23. Hukuk Dairesi 2014/8168 E. , 2015/928 K.
"İçtihat Metni"....
Taraflar arasında görülen tazminat davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 20.05.2014 gün ve 212 Esas, 3938 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı ... vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı....Kooperatifi"nin üyesi olduğunu, müvekkiline A Blok 9 no"lu bağımsız bölümün verileceğinin bildirilmesine rağmen dairenin tapusunun verilmediğini, dairenin kooperatif başkanı ... ve yardımcısı ..."nın talimatı ile arsa sahibi ....tarafından davalı ..."ya devredildiğini, kooperatif kayıtlarında ve karar defterinde ... isimli bir şahsın üyeliğine rastlanmadığını, daha sonra bu dairenin ..."nın borcundan dolayı cebri icra yolu ile satıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla dairenin bedeli olan 20.000,00 TL ile müvekkilinin uğradığı manevi zararlarının giderilmesi için 25.000,00 TL manevi tazminatın, zararın meydana geldiği satış tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, mahkemenin yetkili olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davalı ..."nın davacının eniştesi olduğunu, kooperatifçe tapu dağıtımı sırasında davacıya ulaşılamadığını, davalı ..."nın tapuyu üzerine almak istediğini, arsa sahibi hakkında girişilen takipler nedeniyle dairelere haciz konulmasını önlemek amacıyla iyiniyetli olarak davalı ... adına tescil edildiğini, davacının da bu durumu bildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Yerlikaya, davacının tapu devri için gönderdiği vekaletnameye rağmen vatandaşlıktan kaynaklanan nedenlerden dolayı tescilin davacı adına yapılamadığını, bunun üzerine ..."nın başvurusu üzerine, kooperatif başkanının talimatı ve davacının bilgisi dahilinde dairenin kooperatif üyesi olmayan ..."ya devredildiğini, devirde kendisinin hiçbir kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 20.05.2014 tarih ve 212 E., 3938 K. sayılı ilamıyla, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 98. maddesi yollaması ile TTK"nın 336. maddesi uyarınca, genel olarak yönetim kurulu üyelerinin kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlerden dolayı şahsen sorumlu olmadığı, aynı maddede beş bent halinde sayılan durumların, bu genel ilkenin istisnaları olarak gösterildiği, anılan istisnalardan olan 5. bendin ""idare meclisi azaları şirket namına gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden ve ihmal neticesi olarak yapılmamasından gerek şirkete, gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler"" hükmünü içerdiği,
.../...
S.2
kuralın, 336/1. maddesi uyarınca yöneticiler arasında müteselsil sorumluluk olup, BK"nın 142/1. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil sorumlulardan birinden ya da tamamından zararın tazminini istemek hakkını haiz olduğu, TTK"nın 336/son maddesi uyarınca, yetki ve sorumluluk alanlarının ayrılması halinde, sorumluluğun buna göre belirlenmesi gerektiği, kural olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacağı, ancak, öğretideki baskın görüşe göre, TTK"nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olacakları, 818 sayılı BK’nın 41, 50 ve 51. madde hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatifin müteselsilen sorumlu oldukları, anasözleşmesinin 48. maddesinin de bu hükümlere paralel hükümler içerdiği, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerektiği, başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu"nun yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesinin kabul edildiği, TTK"nın 338. maddesi uyarınca kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde zarardan sorumlu oldukları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3 maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verildiği, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin belirtildiği, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli olduklarının açıklandığı, 62/3 maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verildiği, bu sorumluluklarının saptanması için doğrudan yönetim kurulu üyelerine husumet yöneltilmesinin mümkün olduğu, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu gerektiren eylemin varlığının tespiti gerektiği, anılan hükme göre yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için; gerekli olan yasal şartlar (TTK"nın 338 ve 380. madde kapsamında) belirtilmek suretiyle, somut olayda, davacıya ait A blok 9 no"lu bağımsız bölümün davalı kooperatif başkanı ... ve başkan yardımcısı ... tarafından davacının herhangi bir vekaletnamesi ya da yazılı talimatı olmaksızın 17.05.2007 tarihinde davalı ... adına tapuda tescil edilmiş olduğunun mahkemece isabetli olarak tespit edilmiş olduğu halde, davanın, davaya konu taşınmazın cebri icra yoluyla satılmasından sonra açılmış olması gerekçe gösterilerek ve diğer soyut değerlendirmelere de dayanılarak, sadece bu nedenlerle söz konusu satış işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı sonucuna ulaşılmasının doğru olmadığı, öte yandan, dosya kapsamından kooperatif yöneticileri ... ve ... hakkında ....kemesi"nin 2012/159 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığının anlaşıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesinin; “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmünü içerdiği, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 74. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verildiği, ceza
.../...
S.3
mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, diğer anlatımla beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay"ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, (YHGK"nın 23.01.1985 gün ve 1983/10-372 esas, 1985/21 karar sayılı ilamı) ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağı, bunun nedeninin, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasından kaynaklandığı, (...."nın 28.03.2012 gün ve 19-24 esas, 243 karar sayılı ilamı) böylece, kural olarak hukuk hakiminin ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmadığı, BK’nın 53. maddesi ile bağımsızlık ilkesinin benimsendiği, bu itibarla, mahkemece öncelikle A..... 2012/159 Esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında açılan kamu davasına konu eylem ve işlemler ile işbu davaya konu eylem ve işlemlerin kısmen veya tamamen aynı olup olmadığı araştırılıp 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 53. maddesi (TMK"nın 74. m.) kapsamında bir değerlendirme yapılmak suretiyle, ceza yargılaması sonuçlanmamış ise her iki davaya konu eylem ve işlemlerin kısmen veya tamamen aynı olduğunun tespiti halinde ilgili ceza mahkemesi kararının işbu davanın sonucunu etkileme olasılığı bulunduğundan kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği, karar verilmiş ise de ceza dosyası ve kesinleşmiş ilamı getirtilerek, aynı kapsamda inceleme yapılması gerektiği, yukarıda açıklanan ilkelere göre, ceza yargılaması sonunda hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte bir kararın ortaya çıktığı inancına varıldığı takdirde, orada saptanan hususlar doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği, aksi halde, yani hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte bir hükme varılmaması halinde ise, taşınmazın devrinin davalı ..."ya davacının bilgisi dahilinde yapıldığı hususunun ispat edilemediği, cebri satış ile dava tarihi arasındaki sürenin davacının satış işlemine icazet verdiğini gösterdiğinin kabulü için yeterli bir süre olmadığı hususlarının gözardı edilmemesi gerektiği, açıklanan nedenlerle, eksik incelemeye, soyut değerlendirmelere dayalı olarak yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek, davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK"nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 5,20 TL harç ve takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak ... gelir kaydedilmesine, 17.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.