin karar, Dairece; "…Eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacının, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. …Somut olayda, öncelikle ehliyetsizlik iddiası üzerinde
durularak Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınmak suretiyle......’ın vekaletname ve temlik tarihlerinde ehliyetli olduğu saptanarak anılan hukuki nedenin aşılması isabetlidir. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine. ...Ancak, davada vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine de dayanılmasına rağmen bu yönden bir araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmesinde aynı isabetin sağlandığını söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. …Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedeni üzerinde durulması, taraf delillerinin toplanılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır." gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, vekaletname ve temlik tarihlerinde......’ın ehliyetli olduğu, son kayıt maliki ...’in de kötüniyetli edinen olduğunun 4721 sayılı TMK’nin 6. ve 6100 sayılı HMK’nin 190. maddeleri uyarınca ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, mahkemenin Yargıtay"ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
Somut olayda; bozma ilamına uyulmakla bu çerçevede araştırma ve inceleme yapılması gerekirken bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, dava konusu 476 sayılı parsel davacı...... adına kayıtlı iken, öncelikle ...den davalı ...’ye, daha sonra ise ...’den davalı ...’e ve ...’den de diğer davalı ...’e geçtiği, ilk temlike ilişkin akit tablosunun ilgili tapu müdürlüğünden celp edilmediği, vekalete dayalı temlik yapılıp yapılmadığının saptanmadığı, ...e vekaleten devir yapılmış ise, ilk temlik yönünden vekil ile davalı ...’nin el ve işbirliği içerisinde davacı ...i zararlandırma kastı ile hareket edip etmediğinin araştırılıp incelenmediği, bir başka ifade ile, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayanılması halinde öncelikle bu iddianın yerinde olup olmadığının saptanması gerektiği, ne var ki mahkemece hatalı olarak doğrudan son kayıt maliki ...’in 4721 sayılı TMK’nin 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacağı gerekçesiyle sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, taşınmazın aynına ilişkin eldeki davada keşif yapılarak dava konusu taşınmazın temlik tarihlerinde ve dava tarihindeki değerleri belirlenmeden ve Harçlar Kanununun 16. ve 32. maddeleri uyarınca işlem yapılmadan sonuca gidilmesi de hatalıdır.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın davalı ...’ye geçişine ilişkin akit tablosunun ilgili tapu müdürlüğünden celp edilmesi, devrin vekaletname ile yapıldığının tespiti halinde; öncelikle keşif yapılarak dava konusu taşınmazın temlik ve dava tarihlerindeki değerinin saptanması, eksik harcın tespiti halinde tamamlattırılması, akabinde ilk temlik (15.12.2010 tarihli) yönünden toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilmek suretiyle vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı üzerinde durulması, kötüye kullanıldığının saptanması halinde sonraki temlik alanlar yönünden iyiniyetlerinin araştırılarak TMK’nin 1023. maddesinden istifade edip etmeyeceklerinin açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.